Ankara'da bir kişinin hayatını kaybetmesine neden olan difteri hastalığı griple karıştırılabiliyor. Belirtilere dikkat!

Türkçede “kuşpalazı” olarak geçen, tıbbi adı, “difteri” olan hastalık, özellikle çocukluk çağında geçirilen ve çok uzun yıllardır aşısı olması dolayısıyla artık çok daha az rastlanan bir hastalık. Ancak son dönemlerde bu konuyla ilgili Sağlık Bakanlığı’nın konuya dikkati çekmesi üzerine difteri yine gündeme oturdu.

Tüm sağlık kurumlarının sağlık otoriteleri ile yakın temas ve işbirliği içinde olmasının hastalığın doğru tanımlanması, kontrol altına alınması ve doğru tedavi edilmeleri için şart olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Melda Özdamar difteri hakkında sorularımızı yanıtladı.

- Difteri nasıl bir hastalık?

Etken mikrobun Latince ismi de, Corynebateriuım diphteriae’dir. Yaptığı hastalık en sık olarak solunum yolunda başlar. Deri ve burunda da infeksiyona rastlanabilir. Hastalık kendini, boğaz infeksiyonu şeklinde kendini gösterir, ancak boğazda yerleşen difteri bakterileri toksin (bir nevi mikrobik zehir) oluştururlar ve bu toksin tüm vücuda yayılarak ölümcül belirtilerle seyreden bir hastalığın ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu belirtiler kalp ve sinir sisteminin tutulmasına bağlı olarak farklılık gösterirler ve boğaz infeksiyonu belirtilerini takip eden 1-2 hafta içerisinde ortaya çıkarlar. Herkeste toksik seyir olmayabilir.

- Korunmada aşının önemi nedir?

Çocukluk çağında olduğumuz karma aşı içerisinde difteri mikrobu toksininin ölü hali bulunur, bu yüzden, ulaşılıp aşılanabilmiş her çocukta bu hastalığa karşı bağışıklık oluştuğu kabul edilir. Ancak, bağışıklık erişkin yaşlarda azalmaya başlar. Gelişmiş ülkelerde erişkinlerde de bu aşının “erişkin formu”, tetanoz aşısının 10 yılda bir tekrar uygulanması gibi ikili olarak hazırlanmıştır. Ülkemizde de bu aşılar bulunabilmektedir, ancak sağlık sistemizde, çocukluk çağı aşıları gibi, henüz finansmanı devlet tarafından karşılanmamaktadır.

- Difterinin görülmesiyle ilgili veriler ne diyor?

Geçmiş ve yakın geçmişte bu hastalığın ortaya çıktığı ülkeler ve bazı sayılardan söz etmek gerekirse, örneğin A.B.D.’de 1921’de 200 000 vaka bildirilmişken bugün bu sayı sıfırdır. Yakın dönemde, 1994 yılında Rusya’da, 48 000 vaka tanımlanmış, bunlardan 1746’sı ölümle sonuçlanmıştır.

- Hastalık nasıl bulaşır?

Mikrop hastalanmış insanların boğazlarında taşınır ve başka insanlara bulaşır. Her mikrobu alan ve taşıyan kişinin hastalık belirtisi göstermesi gerekmez. Bu yüzden mikrop, özellikle bağışıklığı olmayan topluluklarda yayılmayı sürdürür.

- Tanı nasıl konuyor? Tedavisiyle ilgili ne söyleyebilirsiniz?

Tanısında laboratuarın önemli rolü vardır. Nihai tanıyı referans laboratuarları (Hıfzıssıhha) koyar. Tedavisinde çok etkili antibiyotikler bulunur, ancak “toksik” vakalarda antitoksin tedavisi gereklidir.

- Difteriden nasıl korunabiliriz?

Korunmada tüm solunum yolu hastalıklarında olduğu gibi benzer önlemler alınır. Yakın temas ve solunum yolundan atılan damlacıklar ile geçebildiği için hastalananın ve hastaların yakınlarında olan kişilerin bulaşmayı önlemek için dikkat göstermesi uygun olur. El yıkama buna her zaman dahildir. Genel bir kural olarak, bağışıklığı bozuk kişiler, çocuklar ve yaşlılara özel bir dikkat gerekir ve aşılanmada, doktor kontrolünde ve belli kişilerde öncelik sağlanmalıdır. Hastalanan kişiler (hastalığı geçirdikten sonra bile) ve çevresindekilerin aşılanmaları gereklidir. Tüm sağlık kurumlarının sağlık otoriteleri ile yakın temas ve işbirliği hastalığın doğru tanımlanması, kontrol altına alınması ve doğru tedavi edilmeleri için şarttır.


Alıntıdır.

http://www.hurriyet.com.tr/yasasinha...72.asp?gid=373