Sayfa 1/2 12 SonSon
12 sonuçtan 1 ile 10 arası
  1. #1
    Oğuz Pelikli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Oğuz Pelikli çevrimdışı Üyelik tarihi: 21.02.2007 Son online zamanı: 26.09.2016

    Mesajları
    2504
    Konuları
    345
    Eklentileri
    70
    Kredisi
    3608
    Harcanan
    Onursal Üye
    Kalan
    Onursal Üye

    18 Mart Çanakkale Zaferi ve küçük bir hikaye...

    18 Mart Çanakkale Zaferi:



    Birinci Dünya Savaşı'nda kazandığımız en büyük muharebedir. Savaşın gidişini değiştiren bu büyük zafer, İngilizler'e 205.000 , Fransızlar'a 47.000 kişiye malolmuştur. Düşmanın Çanakkale önlerine yığdığı deniz kuvvetleri 18 zırhlı, 12 Kruvazör, 17 muhrip, 12 denizaltı, 1 uçak gemisi 36 mayın gemisinden meydana geliyordu. Ayrıca 86 nakliye 222 de çıkarma gemisi vardı.



    İngiliz Fransız filosunun 6 zırhlısı Türk topçularının isabetli atışları sonunda batırıldı. 8 saat 45 dakika süren bombardıman esnasında düşman 506 top kullandı. Savaşta Çanakkale sırtlarından vaktiyle 2.Abdülhamit Han'ın yaptırdığı Aziziye tabyalarının büyük rolü oldu.



    Nihayet Boğazdan geçemeyeceklerini anlayan İngiliz ve Fransızlar Gelibolu'ya asker çıkararak İstanbul'a karadan yürümeye karar verdiler. Burada Vatan için can veren 250.000 Mehmet'cikten Ezine'li Yahya Çavuş ve arkadaşlarının abidesi için eski Çanakkale Valilerinden Nail Memik Bey'in yazdığı dörtlük :



    Bir Kahraman tabur ve Yahya Çavuş'tular;

    Tam üç alayla, burda, gönülden vuruştular...

    Düşman, tümen sanırdı bu şahlanmış erleri,

    Allah'ı arzu ettiler; Akşam kavuştular.



    General Hamilton anlatıyor: 3 Eylül 1915 gecesi korkunç bir rüya gördüm, İmroz'da çadırımın içinde küçük bir portatif karyolada yatmaktaydım. Birden bire kendimi buz gibi bir suda gömülmüş buldum. Birisi beni denizin dibine doğru çekiyordu. Boğuluyordum. İkil kuvvetli elin boğazımı sıktığını hissediyordum. Bu ikisi, beni hem boğuyor, hemde denizin derinliklerine sürüklüyordu!.. Nefesim kesiliyordu!..



    Dehşetli bir mücadele ile kendimi bu iki elden kurtarmaya çalıştım. Bu o kadar sıkıntılı bir boğuşmaydıki yatağımda güçlükle gözlerimi açtığım zaman bütün vücudum zangır zangır titremekte idi ve kan ter içinde kalmıştım. Boğazımı sıkan iki kuvvetli pençeyi görür gibi oldum. Çadırımın içinde sankı bir hayalet vardı. Fakat yüzü, karanlıkta seçilmiyordu. Bu hayal yavaş yavaş gözden silinip kayboldu. Boğazım ferahladı. Rahat nefes almaya başladım. Çadıra bir düşman mı girmişti.. Ömrümce bu kadar korkunç bir rüya görmemiştim... Uyandıktan sonra saatlerce bu rüyanın tesiriyle kıvranıp durdum. Kafamın içinde acaip düşünceler canlanmaya başladı. Çanakkale tekin değildir!.. Üzerimize kaçınılmaz bir tehlike çökmüştür. Hepimizi meş'um bir akıbet beklemektedir!.. (18 Mart 1992 tarihli fazilet takvimi)



    Çanakkale savaşında Kahramanca savaşan Türk askeri,düşmanlarını bile kendine hayran bırakmıştır. Bu savaşta bir kolu ile bir ayağına kaybeden bir Fransız Generalinin ülkesine döndükten sonra anlattığı bir savaş hatırası şöyledir:



    "Fransızlar Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için daima iftihar edebilirler. Hiç unutmam Savaş sahasında dövüş bitmiş yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk. Az evvel Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır zayiat vermişlerdi. Bu sırada gördüğüm bir hadiseyi ömrüm boyunca unutamıyacağım. Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk asker kendi gömleğini yırtmış, onun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu. Tercüman vasıtası ile şöyle bir konuşma yaptık:



    -Niçin öldürmek istediğin düşmana yardım yapıyorsun ? Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi:



    -Bu Fransız asker yaralanınca cebinden yaşlı bir kadının resmini çıkardı, birşeyler söyledi. Anlamadım ama herhalde annesi olacaktı. Benim ise kimsem yok. İstedimki, o kurtulup anasının yanına dönsün!.. Bu asil duygu karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım. Bu sırada emir subayım Türk askerinin yakasını açtı. O anda gördüğüm manzaranın yanaklarımdan süzülen yaşları dondurduğunu hissettim, çünkü Türk askerini göğsünde, bizim askerinkinden çok ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutam ot tıkamıştı. Az sonra ikiside öldüler.






  2. #2
    Akın52 çevrimdışı Üyelik tarihi: 22.02.2007 Son online zamanı: 24.10.2019

    Mesajları
    2360
    Konuları
    499
    Eklentileri
    144
    Kredisi
    7213
    Harcanan
    Onursal Üye
    Kalan
    Onursal Üye
    Bütün zamanların en güçlü donanması idi



    Hepsi Savaş Boyalarını yüzlerine sürmüştü



    İçlerinde Bouvet gibi Batmaz denenler vardı



    Ateş kustular



    Bilmedikleri tek şey





  3. #3
    Oğuz Pelikli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Oğuz Pelikli çevrimdışı Üyelik tarihi: 21.02.2007 Son online zamanı: 26.09.2016

    Mesajları
    2504
    Konuları
    345
    Eklentileri
    70
    Kredisi
    3608
    Harcanan
    Onursal Üye
    Kalan
    Onursal Üye
    Hakan Bey,
    Resimler harika olmuş
    Ellerinize sağlık...


  4. #4
    Eagleking06 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Eagleking06 çevrimdışı Üyelik tarihi: 21.02.2007 Son online zamanı: 20.08.2014

    Mesajları
    1820
    Konuları
    201
    Eklentileri
    5
    Kredisi
    322
    Harcanan
    Onursal Üye
    Kalan
    Onursal Üye
    ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

    Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
    En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
    -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
    Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
    Nerde -gösterdiği vahşetle- "bu: bir Avrupalı!"
    Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!

    Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
    Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.
    Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,
    Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada!
    Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
    Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
    Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
    Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ!
    Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,
    Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl,
    Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
    Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
    Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
    Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
    Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
    Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

    Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
    Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
    Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
    Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
    Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
    O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
    Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.
    Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
    Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
    Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
    Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.
    Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermîler...
    Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!
    Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
    Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat îman?
    Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
    Çünkü te'sis-i İlâhî o metîn istihkâm.

    Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
    Beşerin azmini tevkîf edemez sun'-i beşer;
    Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
    "O benim sun'-i bedî'im, onu çiğnetme" dedi.
    Âsım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
    İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.

    Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
    O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
    Yaralanmış tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!

    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
    Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
    Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...
    Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
    Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
    "Gömelim gel seni târîhe" desem, sığmazsın.
    Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
    Seni ancak ebediyyetler eder istîâb.
    "Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
    Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
    Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
    Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
    Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
    Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,
    Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
    Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile âvîzeni lebriz etsem;
    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
    Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.

    Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini,
    Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddîn'i,
    Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
    Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
    O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
    Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
    Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...

    Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber,
    Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber
    MEHMET AKİF ERSOY


  5. #5
    sssensei çevrimdışı Üyelik tarihi: 10.02.2007 Son online zamanı: 09.12.2010

    Mesajları
    2611
    Konuları
    54
    Eklentileri
    14
    Kredisi
    763
    Harcanan
    0
    Kalan
    763


  6. #6
    nagihan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    nagihan çevrimdışı Üyelik tarihi: 27.02.2007 Son online zamanı: 12.10.2020

    Mesajları
    228
    Konuları
    25
    Eklentileri
    6
    Kredisi
    317
    Harcanan
    12
    Kalan
    305
    yaa insan bi savaşın hayranı olur mu?..hikayeler , yaşananlar anlatmakla bitmez arkadaşlar.. hepinizi buraya Çanakkaleye bekliyorum elin oğlu kalkıp yeni zellendadan avusturyadan gelirken atalarını ziyarete nolur biraz daha duyarlı olalım..18 mart-25 nisan arası burası anzaklardan geçilmiyo..onlar anıtlarımızda ayin yaparken biz nerdeyizzz.. ben yarın şehitlikteyim sizide bekliyorum..bugün yarın her zaman..


  7. #7
    sssensei çevrimdışı Üyelik tarihi: 10.02.2007 Son online zamanı: 09.12.2010

    Mesajları
    2611
    Konuları
    54
    Eklentileri
    14
    Kredisi
    763
    Harcanan
    0
    Kalan
    763
    burda savaşın diil inanmaya mücadele etmeye ama bunu yaparken herkese hakkını vermeye hayranız


  8. #8
    Cvitaamini çevrimdışı Üyelik tarihi: 10.02.2007 Son online zamanı: 18.05.2011

    Mesajları
    611
    Konuları
    33
    Eklentileri
    5
    Kredisi
    255
    Harcanan
    0
    Kalan
    255
    gelmeyi çok isterim,ilk imkan ve fırsat buldugumda gelicem inşallah,görmeyi istedğim yerlerin basında gelio çanakkale.


  9. #9
    Eagleking06 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Eagleking06 çevrimdışı Üyelik tarihi: 21.02.2007 Son online zamanı: 20.08.2014

    Mesajları
    1820
    Konuları
    201
    Eklentileri
    5
    Kredisi
    322
    Harcanan
    Onursal Üye
    Kalan
    Onursal Üye
    oo ben gitmiştim lisedeyken Allah nasip ederse bi daha da gitmek istiyorum


  10. #10
    sssensei çevrimdışı Üyelik tarihi: 10.02.2007 Son online zamanı: 09.12.2010

    Mesajları
    2611
    Konuları
    54
    Eklentileri
    14
    Kredisi
    763
    Harcanan
    0
    Kalan
    763
    bende gitmedim ne yazıkki ölmeden mutlaka gitmek isteidğim yerlerden biri


Sayfa 1/2 12 SonSon

Advertising

Advertising

Benzer Konular

  1. ÇOMÜ ÇANAKKALE 18 MART ÜNİVERSİTESİ
    Gıda Mühendisliği forum içinde, yazan selimgevrek
    Yorum: 6
    Son Mesaj: 03.04.2021, 10:08
  2. Yorum: 6
    Son Mesaj: 24.10.2013, 01:50
  3. çanakkale zaferi yaklasıyor (18 mart)
    Şiir forum içinde, yazan safir
    Yorum: 1
    Son Mesaj: 12.03.2008, 15:23
  4. bursa zaferi
    Spor forum içinde, yazan gıdacıfatma
    Yorum: 11
    Son Mesaj: 25.02.2008, 22:33
  5. Yapıcı Eleştiri Üzerine Küçük Bir Hikaye
    Gıda Sektöründe Kişisel Gelişim forum içinde, yazan Gülsel ŞEN
    Yorum: 10
    Son Mesaj: 05.07.2007, 17:45

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  


HAKKIMIZDA

    GIDA GÜNDEMİ 2007 YILINDA FORUMFOOD.NET İSMİ İLE YOLA ÇIKMIŞ, BUGÜN 150 000 İN ÜZERİNDE ZİYARETÇİ SAYISI İLE SEKTÖRE HİZMET ETMEKTEDİR.

TAKİP EDİN

Twitter Facebook youtube Flickr RSS Feed