4 sonuçtan 1 ile 4 arası
  1. #1
    Yrd. Doç. Dr.
    Üyelik tarihi
    30 Mar 07

    Mesajları
    1775
    Konuları
    582
    Eklentileri
    96
    Kredisi
    4814
    Harcanan
    0
    Kalan
    4814

    Standart Han Duvarları...

    HAN DUVARLARI

    Yağız atlar kişnedi , meşin kırbaç şakladı
    Bir dakika araba yerinde durakladı .
    Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar ,
    Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar ...
    Gidiyorum , gurbeti gönlümle duya duya ,
    Ulukışla yolundan Orta Anadolu' ya
    İlk sevgiye benzeyen ilk acı , ilk ayrılık !
    Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık ,
    Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı ...
    Arkada zincirlenen yüksek Toros dağları ,
    Önde uzun bir kışın soldurduğu etekler ,
    Sonra dönen , dönerken inleyen tekerlekler ...
    Ellerim takılırken rüzgarların saçına
    Asıldı arabamız bir dağın yamacına ,
    Her tarafta yükseklik , her tarafta ıssızlık ,
    Bu ıslakla uzayan , dönen kıvrılan yollar .
    Uykuya varmış gibi görünen yılan yollar Başını kaldırarak boşluğu dinliyordu
    Gökler bulutlanıyor , rüzgar serinliyordu .
    Serpilmeye başladı bir rüzgar ince ince ,
    Son yokuş noktasından düzlüğe çevrilince
    Nihayetsiz bir ova ağarttı benzimizi
    Yollar bir şerit gibi ufka bağladı bizi
    Gurbet beni muttasıl çekiyordu kendine
    Yol , hep yol , daima yol ... bitmiyor düzlük yine .
    Ne civarda bir köy var, ne bir evin hayali
    Sonunda ademdir diyor insana yolun hali ,
    Arasıra geçiyor bir atlı , iki yayan
    Bozuk düzen taşların üstünde tıkırdıyan
    Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor ,
    Uzun yollar bu sesten silkinerek yatıyor ...
    Kendimi kaptırarak tekerleğin sesine
    Uzanmış kalmışım yaylının şiltesine ,
    Bir sarsıntı ... uyandım uzun süren uykudan
    Geçiyordu araba yola benzer bir sudan
    Karşıda hisar gibi Niğde yükseliyordu ,
    Sağ taraftan çıngırak sesleri geliyordu ;
    Ağır ağır önümden geçti deve kervanı ,
    Bir kenarda göründü beldenin viran hanı .
    Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri
    Atlarımız çözüldü , girdik handan içeri
    Bir deva bulmak için bağrındaki yaraya
    Toplanmıştı garipler şimdi kervansaraya .
    Bir noktada birleşmiş vatanın dört bucağı
    Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı ,
    Bir pırıltı gördü mü gözler hemen dalıyor ,
    Göğüsler çekilerek nefesler daralıyor ,
    Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı
    Her yüzü çiziyordu bir hüzün kırışığı ,
    Gitgide birer ayet gibi derinleştiler
    Yüzlerdeki çizgiler, gözlerdeki çizgiler ...
    Yatağımın yanında esmer bir duvar vardı ,
    Üstünde yazılarla hatlar karışmışlardı
    Fani bir iz bırakmış burda yatmışsa kimler ,
    Aygın baygın maniler, açık saçık resimler ...
    Uykuya varmak için bu hazin günde , erken ,
    Kapanmayan gözlerim duvarlarda gezerken
    Birdenbire kıpkızıl birkaç satırla yandı ;
    Bu dört mısra değil , sanki dört damla kandı
    Ben garip çizgilerle uğraşırken başbaşa
    Raslamıştım duvarda bir şair arkadaşa ;
    " On yıl ayrıyım Kınadağı' ndan
    Baba ocağından yar kucağından
    Bir çiçek dermeden sevgi bağından
    Huduttan hududa atılmışım ben "
    Altında da bir tarih . Sekiz mart otuz yedi ..
    Gözüm imza yerinde başka ad görmedi .
    Artık bahtın açıktır , uzun etme arkadaş !
    Ne hudut kaldı bugün , ne askerlik , ne savaş ;
    Araya gitti diye içlenme baharına ,
    Huduttan götürdüğün şan yetişir yarına !
    Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk
    Soğuk bir mart sabahı ...Buz tutuyor her soluk
    Ufku tutuşturmadan fecrin ilk alevleri
    Arkamızda kalıyor şehrin kenar evleri
    Bulutların ardında gün yanmadan sönüyor ,
    Höyükler bir dağ gibi uzaktan görünüyor ...
    Yanımızdan geçiyor ağır ağır kervanlar ,
    Bir derebeyi gibi kurulmuş eski hanlar
    Biz bu sonsuz yollarda varıyoz , gitgide ,
    İki dağ ortasında boğulan bir geçide
    Sıkı bir poyraz beni titretirken içimden
    Geçidi atlayınca şaşırdım sevincimden
    Ardımda kalan yerler anlaşırken baharla
    Önümüzdeki arazi örtülü şimdi karla
    Bu geçit sanki yazdan kışı ayırıyordu
    Burada son fırtına son dalı kırıyordu
    Yaylımız tükenirken yolları aynı hızla
    Savrulmaya başladı karlar etrafımızda
    Karlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdü ;
    Kar değil , gökyüzünden yağan beyaz ölümdü ...
    Gönlümde can verirken köye varmak emeli
    Arabacı haykırdı " İşte Araplıbeli "
    Tanrı yardımcı olsun gayri yolda kalana
    Biz menzile vararak atları çektik hana .
    Bizden evvel buraya inen üç dört arkadaş
    Kurmuştular tutuşan ocağa karşı bağdaş
    Çıtırdayan çalılar dört cana can katıyor
    Kimi haydut kimi kurt masalı anlatıyor
    Gözlerime çökerken ağır uyku sisleri
    Çiçekliyor duvarı ocağın akisleri
    Bu akisle duvarda çizgiler beliriyor
    Kalbime ateş gibi şu satırlar giriyor
    " Gönlümü çekse de yarin hayali
    Asmaya kudretim yetmez cibali
    Yolcuyum bir kuru yaprak misali
    Rüzgarın önüne katılmışım ben "
    Sabahleyin gökyüzü parlak , ufuk açıktı
    Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı
    Bu gurbetten gurbete giden yolun üstünde
    Ben üç mevsim değişmiş görüyordum üç günde
    Uzun bir yolculuktan sonra İncesu' daydık
    Bir han yorgun argın tatlı bir uykudaydık
    Gün doğarken bir ölüm rüyasıyla uyandım .
    Başucumda gördüğüm şu satırlarla yandım !
    " Garibim namıma Kerem diyorlar
    Aslı' mı el almış haram diyorlar
    Hastayım derdime verem diyorlar
    Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış' ım ben "
    Bir kitabe kokusu duyuluyor yazında
    Korkarım yaya kaldın bu gurbet çıkmazında
    Ey Maraşlı Şeyhoğlu , evliyalar adağı !
    Bahtına lanet olsun aşmadıysan bu dağı !
    Az değildir , varmadan senin gibi yurduna
    Post verenler yabanın hayduduna kurduna !
    Arabamız tutarken Erciyes' in yolunu
    Hancı dedim bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu' nu ?
    Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende ,
    Dedi
    Hana sağ indi ölü çıktı geçende !
    Yaşaran gözlerimde her şey artık değişti
    Bizim garip Şeyhoğlu buradan geçmemişti ...
    Gönlümü Maraşlı' nın yaktı kara haberi .
    Aradan yıllar geçti işte o günden beri
    Ne zaman yolda bir han raslasam irkilirim ,
    Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim
    Ey köyleri hududa bağlayan yaslı yollar
    Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar !
    Ey garip çizgilerle dolu han duvarları
    Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları !...


    Faruk Nafiz Çamlıbel


    •    Alt 06-02-2007'den beri

      Advertising

      advertising
      Mesajları
      1
      Konuları
      0
      Eklentileri
      0

        
       

  2. #2
    Onursal Üye Figen YÜCE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24 May 07
    Yaş
    35

    Mesajları
    2125
    Konuları
    317
    Eklentileri
    58
    Kredisi
    3081
    Harcanan
    0
    Kalan
    3081

    Standart Cvp: Han Duvarları...

    Ne zaman yolda bir han raslasam irkilirim ,
    Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim
    Ey köyleri hududa bağlayan yaslı yollar
    Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar !

    Han gören var mı hiç

  3. #3
    Yrd. Doç. Dr.
    Üyelik tarihi
    30 Mar 07

    Mesajları
    1775
    Konuları
    582
    Eklentileri
    96
    Kredisi
    4814
    Harcanan
    0
    Kalan
    4814

    Standart Cvp: Han Duvarları...

    Eski hanlar; otel ,motel ve hotel oldular.

  4. #4
    Doç. Dr.
    Üyelik tarihi
    05 Apr 07

    Mesajları
    2071
    Konuları
    269
    Eklentileri
    0
    Kredisi
    5
    Harcanan
    0
    Kalan
    5

    Standart Cvp: Han Duvarları...

    Bu şiiri üniversite birinci sınıftayken osmanlıcasından okurduk,nefret etmiştim adını dahi duymaktan

Advertising

Advertising

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  


HAKKIMIZDA

    GIDA GÜNDEMİ 2007 YILINDA FORUMFOOD.NET İSMİ İLE YOLA ÇIKMIŞ, BUGÜN 150 000 İN ÜZERİNDE ZİYARETÇİ SAYISI İLE SEKTÖRE HİZMET ETMEKTEDİR.

TAKİP EDİN

Twitter Facebook youtube Flickr RSS Feed