Dünyaca ünlü yönetim gurusu Peter F. Drucker, “Ne zaman ortada büyük bir başarı görsem, arkasından hep bir mono****** çıkar” der. Bu sözüyle Drucker, belli bir alana, belli bir işe odaklanmanın önemini vurgular.

Bir İstanbul ziyaretimde, vapurla Beşiktaş’tan Kadıköy’e geçiyordum. Oturduğum alt kattaki pencere kenarından, bir an için pür dikkat çevreme odaklanmıştım. Dışarıda çok sayıda martının vapuru takip ettiğini gördüm.
vbseo_seo_replace_callback('vb','vBulletin','
',' Üst kattan martılara ekmek ','vb','. şeyler atılmakta olduğunu fark etmem uzun sürmedi. Geminin çevresinde elli-altmış kadar martı uçuşmaktaydı. Ekmek atıldığında, ekmeğe en yakın martı sanki güdümlü füze gibi hedefine doğru süzülüyor ve yiyeceği kaptığı gibi bütün çevikliğiyle tekrar havalanıyordu. ')

Hatta bazı martılar, ekmeği kapan martının ağzından geri almak için saldırıyordu. Kendi kendime, “Bu kadar çok sayıda martı, niçin birkaç ekmek parçası için vapuru takip ediyor, enerji ve potansiyellerini boşa harcıyor?” diye düşündüğümü hatırlıyorum. Öyle ya, avlanmak yerine hazırı tercih ediyorlardı.

Tam Kabataş-Ümraniye hattına varmıştık ki, başka bir şeyi fark ettim: Onlarca martı birkaç ekmek parçasının peşinde koşarken, biraz ileride başka bir kuş arada bir denize dalıyor, bir süre sonra gagasındaki balıkla suyun üstüne çıkıyordu. Dikkatle baktığımda, başkalarının olduğunu da gördüm.

Martıların aksine; orada ne kalabalık, ne de birbirinin yiyeceğine saldıran kuşlar vardı!.. Çok etkilendim. Karşımda oturan delikanlı ile gördüklerimi paylaştım. Delikanlının yanıtı “Ben yıllardır bu vapurla gelir giderim, siz söyleyince yeni fark ettim” şeklinde oldu.

Hayran olduğum bu kuşun adını, çevremdekilere sordum. Hemen yanımızda oturan orta yaşlı, iri yarı bir beyefendi onların “karabatak” olduğunu söyledi.

Potansiyelini inanılmaz bir etkinlikle kullanan, doğru yere odaklı, girişken, bolluk zihniyetine sahip bu kuşa inanılmaz bir sevgi ve hayranlık duydum.

O kadar sakin, hedefe odaklı ve cesurdu ki, hayranlık duymamak elde değildi. Çünkü her dalış, beraberinde riskler taşıyordu. Denizin altındaki tehlikeler onu bekliyordu. Ancak o, bir an bile tereddüt göstermeksizin odaklandığı noktaya korkusuzca dalıyordu. Bir anlamda hayata meydan okuyordu. Aslında, gördüğüm karabatak yaşam dansını yapıyordu.

O an, yanlış yere odaklanan insanları düşündüm. Karabataklar gibi, bolluk zihniyeti içinde yaşayabilecekken; kimileri martılarda olduğu gibi, kıtlık zihniyeti içinde potansiyellerini israf ediyorlardı.

Gördüğüm martılar, seçme kabiliyetleri olmaksızın içgüdüsel hareket ediyorlardı. Peki, seçme kabiliyetleri olduğu halde, bunların farkında olmadan yaşayan insanlara ne demeli?

Drucker’ın sözü, iş arayanlar için de aynen geçerli. Bu yüzden, iş arama sürecinde doğru yere odaklanmak çok önemli. Amaç, her ne pahasında olursa olsun bir iş bulmak olmamalı.

Sonuç olarak, iş arama süreci büyük bir özenle planlanmalı. Odaklanılacak iş ya da alanla ilgili bazı sorular cevaplanmalı. İşte, sorulardan bazıları:

• Acaba, doğru işe odaklı mıyız?

• Odaklanılacak doğru iş ya da alan nedir?

• Bizim için doğrular nedir?

• Hangi yeteneklere sahibiz?

• Bu iş, yeteneklerimizi kullanabileceğimiz bir iş mi?

• Odaklanacağımız bu işi ne kadar seviyoruz?

• Bu işle, sadece geçimimizi mi sağlayacağız yoksa yaşam dansımızı mı yapacağız?

• Peki, bu işle diğer insanların yaşamlarına ne gibi katkılar yapacağız?

Lütfen, iş aramadan önce bu ve benzeri sorular üzerinde bir süre kafa yoralım. Aksi takdirde, iş bulmak fazla işe yaramaz. Çünkü yanlış iş, pişmanlıkları da beraberinde getirir.

Martılar gibi yanlış yere odaklanıp kıtlık zihniyeti ile bilinçsizce hareket edeceğimize, karabatak gibi doğru yere odaklanıp bolluk zihniyeti içinde yaşayabiliriz. Yeter ki, doğru alana odaklanıp, seçme özgürlüğümüzün farkına varalım.

Ne mutlu, bilinçli bir şekilde yaşam dansını yapabilen insanlara!



Mustafa Çeşitcioğlu