Çağımızda, zenginlik parayla değil bilgiyle ölçülüyor. Dünyanın dört bir köşesinde üretilen sayısız bilgiye sahip olabildiğiniz ölçüde güçlüsünüz. Bu gidişatı gömemezlikten gelmek yok olmayı göze almak demektir.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte besin tüketiminde hazır gıdalara yönelme ve bunun yanında çay, kola gibi içeceklerin tüketiminin artmasına neden olmuştur. Aile veya arkadaş ziyaretlerinde, kahvaltıda, kahvede ve dolayısıyla gittiğimiz değişik yerlerde içtiğimiz çay bizden ne götürüyor ve bize ne getiriyor. Basında da zaman zaman çaydan bahsedilmekte ve bazen de tartışma konusu olabilmektedir. Ama her şeyden önemlisi bizim insanımızın en fazla tükettiği içecek hiç şüphesiz ki çaydır. Türk halkının %90’ı günde en az bir kere çay içiyor. Türkiye’de su dahil içilen soğuk-sıcak meşrubatın %42’si su ve %39’unu çay oluşturmaktadır. Ülkemizde kişi başına içilen çay ortalaması 7 bardaktır(5).
Bir efsanede Çinlilerin ilk kez İ.S. 2700 yıllarında çay yapraklarını suda haşlayarak suyunu içmeye başladıklarından söz edilir. Memleketimizdeki çay ziraatı 19. yüzyılın sonlarında başlamıştır. İlk denemeler 1888 yılında Bursa’da yapılmış fakat başarısız olunmuştur. 1924 senesinde Kafkasya’dan getirilen tohumlarla Rize ilinde denemeler yapılmış ve olumlu sonuç alınmıştır.1939 yılında çıkarılan 3788 sayılı çay kanunu ile çay ziraatı büyük bir hızla gelişmiştir(1,2). Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre ülkemizde 1998 yılında 177.850 ve 1999 yılında da 199.150 ton civarında kuru çay üretilmiştir. Ülkemizde ortalama 170-200 bin ton civarında yıllık kuru çay üretimi gerçekleşmektedir. Dünyanın en büyük çay üreticileri Hindistan, Çin, Gürcistan, Türkiye ve İran’dır.

ÇAY ÇEŞİTLERİ

Çay bitkisinin yapraklarından üç ayrı şekilde çay elde edilmektedir. Taze olarak toplanmış çay yaprakları hafifçe ezilerek bileşenleri tamamen okside veya fermente olur ve yapraklar siyah renge döner. Bu üretim şekline siyah çay denilir. Yeşil çay ise yaprakların oksidasyona uğramaması için toplandıktan sonra ezilme v.s gibi işlemlere tabii tutulmamakta ve böylece doğal bileşenleri ve aroması muhafaza edilerek elde edilmektedir. Birde yarı fermente olmuş siyah çay olmak üzere üç çeşit çay vardır. İçine başka maddelerin katılmadığı bir fincan çayda yalnızca 4 kalori vardır ve içeriğinde B kompleks vitaminleri bulunur. Çayın uyarıcı etkisi kafein, buruk tadını ve rengini tanen, özgün kokusunu ise uçucu yağlar verir (1,8). Çay yaprakları %1-4 kafein, %10-25 tanen, az miktarda teofilin ve uçucu yağ içerir(8).
Büyük şehirlerde, çay denilince, akla artık sadece Çay (Thea sinensis) bitkisinin fermente olmuş yapraklarından hazırlanan koyu renkli, buruk veya acı lezzetli sıvı akla gelmektedir. Halbuki Anadolu’da köylerde, kasabalarda ve küçük şehirlerde çay kelimesi sadece siyah çayı akla getirmez. Çünkü köylüler çevrelerinde yetişen pek çok yabani bitkiyi çay olarak kullanmakta ve bunlara dağ çayı, yayla çayı, ada çayı v.b ...gibi değişik isimler vermektedirler.

ÇAY’ın FAYDALARI

1- Çay keyif verici olarak içilmesinin yanı sıra, eczacılıkta yapraklarından kafein elde edilmektedir.
2- Yemeğin üzerine içildiğinde sindirime yardımcı olur(8). İçerisindeki bazı kimyasal maddeler (Bakır, Çinko v.b. gibi) enzimlerin aktivitelerini artırır.
3- Çayda P vitamini yüksek miktarda bulunmaktadır. P vitamini kan damarlarının duvarlarını kuvvetlendirir ve özellikle kılcal damarları esnekleştirip ani kanamaları önler (10).
4- Kafein ve tanenin psikolojik etkileri ile tıp literatürleri ishal hastalığı çeken kişiler için yardımcı olduğunu tespit edilmiştir (9).
5- Bugünkü bilgilerimize göre kahve gibi çayda kafein içermektedir. Bir bardak çayın kafein içeriği özdeş miktardaki kahvenin içeriğinden yaklaşık %50 daha azdır. Normal şekilde yapılan demleme ile çayda bulunan kafeinin yaklaşık %80’i deme geçer. Buna göre 5-6 bardak çay içen bir kimse ortalama 300 mg. Kafein alıyor demektir. İnsan sağlığı üzerine kafeinin etkileri geniş şekilde araştırılmıştır(8,11). Yıllardır migren baş ağrılarının tedavisinde kullanılan kafein, günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Kafein, bu etkisini baş ağrısına sebep olabilen baştaki genişlemiş kan damarlarını daraltarak gösterir(18).
6- Çay yapraklarında %1.5-4 kadar kafein, %10 kadar tanen maddesi ihtiva ettiği alkaloitlerden dolayı bariz idrar söktürücü etkisi vardır(1).
7- Siyah çayda balık etinde ve taze yeşil sebzelerde bulunan K vitaminine yakın miktarda bu vitaminden bulunmaktadır. Günde 5-7 bardak çay içilirse vücudun K vitamini ihtiyacı karşılanmış olur(1).
8- Uyku giderir ve canlılık verir. Özellikle uzun yol şoförleri sürekli araba kullandıklarından dolayı üzerlerine çökmüş olan ağırlığı atmalarında önemlidir. Öğrenciler ders çalışmaları esnasında içecekleri bir bardak çay onlara zindelik verir(8).
9- ABD’deki Lowa, İsviçre’deki Goeteborg Üniversiteleri tarafından ortaklaşa yapılan araştırmada siyah çayın içinde bulunan bileşimler, diş çürüklerini ve ağız içinde asit oluşturan bakterilerin etkin hale gelmesini önlüyor. Siyah çay Glucosyltranferase enzimi üzerine etki yaparak ağızdaki bakterilerin kümelenerek dişlere yapışmasını önlüyor ve dişlerde oluşan yabancı madde birikimini azaltıyor (5).
10- ABD’li araştırmacılar düzenli olarak günde iki bardak çay içilmesi halinde kalp damarlarına yararlı olacağını belirtmektedirler (17).
11- Sıkıntıya karşı çay içilir (12). İnsanın sıkıntılı olduğu günlerde halk tabiriyle efkar dağıtmak amacıyla bir fincan çay içilmesi kişinin iç ruhi yapısını rahatlatır.
12- Balgam söktürücü özelliği vardır (12). Limonlu çay üst solunum yolu hastalıklarına iyi gelir. Ayrıca sıcaklığı nedeniyle balgamı yumuşatarak söküp atılmasına yardımcı olur.
13- ABD’deki Keck Tıp Okulu ve Çin’deki Şanghay Kanser Enstitüsü uzmanları, çayın içindeki anti oksidan bileşik polyphenols’un midede kansere neden olabilen kimyasal maddeleri parçalayarak yok ettiğini bildirmektedirler. Araştırmaya göre, siyah ve yeşil çay içenlerin idrarlarında kansere yol açan kimyasal maddeler daha az görülmekte ve kalp hastalıkları riskinin yanı sıra mide ve yemek borusu kanserini de azalttığı tespit edilmiştir(5,6).
14- Su ihtiyacını giderir v.b....
15- Koyu ama soğuk bir çay hararet gidericidir
16- Yeşil çay kullanan Çinlilerin, prostat ve göğüs kanserine , Batı ülkelerinden % 58 daha az tutulduğunu belirterek, günde en az üç bardak içilmesini öneren ABD’nin “The Nature “ dergisi, yeşil çayın tümoral gelişimi engellediğini ifade ediyor. Çayın bünyesindeki C ve E vitaminleri, selenyum ve magnezyum mineralleri ile kateşin maddesi sayesinde kanserin önlendiği ileri sürülüyor (3,4).
17- Yeşil çayın değişik kanser risklerini azalttığı kan kolesterol seviyesini düşürdüğü, yaşlanmayı geciktirdiği tespit edilmiştir. Yeşil çayın özellikle yemek borusu kanserini erkeklerde %57, kadınlarda %60 oranında önlemektedir (7).
18- Japonya Hamamatsu tıp merkezinde görev yapan Dr. M. Yamada yeşil çayın değişik bakterilerin gelişmesini engellediği, gastrit hastalığında etkili olan Helicobacter pylori’ye karşı güçlü bir antibakteriyel etki gösterdiğini tespit etmiştir (7).





DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR


1- Kolalı meşrubatlar ile kahve, çay ve kakao da metilksantinler, kafein, teobramin ve teofilin bulunmaktadır. Fazla miktarda alınan kafein, merkezi sinir sistemine etkili olarak baş ağrısı, sinirlilik ve karın ağrısı yapabilmektedir (16).
2- Yemekle veya kahvaltıyla birlikte içildiğinde içerisindeki tanen maddesi, yiyecek maddesinde ki demiri bağlayarak, çözünmeyen bileşikler yaptığı ve bağırsaktan emilip vücuda geçmesini engellediği herkes tarafından bilinmektedir. Dolayısıyla demire dayalı anemi hastalığının sebeplerinden biride yemeklerle birlikte içilen çaydır (8, 15)
3- . Kişisel duyarlılığa ve tüketilen miktarlara bağlı olarak bazı durumlarda, kafeinli içeceklerin peptik ülserlerin, kalp- damar hastalıklarının, anormal doğumların ve merkezi sinir bozukluklarının oluşumunda risk faktörü olabileceği de gözlenmiştir(18).

4- Günde bir iki kez çay ve kahve içmekten yaşlılar hoşlanabilir. Ancak bu içecekler yemekle birlikte tüketilmemeli, çayın ise açık ve limonla içilmesi tercih edilmelidir. Gebelik döneminde vücudun demir ihtiyacı arttığından, demir emilimini azaltan çay, yemekle birlikte tüketilmemelidir. Yine çocukların beslenmesinde süt yerine çay ayran yerine gazoz verilmemelidir (14).
5- Aşırı sıcak içilen çaylar, dudak, dil, ve boğazda tahribatlara neden olabilir ve sonuçta istenmeyen hastalıklar ortaya çıkabilir.
6- Doğu Karadeniz Bölgesinde 30 üretici çay bahçesinden toplanan çay yapraklarının bakır kapsamlarının 10 ila 26 mg. arasında değiştiği tespit edilmiştir (11). Bakır, çay bitkisinde klorofil oluşumunda olduğu gibi solunum olayında da etkin rol oynar. Çayda bulunması gereken bakır miktarı 40 mg.’ın altındadır.. K.T.Ü. Kimya Bölümünde çay üzerine yapılan araştırmalarda bu miktarın 100 mg’ın üzerinde olduğu tespit edilmiştir (17). Günlük bakır ihtiyacımız 1-2 mg./gün’dür (8). Bakır toksik etki gösteren bir maddedir. Yüksek miktarda alındığında zehirlenmelere yol açabilir.
7- Çay ve kola , kan basıncını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu tür içecekler ileri yaş gurupları için risk oluşturmaktadır(14).
8- Mevcut çay bahçeleri tohumla tesis edilmiştir.Tohumla kurulmuş çay bahçelerinde genetik açılmalar nedeniyle verim ve kalite düşük olmaktadır. Çelikle çoğaltmada ortalama %30 verimdeki artışın yanında çayın tadına tesir eden ve önemli bir faktör olduğu kabul edilen polifenol miktarıda %5 daha fazlalık göstermektedir (13). Bu araştırma sonucuna göre Rize çayında polifenol miktarı düşük olduğundan dolayı istenen tat ve lezzet miktarıda düşüktür.
9- Uzun müddet ve fazla miktarda çay kullananlarda teizm adı verilen uykusuzluk,sık sık uykudan uyanma, iştahsızlık, ishal, zayıflama ve sinirlilik halleri ile kendini gösteren hastalıklar belirir (2).
10- Çay zehirlenmesi, hem kısa bir sürede ve hem de fazla miktarda (600mgr/gün’den fazla) kafein tüketilirse kahve zehirlenmesine çok benzeyen müzmin zehirlenme görülebilir. Sonuçta sindirim bozuklukları, uykusuzluk ve çarpıntılarla kendini belli eder. Had zehirlenmede ise daha çok çarpıntı, kalp atışında hızlanma ve beyinde aşırı uyarılma görülür(1,8).



ÇAY NE ZAMAN ve NASIL İÇİLMELİ


Çay Dünyada sudan sonra en fazla içilen bir içecektir. Ülkemizde kişi başına yıllık kuru çay tüketimi 1700 gr.’dır (13). Çay kahvaltılarda ve yemeklerle birlikte içilmemeli. Kahvaltılarda çay yerine süt veya bir elma , portakal gibi meyvelerle yapılması dengeli ve yeterli beslenme için gereklidir.Çay içerken açık çayı tercih etmeliyiz, yemeklerden hemen önce ve sonra çay içmemeye özen göstermeliyiz. Koyu ve bayat çayları tercih etmemeliyiz. Zaman zaman da olsa siyah çay yerine yeşil çaylara yer ayırmalıyız. Diğer bitkisel çayların bir takım hastalıklara iyi geldiği tıp dünyası tarafından tasdik edilmektedir. Örneğin kekik çayının öksürüğe iyi geldiği gibi. Eğer çay içmek istiyorsak yemeklerden en az bir saat sonra orta demde veya açık içilmelidir, çocukların, yaşlıların, gebe hanımların içecekleri çay açık ve limonlu olması tercih edilmelidir. Günlük içilecek çay miktarı normal demde 6-7 bardak olmalı ve çok sıcak içmemeye ve de içerken de acele etmemeye özen göstermeliyiz.
Sonuç olarak kafein, ağız yolu ile alındıktan sonra 30 dakika içinde kan plazmasında en üst seviyeye ulaşır. Daha sonra kan yoluyla bütün vücut dokularına yayılır ve aynı zamanda süte de geçebilir. Kafeinin yarılanma ömrü (yarısının vücuttan atılması için gerekli zaman) yaş, cinsiyet, hormonal durum, ve/veya sigara içmeye bağlı olarak bir saatten birkaç güne kadar değişir(18).
Fazla miktarda içildiğinde mideye zararı olabilen, uyku kaçıran siyah çayın yerine yeşil çayları içmek daha yararlıdır.

Mehmet ÖZDEMİR
Tarım İlçe Müdürü
Arsin/TRABZON











KAYNAKLAR

1-.Anonymouse, 1992, Anabritanica, Cilt 3, S: 338-341
2- Anonymous,1993, Çay (Tea sinensis) Türkiye Rehber Ansiklopedisi, Cilt 5, S:52-54
3- Anonymouse, 1997, 12 Temmuz, Türkiye Gazetesi.
4- Anonymouse, 1999, 15 Aralık Hürriyet gazetesi.
5- Anonymous, 2001, Çay Dişlere İyi Geliyor, Ticaret Borsası Dergisi, Trabzon, Sayı:11, S:20
6- Anonymous, 2002, http: // www.balikesir.org
7- Coşkun H. 1999. Doğal Mucize İlaç Yeşil Çay. TİGEM. Sayı: 71, S:22-23
8- Erkut A., 1990 Çay Teknolojisi Ders Notları.
9- Ganowiak Z., 1987, En Tanınmış Çay Çeşitlerinin Tanen ve Kafein İçerikleri,Uluslar arası Çay Sempozyumu,Rize.
10- Gürses Ö.L., 1987, Türk Çaylarının Bileşimine Sağlık Yönünden Bakış,Uluslar arası Çay Sempozyumu,Rize.
11- Kaçar B., 1987. Çay Yaprağının Kimyasal ve Biyokimyasal Bileşimi, Çayın Biyokimyası ve İşleme Teknolojisi, ÇAYKUR.S: 21-25
12- Pamuk A., 1990, Şifalı Bitkiler, S:157
13- Sarımehmet M., 1986, Günümüzde Türk Çaycılığının Durumu, Sorunları ve Geleceğe dönük Geliştirme Çalışmaları, Zirai Eğitim ve Öğretimin Başlamasının 140. Yılı Kutlama Sempozyumu, S.82, Samsun.
14-Sezik E., 1990, Anadolu’da Çay Olarak Kullanılan Yabani Bitkiler,TÜBİTAK, Bilim ve Teknik Dergisi, 14- Cilt: 23, Sayı: 274,
15- Sürücüoğlu S., 1999, Beslenme ve Sağlığımız, Standart dergisi, Sayı 448, S: 52-54
16- Tan E., 2000, Gıda Alerjisi ve Belirtileri, Tarım ve Köy Dergisi, Sayı135, S: 19-22
17- Tüfekci M., 2000, Durun İçmeyin, Milliyet Gazetesi, (16 Kasım).
18- Yalçın S., Tekinşen O. C., 1990, Kafein, Bilim ve Teknik Dergisi, Cilt,25, Sayı:267, S:3