Hayat cenderesinin
alışıla gelmiş, kurulu düzen
demir dişlerinde
acımasızca ezilirken,
temelini madde' nin teşkilettiği
hissiyatsız sızılara
boyun eğmedim!
Aslında canım acırken
acıyan bedenimdi!
Oysa ruhum ve ben
yüzyıllar önce bedenimden
firar ettim!!!
Yalnız
maneviyat yoksunluğunun
pervasızlığında
acıyı sezdim!
Ve 'asi bir rüzgar'ın
ardına sığındığı 'görkemli dağ'ın,
aynı görkemiyle
çöküşüne yanildim!!!
Yenilenen her yenilgide
aynı soruyu sormayı
artık öğrendim:
"Ayakta olduğum için mi
dostumsun,
yıkılsam
dostum olur musun???"