5 sonuçtan 1 ile 5 arası
  1. #1
    Onursal Üye ewin3 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01 Aug 08

    Mesajları
    781
    Konuları
    244
    Eklentileri
    44
    Kredisi
    2284
    Harcanan
    0
    Kalan
    2284

    Post Ülker'in Gelişim Tarihi

    Bisküvi İmalathanesinden Entegre Gıda Grubuna
    1944 yılında küçük bir bisküvi imalathanesinden bugün entegre bir gıda grubuna dönüşen Ülker hikâyesinin temelinde, “girişimcilik ruhu, ülkeye güven, çalışma azmi, kendine yeterlilik ve topluma saygı” gibi değerler var. 1 Eylül 1939. Dünya daha birinci savaşın yaralarını henüz sarmaya başlamıştı ki, o gün ikinci büyük savaşın başladığı gün oldu. Savaşa girmemesine karşın, Türkiye de kaçınılmaz olarak yıkımdan payına düşeni alacaktı. Türkiye Cumhuriyeti henüz 21 yaşındayken faaliyete başlayan Ülker’in kuruluşunda, 2. Dünya Savaşı’nın bu zor koşulları etkili oldu. Savaş öncesinde ekonomik kalkınmaya ayrılan ve zaten sınırlı olan kaynaklar, zorunlu olarak savunma giderlerine ayrılmış, yatırımlar durma noktasına gelmişti. Ülker’in kurulduğu yıl olan 1944’te Gayri Safi Milli Hasıla büyüme hızı eksi 5,1’di. Aynı oran bir yıl önce eksi 9,8 olarak gerçekleşmişti. Göstergeler, Türkiye ekonomisinin hızla daraldığı bir döneme işaret ediyordu. Hem yatırımların durması hem de ithalata getirilen sınırlamayla tüketim mallarının arzında ciddi sıkıntılar vardı. Yüksek enflasyon ve kıtlık halkın yaşam koşullarını güçleştirmişti. Milli Koruma Kanunu ve diğer önlemler bile fiyatlardaki artışı engelleyemiyordu. Karaborsa alıp yürümüştü. Karne uygulamasıyla zorunlu tüketim malları devlet kontrolünde insanlara ulaştırılmaya çalışılıyordu. Ülker böyle bir Türkiye’de doğdu. Ekonomik koşullar elverişsizdi ama bir ülkeyi yeniden var etmenin heyecan ve coşkusunun yarattığı motivasyon da az şey değildi.

    Dönemin ağır koşullarına bakıldığında, Ülker’in, kurucuları Asım Ülker ve Sabri Ülker’in cumhuriyete olan inançlarının ve Türkiye’nin geleceğine duydukları güvenin bir eseri olduğu görülür. Sabri Ülker anılarında o günleri şu sözlerle dile getiriyor: “… O günkü sıkıntılara göre memleketimizin geçirdiği merhaleyi görmemek mümkün değil. Varımızı yoğumuzu katıp, Cumhuriyetimizi kurduk. Topluiğnenin bile üretilmediği, her şeyin dışardan geldiği günleri hatırlıyorum. Değil bir şehirden diğerine, neredeyse İstanbul içinde bile bir semtten başka bir semte gitmek zordu. Kıt kanaat geçindiğimiz, yokluklarla mücadele ettiğimiz, ama hep azimle çalıştığımız günlerimiz oldu. Yılmadık, çalıştık, çabaladık ve memleketimizin ileriye gitmesi için her şeyimizi ortaya koyduk. Biz cumhuriyetin nimetleriyle büyüdük. Cumhuriyet sayesinde tahsil yaptık, çalıştık, ekmek paramızı kazandık…”
    Kuruluş yıllarında dağıtım.
    Sabri Ülker, “ekmek parasını kazanmak” için bisküvi üretmeyi seçmişti. O dönemde Türkiye’de endüstriyel anlamda bisküvi üretimi yok denecek kadar sınırlıydı. Zaten endüstriyel bisküvi pazarı pek çok ürüne göre dünyada da yeni bir sektör olarak kabul ediliyordu. Tarihsel kaynaklar, 1800’lü yılların başında İngiltere’de doğan, J.H. Olibet tarafından, 1840’larda Fransa’da geliştirilen endüstriyel bisküvi ile Türkiye’nin önce ithalat yoluyla tanıştığını ortaya koyuyor. Daha sonraları küçük atölyelerde bisküvi üretmeyi deneyen Türk girişimciler olmuştu. Sabri Ülker de çocukluğunda bu fabrikalardan birinde çalışmıştı.

    İktisadi Ticari İlimler Akademisi’nin genç bir mezunu olarak, 1944 yılında Sabri Ülker, faaliyetine ara veren bir bisküvi atölyesine talip oldu. Sabri Ülker anlatıyor: “Tahmin edersiniz, 1944’te İkinci Dünya Savaşı’nın sorunlarını yaşayan genç cumhuriyetimizde üretim aletlerini bulmak çok zordu. 1944 yılı sonbaharında sabahın erken saatlerinde, İstanbul’un o zamanlardaki iş merkezi sayılan, Eminönü´ndeki Nohutçu Han´a geldim. Üçüncü kata çıktım ve hafifçe alçak bir kapıdan içeri girdim. Yaklaşık 100 metrekarelik alandaki kazanları, kepçeleri, kalıpları, arkada duran fırını ve diğer aletleri tek tek inceleyerek, ‘Bu işi başarmalıyım,’ dedim.”
    Sabri Ülker bu işi başaracaktı. Sadece kendi işini değil, Türkiye’de bisküvi endüstrisinin temelini de o küçük atölyede atacak, Türkiye’de sektörün gelişimi Ülker’in gelişimine paralel olacaktı. 6-7 kazan, küçük bir fırın ve 3 işçi ile günde 200 kilo bisküvi üretimiyle işe başlandı. İlk yıl 75 ton bisküvi üretildi. Bugün için oldukça mütevazı görünen bu üretim, o günün Türkiyesi için umut verici bir başlangıçtı ve arkası hızla geldi. Sadece 4 yıl sonra küçük bisküvi imalathanesinden, Topkapı Takkeci’deki bisküvi fabrikasına geçildi ve üretim kapasitesi 3 kat artırıldı. Üretim kapasitesindeki bu artış, kuruluş yıllarının en önemli yatırımı ve kısa sürede sağlanan başarının bir göstergesiydi. Kuruluş yıllarındaki çeşit az olmakla birlikte, kaliteli, lezzetli pötibör bisküviler cumhuriyet nesillerinin sağlıklı beslenmesine de katkıda bulundu.
    1950’li yıllar İkinci Dünya Savaşı’nın da sona ermesiyle birlikte Türkiye ekonomisinin de değiştiği yıllar olacaktı. Devletin ekonomik hayatı sıkı bir şekilde düzenlediği savaş ekonomisinden vazgeçilen 1950’ler sonrası “iç pazara dönük sermaye birikimine” ve “iç pazarın genişliği ve canlılığına” dayalı bir ekonomi modeliyle özel sektör için yeni bir dönem başlamıştı. Ülker de Türkiye’deki bu olumlu havadan etkilenecekti.
    Ülker bisküvilerine artan talep, ürünün dağıtımı konusundaki düzenlemeleri de gerekli kıldı. Ürünler nakliye farkı alınmadan, fabrika fiyatına esnafa ulaştırıldı. Daha çok sayıda bakkala ve o zamanlar mahallelerde de yaygın olan şekerlemecilere ulaşmak, Ülker bisküvilerini herkesin kendi semtinde kolaylıkla satın almasını sağladı.
    Ülkersiz çay saati düşünülemez!
    1960’lı yıllar geldiğinde Ülker, üretimde çok önemli atak gerçekleştiriyordu. Topkapı Davutpaşa’da 20’şer metrelik 4 fırınlı yeni fabrika Ülker’e hem üretim kapasitesini, hem çeşidini hem de kalitesini artırma olanağını sağladı. 1960’lar, Türkiye’de, dünyada hangi gelişmelerin olduğunun izlendiği ama Batı ölçülerinde üretim yapmanın pek de düşünülemediği yıllardı. İşte Ülker’in farklılaşması da bu yıllarda oldu. Sabri Ülker dünya standartlarında üretim yapmak için yurtdışından uzmanlar getirdi. Bu değişim bir basın ilanıyla kamuoyuyla paylaşıldı.

    İlanda şöyle deniyordu: “ En leziz bisküileri imal eden Ülker Fabrikası, şimdi de Pasta- Bisküileri satışa çıkarmış bulunuyor. Ülker’in yeni çeşidi, Almanya’dan getirilen makinelerle el değmeden hazırlanır. Tam 8 çeşidi vardır. Fırından çıktığı tazelikte satılır. Çocuklarınız Ülker’in Pasta- Bisküilerini seve seve yiyeceklerdir. Misafirlerinize de iftiharla ikram edebilirsiniz.”
    Sözü edilen yatırımlar sayesinde fındıklı, marmelatlı, limonlu, nugalı, üzümlü, susamlı ve damla çikolatalı olan ve “pasta bisküvileri” olarak tanımlanan çeşitlerle Türkiye’de “Ülkersiz çay saati düşünülemez” geleneği de 1960’larda başladı. Bu dönemin en kayda değer özelliklerinden biri de Ülker’in reklam ve tanıtım yaklaşımıydı. Dönemin diliyle, “emsalsiz” pasta bisküilerinin özellikleri basın ilanlarıyla tüketicilere tanıtıldı.

    Topkapı fabrikasının üretim hacmini artırmasıyla birlikte Ülker, 1960’lı yılların zor koşullarında da Türkiye’nin çoğunluğu köylerde yaşayan tüketicilerine hizmet veren binlerce küçük çaplı perakendeciye dağıtım yapmaya karar verdi. Bugün Türkiye’nin en geniş dağıtım ağına sahip işlenmiş gıda üreticisi olan Ülker, bu dağıtım ağının temellerini 1960’larda attı.
    1970’lere gelindiğinde, Türkiye için ekonomi ve siyasette zor yıllar da başlamıştı. Sokaklarda, fabrikalarda toplumsal barışın zedelendiği zor yıllar çıkagelmişti. Dönemin ekonomisi, “enflasyon” ve “döviz darboğazı” kıskacında kalmıştı. Ülker, Türkiye’nin “70 sente muhtaç” olduğu bu zorlu yılları güçlü temelleri ve 1960’lı yıllardaki yatırımları sayesinde pek çokları gibi küçülmek bir yana, büyüyerek atlattı.

    Ülker’in geleneksel sloganı “Ülker’siz çay saati düşünülemez”in tohumlarının atıldığı ilan 1960’larda başladı.
    R F

  2. #2
    Onursal Üye ewin3 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01 Aug 08

    Mesajları
    781
    Konuları
    244
    Eklentileri
    44
    Kredisi
    2284
    Harcanan
    0
    Kalan
    2284

    Post Ülker'ın Gelişim Tarihine Devam..

    1970’lerde ihracat başlıyor

    Bu dönemde Ülker ihracatçı kimliğini kazandı.1974 yılında 200 bin dolarlık ilk ihracat, Türkiye’de bisküvi pazarının gelişmesine ve uluslararası anlamda pazar kimliğine sahip olmasına işaret ediyordu.
    Ülker, ihracat başarısını tüketicileriyle yine ilan yoluyla paylaştı: “Kalitesi uluslararası ödüllerle belgelenen Ülker ürünleri, yurtdışında da aranıyor, talep ediliyor. Ülker bundan sonra da kendi alanındaki yeniliklerin öncüsü olmaya devam edecek.” İhracat deneyimi, Ülker’in 1980’li yılların güçlü rekabet ortamıyla erkenden tanışmasına vesile olacaktı. İhracat pazarında uluslararası firmalarla rekabet edebilmek için henüz 1974 yılında Ülker’de Araştırma ve Geliştirme departmanı kuruldu. Aynı yıl İstanbul’da kurulan ikinci fabrikada modern çikolata üretimine de başlandı. Bisküvici olarak anılan Ülker, artık çikolatacı olarak da tanınacaktı.

    Topkapı fabrikası yurtdışı için de üretmeye 1970’lerde başladı.

    1980’li yıllar, Türkiye’nin ekonomi ve toplumsal hayatının “liberal” bir bakış açısıyla tanıştığı yıllardı. 1980’li yıllarda liberal ekonomik politikalarla dışa açılan Türkiye’nin önemli sektörlerinde pek çok şirket yapısal değişim yaşadı. Deyim yerindeyse, 1980’ler her şey ve herkes için yenilenme çağıydı. Gıda sektöründe yaşanan değişim ise diğer sektörlerden daha “etkileyiciydi”. Her şeyden önce, 1970’lerdeki o zorlu yıllarda halkın hafızasında “yokluk”, dramatik biçimde yerli yerindeydi. Her türlü tüketim malı için saatlerce kuyrukta beklemenin yarattığı karamsar duygular unutulmamıştı. Halk 1980’lerin ortalarına yaklaşırken, açılan gümrük kapılarından giren her şeye büyük talep gösterdi. İthal gıda ürünleri de büyük ilgi gördü. Öyle ki, Çikita muz dönemin simgesi olmuştu.
    Bu gelişme diğer yerli şirketler için olduğu kadar, Türkiye’nin en köklü gıda şirketi Ülker için de rekabet anlamına geliyordu. Ancak Ülker, kurucusu Sabri Ülker’in deneyimi ve ileri görüşlülüğüyle, 1980’lerdeki rekabet ortamına 1970’lerde hazırlanmıştı. Yani Ülker için 1980’ler rekabete hazırlıksız yakalandığı bir dönem olmadı. 1980’lerden itibaren Ülker’in üretim çeşitliliği de zenginleşti. Halkın talebi anında karşılık buldu. Tüketim zenginliği içinde Ülker ürünleri de yerini aldı. İthal ürünlerle başarılı bir rekabet sınavı verildi. Sabri Ülker bu konuya şöyle açıklık getiriyor:
    “Ülker Grubu tüketicinin daha iyi bir yaşam için istediği ürünleri tespit eder, bu ürünleri, özenle seçilmiş hammaddelerden, tamamen hijyenik koşullarda, çevre dostu, ileri bir teknoloji kullanarak üretir.”
    1980’lerde Ülker üretiminde dikey entegrasyonu benimseme karar alıyordu. Sabri Ülker bu kararı ise şöyle anlatıyor:
    “Bisküvi ve çikolata yapmak için ne gerekir? Tabii ki un, yağ, glikoz ve ambalaj maddeleri. İşte tüm bunları üretecek fabrikalar, pazarlama şirketleri ve araç filosu olan, lojistik açıdan tam kapasiteli ihracat şirketleri kurup dikey olarak entegre olduk”. 1980’lerden 2000’lere uzanan süreç, Ülker’in dünyaya da entegre olduğu yıllardı. Sabri Ülker süreç hakkında şu bilgiyi veriyor: “Türkiye’de dışardan uzman getiren ilk bisküvi şirketiyiz. Bugün de en iyi uluslararası uzmanlardan bazıları şirketlerimiz için çalışıyor. Birçok yabancı şirketle ortaklık kurup onların ustalık ve deneyimlerinden faydalandık. Bazı şirketlerimizi halka açtık. En önemli önceliğimiz her zaman müşterilerimizin sağlığı oldu. Bu nedenle, ilk olarak biz bir hijyen departmanı kurduk. Tüm küresel gelişmeleri takip edip, dünyanın hızına yetiştik. Kapasitemizi artırmak için yatırım yaptık, yeni fabrikalar kurduk, iş olanakları sağladık. Böylece müşterilerimizin kalbini kazanan yeni ürünler üretmeye başladık.” Ülker’in 90’lı yıllarda yaptığı en önemli yenilik, bisküvi, çikolata şekerleme gibi artık adıyla bütünleşmiş geleneksel yatırım alanlarının yanında gıda alanında da yatırım yapmasıydı. 1992 yılında margarin, bitkisel yağ ve endüstriyel yağ sektöründe artık Ülker’in de adı vardı. İlerleyen yıllarda da gıda grubunun ürünleri çeşitlendi. Ülker’in dünyaya entegrasyon sürecinin en önemli parçası olan dünya devleriyle ilk ortaklıklar da 1990’larda gerçekleşti. 1993 yılında kurulan Pendik Nişasta, yabancılarla gerçekleştirilen ilk ortaklık oldu. Bunu İtalyan Harry’s ile yüzde 50 ortaklı Fresh Kek ve diğerleri izledi.


    21. yüzyılda yenilikçi yaklaşımlar

    Ülker tarihinde 2000 yılı önemli bir dönemeç oldu. Ülker’in kurucusu Sabri Ülker, aktif yönetimi kendisinden sonraki kuşaklara devrederek, grubun “Onursal Başkanı” oldu. Aslında işlerle yine çok yakından ilgileniyordu ama ömrünü adadığı sanayicilik onun bedenini de yormuştu. Yeni bir yönetim organizasyonu düzenlendi. Oluşturulan İcra Kurulu’nun başkanlığına Murat Ülker getirildi. Ülker çatısı altında üretim grupları oluşturuldu.
    2000’li yıllar dünyanın “küreselleşme” ile tanıştığı yıllardı. Yerel ya da bölgesel düzeydeki rekabet küresel düzeye taşınmıştı. Henüz 1980’li yıllarda dünyaya entegre süreci başlatan Ülker için küresel rekabet, Türkiye sınırları içinde de büyümeyi teşvik etti, yatırımlar Türkiye dışına da taşındı. 1990’larda başlayan dünya markalarıyla ortaklık yaklaşımı 2000’lerde de sürdü. 2000’li yılların belirgin özelliklerinden biri de Ülker’in dünyayla eş zamanlı olarak Türkiye’deki tüketicileri “yenilikçi” ürünlerle tanıştırmak oldu. Kolesterolün düşürülmesine yardımcı olan Kalbim Benecol ürünü bu yenilikçi yaklaşımın bir örneği oldu.
    Gerçekleştirdiği üretim, istihdam ve ihracatla Ülker, bugün Türkiye ekonomisine büyük katma değer sağlayan lider kuruluşlardandır.
    1944 yılında başlayan ve bir bisküvi imalathanesinden entegre bir gıda grubuna dönüşümü anlatan Ülker’in hikayesinin temelinde “girişimci ruh, ülkeye güven, çalışma azmi, kendine yeterlilik, topluma saygı” gibi değerler var. 63 yıllık hikâye hâlâ yazılmaya devam ediliyor.
    R F

  3. #3
    Onursal Üye Ümit ÖZTEK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Oct 08
    Yaş
    30

    Mesajları
    569
    Konuları
    116
    Eklentileri
    23
    Kredisi
    1193
    Harcanan
    0
    Kalan
    1193

    Standart Cevap: Ülker'in Gelişim Tarihi

    adamlar üretimde 1 numaralar..stajımı orda yaptım.(ak gıda). gittim gördüm onayladım



    Ümit ÖZTEK
    Food Engineer
    Gıda Mühendisi

  4. #4
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    28 Nov 12
    Yaş
    30

    Mesajları
    1
    Konuları
    0
    Eklentileri
    0
    Kredisi
    5
    Harcanan
    0
    Kalan
    5

    Standart Cevap: Ülker'in Gelişim Tarihi

    sayın ewin,
    öncelikle türkiye tarihi ile birlikte verdiğiniz bilgiler çok açıklayıcı,bu yazdıklarınızı hangi makaleleri kullanarak yazdınız?
    Konu krcglsn tarafından (28-11-2012 Saat 13:11 ) değiştirilmiştir.

  5. #5
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    25 Apr 15

    Mesajları
    2
    Konuları
    0
    Eklentileri
    0
    Kredisi
    5
    Harcanan
    0
    Kalan
    5

    Standart Cevap: Ülker'in Gelişim Tarihi

    Merhaba:
    Yıldız Holding 29/Aralık/2017 tarihte Ülker tüm hissesi fayansa ya devretti.
    Çok üzücü bir durum
    Kaynak borsa dergisi
    habere göre Yıldız Holding in Fransa kolu yeni şirket.

Benzer Konular

  1. Hazır Yemek Kavramı ve Tanımlar ve Tarihi Gelişim
    Hazır Yemekcilik - Catering forum içinde, yazan denizselcuk402
    Yorum: 0
    Son Mesaj: 03-06-2009, 10:28
  2. zeytin üretim tarihi
    Yemeklik Yağ Teknolojisi forum içinde, yazan arven
    Yorum: 0
    Son Mesaj: 21-03-2009, 13:50
  3. rakının tarihi
    Alkollü ve Alkolsüz İçecekler forum içinde, yazan Gülsel ŞEN
    Yorum: 0
    Son Mesaj: 12-11-2007, 17:38
  4. 58 Adet Kişisel ve Mesleki Gelişim Kitabı!
    Kitap ve Dergi forum içinde, yazan fatih07
    Yorum: 15
    Son Mesaj: 28-06-2007, 12:14
  5. Kişisel gelişim değil insani gelişim
    Gıda Sektöründe Kişisel Gelişim forum içinde, yazan Oğuz Pelikli
    Yorum: 3
    Son Mesaj: 25-06-2007, 15:02

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  


HAKKIMIZDA

    GIDA GÜNDEMİ 2007 YILINDA FORUMFOOD.NET İSMİ İLE YOLA ÇIKMIŞ, BUGÜN 150 000 İN ÜZERİNDE ZİYARETÇİ SAYISI İLE SEKTÖRE HİZMET ETMEKTEDİR.

TAKİP EDİN

Twitter Facebook youtube Flickr RSS Feed