“Evrim Teorisi” üzerine son yıllarda yazılmış çok önemli bir eseri incelemenin mutluluğunu yaşıyorum. Bu konuda genellikle meslekten olmayanların, sadece bir hobi ve merak saikiyle yazmış olduğu çok sayıda kitabı okumuştum. Çoğunlukla Hristiyan bilim adamlarının kendi dinlerinden aldıkları birikimle evrim aleyhinde yazdıkları çok sayıda kitap Türkçeye tercüme edilmiştir. Özellikle son yıllarda birkaç yayınevi bu konuda oldukça önemli eserleri tercüme ederek ülkemiz okuyucusuna tanıttı. Ancak bu tercüme eserlerin en büyük eksikliği, Hristiyanlıktan kaynaklanan bazı yorumlarında gösterdikleri zafiyettir. Dünyanın yaşı ve ilk insanın mahiyetinin yorumlanması gibi kimi konularda İslâmın bazı farklılıklar göstermesi tabiidir. Ayrıca mesleği botanik veya zooloji gibi doğrudan bu mesele ile ilgili olmayanların yazacağı kitaplarda her zaman teknik bazı eksiklikler bulunacaktır.



Değerli yazar Prof. Dr. Arif Sarsılmaz 30 yıldan fazla evrim konusunda yazılar yazan ve dersler veren, mesleği bizzat bu konu olan bir araştırmacadır. Ne yazık ki, inancından dolayı devamlı olarak kendisine saldırıldığı ve akademik unvanlarını almakta çok sıkıntılar çektiği için, YÖK’ün zulmünden dolayı hâlâ mahlas kullanarak yazmaktadır. Aslında YÖK başkanı değiştiği için, daha demokratik bir döneme girmiş bulunuyoruz. Kanaatimce Sayın Sarsılmaz’ın bu kitabını ma1hlasla yazmasına gerek yoktu. Keşke gerçek ismiyle yazıp çalıştığı üniversite adına bastırabilseydi, akademik camiada oldukça kaliteli tartışmalara vesile olabilirdi.
Bununla beraber, yılların birikimiyle yazdığı eseri, mahlas ismiyle bile olsa neşretmesi bir başarı ve cesaretin göstergesidir. Kitabın takdiminin Muhterem Fethullah Gülen hocaefendi tarafından yazılmış olması, bu konunun insanımız üzerindeki önemine ve “Darwinizm” in nesiller üzerinde yaptığı tahribatın büyüklüğü ölçüsünde değerlendirildiğini göstermektedir. Zaten Sayın Sarsılmaz ve daha birçok insan Muhterem Fethullah Gülen’in bu konudaki konferanslarını dinleyerek, bu husustaki şüphelerini izale etmişlerdir.

“110 soruda Yaratılış ve Evrim” kitabı şimdiye kadar evrim karşıtı olarak yayınlanmış pek çok eserden farklı yönleriyle ayrılabilir. Bir kere, yazarın bu dersi veren meslekten bir bilim adamı olması önemlidir. İkinci olarak derslerde karşılaştığı sorulara cevap olacak şekilde hazırlanması okuyucunun sıkılmadan takip etmesini mümkün kılmaktadır. Özellikle üslubun ne çok fazla akademik ne de çok fazla basitleştirilmemiş olması kitabın değerini artırmaktadır. Çok laf kalabalığına girmeden “evrim teorisinin” açık, eksik, yanlış ve abartılmış yönlerini sağlam kaynaklarla gözler önüne seren ve öğrencilerin rahatça anlayacağı bir dil kullanılmıştır.

Kitabın çok önemli bir özelliği Evrim Teorisini çalakalem çürütmek ve yanlışlığını göstermek değil, evrim adına yapılmış doğru yorum ve tespitlerin de takdir edilmesidir. Genellikle evrim konusuna yapılan eleştirilerde bu husus göz ardı edilmektedir. Yazarın da ısrarla üzerinde durduğu gibi bütünüyle bâtıl ve sapık bir ideoloji yoktur. Her ideoloji ve dünya görüşü, felsefî ekol, ne dersek diyelim; her birinde bazı hakikat kırıntıları, doğru tespitler ve faydalı yönler bulunabilir. Bu açıdan, Evrim Teorisi içinde de bazı doğru biyolojik prensiplerin bulunduğunu söyleyen yazar, bu hususların yorumlarına çok farklı bir bakış açısıyla yaklaşmıştır.



Evrim Teorisinin temel mekanizmaları olarak kabul edilen, adaptasyon, mutasyon, varyasyon ve tabii seleksiyona yaklaşımında, bu temel biyolojik prensipleri reddedip bilim karşıtı olmak yerine, bunların Allah’ın tabiat kitabına koyduğu ekolojik ve biyolojik prensipler olarak yeryüzündeki canlı hayatın sürdürülmesi için konulmuş esaslar olarak yorumlamaktadır. Genellikle evrimi reddedenlerin içine düştüğü en büyük sıkıntı bilimle dinin karşı karşıya getiriliyor gibi takdim edilmesidir. Halbuki yazarın pekçok yerde vurguladığı gibi bilime din, bir bütünün iki yüzü gibi takdim edilmekte, asıl birbiriyle zıtlaşanların zihinlerdeki din algısıyla bilim kavramına biçilen elbisedir. Gerçekte bilim ile dinin birbiriyle zıtlaşmadığının bir göstergesi de evrim mekanizmaları olarak takdim edilen hususların nasıl yorumlanabileceğidir.

Evrimcilerin “tesadüfî mutasyonları” Sayın Sarsılmaz’ın yorumlarında Allah’ın icraatında kader kaleminin işleyişiyle ortaya çıkan küllî planın yazar bozar tahtası; “adaptasyon” fertlerin genetik potansiyeline tür sınırları içinde kalmak kaydıyla verilmiş hayatta kalıp yaşama ve neslin devamı için bir sigorta; “tabii seleksiyon” ise ekolojik dengenin işlemesi için gerekli gıda zinciridir. Bu tespitler, biyolojik prensiplerin ateizme ve materyalizme âlet edilmeden de gayet mantıklı ve makul yorumlanabileceğini, din ile bilimin ve kişinin inanç dünyasının birbirine ters düşmeden birlikte ve uyum içinde olabileceğini göstermektedir.

Kitabın bu enteresan yorumları dışında, evrim teorisinin yanlışlığını gösterir mahiyette fosillerin yaş tayinlerindeki hatalar, fosil sahtekarlıkları, embriyolojik hatalar, ihtimal hesaplarıyla bir hücrenin bile tesadüfen ortaya çıkamayacağı, varyasyonların biyolojik değişmedeki rolü, Allah’ın her yaratmasındaki değişiklikler ve bunların tür içindeki zenginlik olarak değerlendirilmesi ve ırkların (alttürlerin) ortaya çıkışındaki biyolojik sınırlar çok önemli hususlar olarak birçok okuyucunun zihin kalıplarında zorlamalar ve yeni yapılanmalar ortaya çıkaracak gibi görülmektedir.

Prof. Dr. İsmail UĞURLU
110 Soruda Yaratılış ve Evrim Üzerine