Çayın hikayesi,Hristiyanlık döneminden evvel yaklaşık 5000 yıl önce eski Çin’de başlamıştır.Shen Nong ismindeki imparator fakat efsaneye göre sonradan Tarımın Tanrısı olduğu söylenir.Efsaneye göre Shen Nong’ın hizmetkarı onun için bahçede su kaynatırken ağaçtan birkaç yaprak su kabının içine düşer ve suyun rengi kaynadıkça değişti ve ortaya güzel bir koku yayıldı.Kokusunu hisseden imparator merak edip biraz içtikten sonra onu ferahlatıcı bulmuş ve bu şekilde çay ortaya çıkmış oldu.
Diğer bir efsaneye göre de Çay bitkisini keşfeden ilk kişi Buda’dır.Buda uykusu geldiğinde etrafındaki çay bitkisinden kopardığı yaprakları çiğner bu şekilde yorgunluğunu geçirirdi.
İlk olarak Çinliler ilaç olarak kullandıkları çayı daha sonra sanayiyle geliştirip dünyaya yaymış ; bu görüş çayın anavatanının Çin olduğunu düşüncesini güçlendirmektedir.
Uzun yıllar çay yaygınlaştırılamamıştır, çünkü çok değerli ve pahalı bir ürün ve herkes satın alamazdı. 59 yılında çay, para gibi bir değişim aracı olarak kullanılmakta ve tuzdan sonraki en önemli ürün haline gelmekteydi. MS 221 yılından başlayarak çay bitkisi göçmenler tarafından Çin `in diğer bölgelerine ve Hindistan , Burma , Laos , Vietnam gibi ülkelere götürülür. Sonradan Hindistan `da zaten çayın daha küçük yapraklı bir başka türü var olduğu keşfedilir. 805 yılında Japonya `ya, 825 yılında ise Kore `ye tohumlar götürülür ve tarımı başlar.
Çayın Avrupa `ya ulaşması ise 1560 yılını buluyor. Portekizli bir misyoner olan Peder Cruz , gemiyle dönerken yanında çay getirir. Çay Portekiz `den başta Fransa ve Hollanda olmak üzere diğer ülkelere de dağıtılır.
Çay, Avrupa `da uzun yıllar bir zengin içeceği olarak kalmıştır çünkü çok pahalı bir üründür. Çayın İngiltere `ye ulaşması 1650`leri bulmaktadır. Daha sonra İngilizler sömürgeleri Hindistan `da kendi denetimlerinde özel çay bahçeleri oluşturuyorlar ve ülkelerinde bu çayları tüketirler.
Türkiye ‘de çay üretmek için ilk girişim 1888 yılında yapılmıştır.O yıllardaki Ticaret bakanımız İsmail Paşa aracılığıyla Çin’den çay fidanları getirilmiş ve Bursa ilinde ilk denemeler yapılmıştır.Fakat hiçbir gelişme gözlenmemiş ve 1892 yılında tekrar deneme yapılmış ve yine sonuç alınamamıştır.Oradaki ekolojik şartlar çay yetiştiriciliği için uygun değildi.
Halkalı Ziraat Yüksek okulu öğretim üyelerinden Ali rıza Erten 1917 yılında bir heyetle Batum ve Kafkasya’da incelemelerde bulunmuş ve vermiş olduğu raporda aynı ekolojiye sahip Doğu Karadeniz bölgesinde çay ve narenciye yetiştirilebileceğini yazmıştır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında çıkarılan bir kanunla bu bölgede çay yetiştiriciliği yapılmasına karar verilmiştir.Çay tarımı bu kanun sayesinde yasal güvence altına alınmış oldu.
Yetiştirilme aşamasında hiçbir kimyasal müdahalenin olmadığı ve herhangi bir pestisit kalıntısı taşımaması açısından Avrupa Ülkelerine oranla çay yetiştiriciliği konusunda önemli bir farkımız vardır.Bu yüzden Türk çayı kalitesi dünyaca tanınmaktadır.