2 sonuçtan 1 ile 2 arası
  1. #1
    hi_axy07 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    hi_axy07 çevrimdışı Üyelik tarihi: 28.09.2008 Son online zamanı: 31.05.2021

    Mesajları
    495
    Konuları
    91
    Eklentileri
    21
    Kredisi
    1096
    Harcanan
    Onursal Üye
    Kalan
    Onursal Üye

    Standart Çanakkale Geçilmez...

    Çanakkale Zaferimizin 95.yılı tüm Ulusumuza kutlu olsun ! Bu büyük zafer yolunda Şehit ve Gazi olan tüm askerlerimizi rahmet ve saygıyla anıyoruz...
    !8 Martı en iyi anlatan şiir: İstiklal Marşımızın yazarından:
    Mehmet Âkif Ersoy - Çanakkale Şehitlerine
    Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
    En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
    -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
    Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
    Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"
    Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
    Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
    Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.
    Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,
    Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
    Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
    Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
    Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
    Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ!
    Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil,
    Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,
    Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
    Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
    Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
    Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
    Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
    Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

    Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
    Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
    Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
    Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam,
    Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.
    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
    O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...
    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
    Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.
    Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
    Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
    Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
    Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.
    Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
    Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
    Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
    Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
    Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
    Çünkü te'sis-i İlâhî o metin istihkâm.
    Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
    Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
    Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
    "O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme" dedi.
    Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
    İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
    Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
    O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar...
    Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
    Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
    Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
    Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
    Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
    "Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.
    Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
    Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
    "Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
    Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
    Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ namıyle,
    Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
    Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
    Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına;
    Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
    Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
    Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
    Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini,
    Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
    Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
    Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
    O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
    Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın;
    Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
    Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
    Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber






  2. #2
    mutlu_571 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    mutlu_571 çevrimdışı Üyelik tarihi: 25.06.2008 Son online zamanı: 28.06.2014

    Mesajları
    499
    Konuları
    34
    Eklentileri
    38
    Kredisi
    2100
    Harcanan
    Onursal Üye
    Kalan
    Onursal Üye
    Şiir söylenmesi gereken herşeyi zaten söylüyor.
    Bize düşen ise neslimize tarihimizi güzel bir şekilde aktarabilmek...
    bugün metrobüs beklerken 28-30 yaşlarında bi arkadaş "ya heryerde bayrak var bişey mi oldu..." diye sorunca içim cızz etti..
    anzaklar sinsice planlanmış bir oyunla kandırılmıştı ve karşı cephede yeralmıştı.
    bunun bir aldatmaca olduğunu anladıklarında ise artık çok geç olmuştu.
    bir büyüğüm:
    "seyit onbaşı topu yerleştirdi ve besmele ile fırlattı, içinde anzak askerlerinin de olduğu gemiyi denizin dibine yolladı ve iyi de yaptı" der; bizim kimsenin oyununa gelmeyecek şuur ve imana sahip olmamızın gerekliliğini ifade eder.
    Her Türk Evladı dostunu-düşmanını iyi tanımalı, yaptığı her işin kimlerin amacına hizmet ettiği muhasebesini iyi yapmalıdır.
    günümüzde de bize yönelen tehditleri bertaraf etmenin ve zafer ile sonuçlanacak mücadelelerin teminatı; tarihimizdir. tarihimize ve değerlerimize sahip çıkarsak dünyaya sahip oluruz ama güç ve kaba kuvvetle değil, barış ve adalet ile...
    biz; yaptığı seferleri, zorbaların zulmü ile ezilen insanları kurtarmak ve zalimden hesap sormak için yapan bir milletin evlatlarıyız. şanımıza yaraşır şekilde hareket etmek durumundayız.
    inşaallah bu günlerin yıldönümleri sadece şehit olan insanların yaslarının tutulduğu ve kahramanlıklarının anlatıldığı günler olarak değil aynı zamanda tarihi bir vesika olarak da değerlendirilir...
    eminim; türk-kürt-laz-çerkez-vs demeden cephelere koşan ve vatanı vatan yapan tılsım'a inanan ecdadımızı biraraya getiren değer ile üzerimizde oynanan oyunlar anlaşılacak ve tekrar tek yürek olmak başarılacaktır.
    SAYGILAR

    HİÇBİRŞEY TESADÜF DEĞİLDİR.

    Yine dağların sevdası düştü yüreğime anne
    Kurşunların sevdası,
    Zulümlerden bıktım usandım
    Yüreğim kanıyor anne,
    Kara bulutlar bir sağanaktır tutturmuş gider
    Dünya zulüm, zulüm kokar anne
    ...

Advertising

Advertising

Benzer Konular

  1. ÇOMÜ ÇANAKKALE 18 MART ÜNİVERSİTESİ
    Gıda Mühendisliği forum içinde, yazan selimgevrek
    Yorum: 6
    Son Mesaj: 03.04.2021, 10:08
  2. ?Astronot gıdası? Çanakkale?de
    Tarım forum içinde, yazan OzanA
    Yorum: 0
    Son Mesaj: 07.05.2015, 06:20
  3. Çanakkale'de Ulu Önder Atatürk
    ATATÜRK Köşesi forum içinde, yazan Didem SALİCİK
    Yorum: 0
    Son Mesaj: 01.03.2008, 21:23
  4. çanakkale
    Genel Kültür forum içinde, yazan fatihsasmazm
    Yorum: 1
    Son Mesaj: 14.11.2007, 15:04
  5. ÇANAKKALE GEÇİLDİ...
    Slaytlar forum içinde, yazan Uğur MARANGOZ
    Yorum: 1
    Son Mesaj: 10.09.2007, 14:27

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  


HAKKIMIZDA

    GIDA GÜNDEMİ 2007 YILINDA FORUMFOOD.NET İSMİ İLE YOLA ÇIKMIŞ, BUGÜN 150 000 İN ÜZERİNDE ZİYARETÇİ SAYISI İLE SEKTÖRE HİZMET ETMEKTEDİR.

TAKİP EDİN

Twitter Facebook youtube Flickr RSS Feed