Dış ticaret politikası, hükümetle*rin ülke ticaretini sınırlandırmak ya da özendirmek amacıyla yaptığı düzenlemeleri konu almaktadır. Dış ticaret politikasını, "ülkenin dış ticaretini belirlenen hedefler doğrultu*sunda düzenlemek amacıyla alınan önlemler bütünü" şeklinde de tanımlayabiliriz.

Dış ticaret politikası, serbest dış ticaret politikası ve koruyucu dış ticaret politikası olmak üzere" iki dala ayrılır. Ancak, dış ticarete hiç bir hükümet engelinin olmaması şeklinde ifade edilebilen klasik dış ticaret teorisine dayalı serbest dış ticaret politikası, sanayi devrimini ilk gerçekleştiren İngiltere'de ve birçok Batı Av*rupa Ülkesinde 20. yüzyıl başına kadar uygulanmıştır. Sanayi devriminin daha geç gerçekleştiği Almanya korumacı dış ticaret politikası uygulamaya başladığı gibi. tüm gelişmekte olan ülkeler, koruyucu dış ticaret politikası izlemek zorunluluğunu hissetmişlerdir. Bu nedenle günümüzde, dış ticaret politikası denilince, genellikle koruyucu dış ticaret politikası kastedilmektedir.

Dış ticareti kısıtlayıcı bir hükümet politikası tüketicilerin ithal mallarına daha yüksek bir fiyat ödemelerine sebep olurken, liberal bir dış ticaret politikası uluslar arası ihtisaslaşmasının sağlamış olduğu avantajlardan daha fazla yararlanılmasını mümkün kılmaktadır.

Dış Ticarete Müdahale

Hükümetler dış ticarete çok çeşitli nedenlerle müdahale ederek, ticaret hac*mini kısıtlama yoluna giderler. Bu nedenler, ekonomik nedenler ve ekonomik olma*yan nedenler olarak iki gruba ayrılır.

A. Dış Ticarete Ekonomik Nedenli Müdahaleler

Dış ticarete ekonomik nedenli müdahalelerin en önemlileri, dış ödemeler bi*lançosu açığının ortadan kaldırılması ve yerli endüstrinin dış rekabete karşı koru*ması amaçlı müdahalelerdir. Ancak bunlar dışında sanayileşme stratejisine göre müdahale, kendi kendine yeterlilik, kalkınmanın finansmanını sağlama, tekelleş*meyi önleme ve nihayet istihdamı artırma amaçlı müdahaleden söz edilebilir.

a. Dış Ödemeler Bilançosunun İstikrarsızlıklarının Azaltılması

Bir ülkenin dış ödemeler bilançosunun açık vermesi, söz konusu ülkenin döviz rezervlerinin erimesine neden olur. Dış açıkla karşılaşmış ülkelerin ilk tepki*leri, bu açığın dış borçla kapatılmasıdır. Ancak, açığın dış borçla kapatılması, kısa vadeli bir önlemdir. Uzun vadede, ödemeler dengesi açığını kapatıcı bir politika izlemek gerekir ki, bunun için, dış ticarete, ithalatı kısıcı ve ihracatı teşvik edici müdahaleler yapmak yoluna gidilmektedir.

b. Yerli Endüstriyi Dış Rekabete Karşı Koruma (Bebek Endüstrilerin Korunması)

Gelişmekte olan ülkelerde yeni kurulan endüstrilerinin, üretim teknolojisi ve tesis ölçeği yanında, yetişmiş işgücü, standardizasyon ve pazarlama olanakları yö*nüyle, gelişmiş ülkelerin olgunlaşmış endüstrileriyle rekabet etmeleri çok güç ve hatta imkansızdır. Dolayısıyla, sanayileri yeterince gelişmemiş ekonomilerin yeni gelişen sanayilerini, rekabete dayanacak düzeye gelinceye kadar korumaları gerek*mektedir. Bu nedenle önerilen koruyucu dış ticaret politikasına "bebek endüstriler" politikası adı verilmektedir.

Öte yandan az gelişmiş ülkelerin bebek endüstri savına dayalı, koruyucu dış ticaret politikaları karşısında gelişmiş ülkelerin de, az gelişmiş ülke mallarının itha*latını engelleyici önlemler aldıkları görülmektedir. Bazı gelişmiş ülkelerin, ucuz emeğe dayalı emek-entansif sanayi ürünlerinde avantajlı olan gelişmekte olan ülke ürünlerine karşı, kendi sanayilerini korumak amacıyla, ithalatı kısıtlayıcı önlemler aldıkları görülmektedir.

c. Sanayileşme Stratejisine Göre Müdahale

Gelişmekte olan ülkelerin ekonomik gelişmeyi sağlayabilmeleri için, tarımsal gelişme yanında, mutlaka sanayileşmeleri gerekir. Bu grup ülkeler, ithal ettikleri malları, kendi ülkelerinde üretme gayreti içine girerler. Bunun için, öncelikle üre*timini geliştirmek istedikleri sanayi mallarının ithalatını kısıtlama, hatta yasaklama ^yoluna giderler ki, bu şekildeki sanayileşme stratejisine, "ithal ikamesine dayalı sanayileşme stratejisi" adı verilir. Ne var ki, ithal ikamesine dayalı sanayileşme, dış rekabetin olmaması nedeniyle, yerli sanayinin yenilikleri uygulama gereksinimi duymamasına neden olurken, mevcut sanayiler bir yandan hantallaşırken, ve aynı zamanda tekelleşme olanakları yakalamaktadırlar. Bu nedenle, ithal ikamesi sağla*ma amacıyla korunan sanayiler, belirli bir süre sonra, yavaş yavaş dış rekabete açılmalıdır.

İthal ikamesine dayalı sanayileşme stratejisine alternatif olarak ortaya atılan bir diğer görüş, ihracata yönelik sanayileşme stratejisidir. İhracata yönelik sanayi*leşme stratejisinin özünde, karşılaştırmalı üstünlükler teorisinin "uzmanlaşma" görüşünü bulmak mümkündür. Özellikle, 1970'lerde ithal ikameci sanayileşme stratejisi izleyen gelişmekte olan ülkelerin karşılaştıkları sorunlar karşısında, bu ülkelere ihracata yönelik sanayileşme stratejisi izlemeleri öne sürülmüştür.

Öncelikle uzak doğu ülkelerince ve 1980'li yıllarda da ülkemizce benimsenen bu yeni stratejiye göre, gelişmekte olan ülkeler dış piyasaya açılmalı ve özellikle gelişmiş ülkelerle maliyet açısından rekabet edebilecekleri emek -yoğun üretim teknolojisine dayalı, tekstil, konfeksiyon ve tarıma dayalı sanayiler başta olmak üzere bazı alanlarda ihracata yönelmelidirler. Ayrıca, bu politikayı uygulayan ülke*lerin başta elektronik olmak üzere, ileri teknoloji içeren ancak montaja dayanan sanayi dallarında, üretim sürecinde bazı emek-yoğun ara malını üreterek ihraç etme*leri, mümkün olabilmektedir.

İthal ikameci sanayileşme stratejisi uygulayan gelişmekte olan ülkeler, baz: malların ithalatına sınırlama getirirken, ihracata yönelik sanayileşme stratejisini izleyen gelişmekte olan ülkeler, bu defa ihracatta vergi iadesi, düşük faizli kredi ihracattan elde edilen dövizi ihracatçının dilediği gibi kullanma hakkı vb. gib. ihracatı teşvik edici politika izlemektedirler.

d. İstihdamın Artırılması

Bir ülkenin ihracatı söz konusu ülkenin talebinin artmasına neden olurken ithalatı, toplam talebin azalmasına neden oluyordu.

İşsizlikle mücadelede, ithalatı sınırlayıcı önlemlerin alınmasıyla, daha cr.:î dışarıdan satın alınan malların ülkede üretilmesi söz konusu olacağından, toplam talep ve dolayısıyla istihdam yükselecektir. Böyle bir durumda, söz konusu ülkenin ihracat yapan ülkelerin ihracatının azalması, bu defa bu ülkelerde işsizlik sorunlarr doğmasına neden olacaktır. Bu şekilde bir ülkenin işsizlik sorununu çözümlerken başka ülkelerde işsizliğin ortaya çıkmasına neden olunması olgusuna, "işsizliğin ihracı politikası" denilmektedir.

İşsizlikle mücadelede ithalatı kısıcı önlemlerin alınması yanında, ihracatı teşvik edici önlemler alınması yoluna da gidilebilir. Artan ihracat ile birlikte dış talebi karşılamak için üretimin artırılması çabası içine girilmesi, istihdamın ama*sını sağlayacaktır.

İşsizliği azaltma amacıyla ithalatı kısıcı önlemlerin alınması şeklinde ; politika (işsizliğin ihracı politikası) kısa vadede olumlu sonuç verirken, uzun vadede işsizlik sorunuyla karşılaşan diğer ülkelerin de ithalatlarını kısıcı önle; vurmaları gibi bir sonucun doğmasına neden olacaktır. Böylece, ilk defa ithalatı kısıtlayıcı politika izleyen ülke, öbür ülkelerin de benzer politika izlemesi karşısın*da, bu defa ihracatının azalması ve ihraç ürünleri üreten sektörlerinde işsizliğin artmaya başlaması gibi bir durumla karşılaşabilecektir.

e. Kendi Kendine Yeterlilik (Otarşi)

Dış ticaretin, ticarete katılanlara yarar sağladığı ve ticaret yapan ülkelerin re*fah düzeylerinin artmasına neden olduğu savlarına karşın, bazı Ülkeler özellikle geçmişte, kendi kendilerine yeterli olmanın özlemini duyarak, uluslararası ticareti en aza indirmeye yönelmişlerdir. Dışa açık ekonomilerin, savaş ve kriz dönemlerin*de gereksinim duydukları temel mallan ithal edememe aczine düşebileceği düşün*cesine dayanan bu görüş, günümüzde fazla rağbet görmemektedir. Ancak, aşırı uluslararası uzmanlaşmanın da, savaş ve kriz dönemlerinin çok daha güç atlatılan dönemler niteliği almasına neden olduğu da inkar edilemez.

Günümüzde, özellikle tarımsal ürünler üretiminde kendine yeterlilik politi*kası, birçok ülke tarafından uygulanmaktadır.

f. Kalkınmanın Finansmanı İçin Gerekli Kamu Gelirlerini Sağlama

Gelişmekte olan ülkelerde, kalkınmanın finansmanında kullanılacak fonlar son derece sınırlıdır. Nüfusun büyük bir kısmının tarım sektöründe faaliyette bulun*duğu bu ülkelerde, vergi gelirleri çok düşüktür ve ilave vergiler almak çok zordur. Kalkınma için gerekli fon, geleneksel ihraç mallan üzerine konan ihraç vergilerin*den elde edilen gelirlerden sağlanmaya çalışılır.

Öte yandan ithal ve ihraç mallan üzerine konulan vergiler, gelişmekte olan ülkeler kadar gelişmiş ülkeler için de önemli bir kamu geliri kaynağıdır.

g . İç Piyasada Tekelleşme Eğiliminin Kırılması

Monopol ve oligopolle ilgili açıklamalarda belirttiğimiz gibi bazı firmalar çeşitli nedenlerle (doğal, akdi ve fiili nedenler) monopolleşirler. Bu şekilde bir ma*lın arzını kontrolleri altına alan firmanın monopol gücünü kırmanın en etkin yolu, söz konusu firmanın arzını kontrol ettiği mal ya da malların ithalatının kolaylaştı*rılması, eğer varsa ithalat sınırlamalarının kaldırılmasıdır.

B. Dış Ticarete Ekonomik Olmayan Nedenlerle Müdahale

Bazan hükümetler ülke güvenliği ve sosyal nedenlerle dış ticarete müdahale ederler.

a. Ülke Güvenliği

Her ülkenin özlemi, askeri araç ve gereç üretiminde kendi*ne yeterli olabilmektir. Bu nedenle bir çok ülke, stratejik öneme sahip bazı malların ithalini kısıtladığı ve hatta yasakladığı gibi, özellikle ülke savunmasına yönelik bazı sanayileri koruyucu önlemler alırlar.

b. Politik Nedenler

Dış ticarette serbesti vje mukayeseli üstünlüğe uygun ola*rak uluslararasında uzmanlaşma, bazı faaliyetlerin tamamen körlenmesine neden olabilecektir. İşte bu gibi, dış rekabete dayanma gücü zayıf faaliyet alanlarında çalışanlar, işlerini kaybetmek istemezler. Uzmanlaşma ile daha iyi iş olanaklar; -ortaya çıkacağı bilinmesine rağmen, mevcut işi kaybetmemeyi yeğler ve siyasi ter*cihlerini o yönde kullanırlar. Öte yandan bazan hükümetler, kayırmak istedikleri bazı üreticilerin ürettikleri malların ithaline politik nedenlerle, sınırlamalar getirirler.

Dış Ticarette Engeller

Ticaret önemli kazançların kaynağı olmakla beraber çoğunlukla ülkeler, serbest ticaret akımını, koydukları gümrükler, kotalar yada başka engeller aracılığıyla sınırlar*lar. Gümrük vergisi ithal mallarından alınan bir vergidir.

Kota, yıl boyunca ithal edile*bilecek mallar üzerine konulan bir miktar sınırlamasıdır. Ticaret sınırlamaları, dış reka*betten koruduğu gerekçesiyle bazı endüstrilerde firmalar ve işçiler tarafından savunu*lur. Ancak bu tür sınırlamalar bir yandan mal miktarını da kısıtladıktan diğer yandan da bu malların fiyatlarını artırdıkları için genellikle toplumun tümünün taşıdığı bir yük oluştururlar. Ticaret sınırlamalarının lehinde

(1) yerli iş gücünü ucuz yabancı işgü*cüne karşı koruduğu,
(2) yurtiçindeki işsizlik oranını azalttığı,
(3) genç yada "çocuk" endüstrileri koruduğu ve nihayet
(4) yurt savunmasında önemli endüstrileri koruduğu görüşleri öne sürülür.

İhracatı Teşvik Tedbirleri

Günümüze değin ihracatı teşvik tedbirlerine şöyle bir bakıldığında, ihracat teşviğinin genelde ithalatta kolaylıkla sağlandığı görülmektedir. Çünkü üretim için gerekli olan çoğu hammaddenin ithalatında gümrük vergisi, resim, harç ve toplu konut fonu olarak çoğu kez %40’lara varan koruma oranı mevcuttur. Ancak 1995 yılında AT ile Gümrük Birliğine girilmesiyle, AT ülkelerinden yapılacak ithalatta sıfır, üçüncü ülkelerden yapılacak ithalatta gümrük vergilerinin ortalama %8-10 düzeyinde olacağı kabul edilirse teşviklerin ithalattaki önemi ortadan kalkmaktadır.

Ancak Türkiye’nin 2000’li yıllarda çağı yakalayabilmesi için gerekli olan en önemli adımlardan birisi ihracat teşviği olacaktır. Bu teşviğin ithalatçı ülkelerin dikkatini çekmemesi gizlilik niteliğini aşması gerekmektedir. Aynı zamanda üretimi teşvik için öngörülen tedbirlerinde üretim aşamasına kaydırılması gerekmektedir. Bu bağlamda özellikle dünya fiyatları üzerinden üreticiye girdi sağlanması büyük önem taşır.

Türkiye son zamanlara kadar ihracat aşamasında teşvik verdiğinden, kovuşturma ve anti-damping uygulamaları ile karşılaşmıştır. Son iki yılda ise ihracat teşvik karar ve tebliğinde teşviğin üretim aşamasına kaydırıldığı görülmektedir. Bu eğilimler daha da mesafe alınması gereken yolun başlangıcını oluşturur.

Ayrıca teşviklerle dünya fiyatları üzerinden kredi temini, Türk mallarının dışarıda tanıtımı, yeni pazarlama zincirlerinin kurulması, Türk markalarının geliştirilmesinin dışarıda tutundurulması gibi önlemlerin yakın zamanda gündeme geleceği düşünülmektedir. Globalleşmenin de etkisiyle, gelecekte global teşvikler yerine firma bazında projeler önem kazanacak, global teşviklerin yerini proje getirebilen teşvikler değer kazanacaktır.

İhracatta KDV İstisnası

3065 sayılı KDV kanununun 11. Maddesinin 1/a fıkrası hükmü ile ihracat teslimleri ve bu teslimlere ilişkin hizmetler ile yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmetler vergiden istisna edilmektedir.

Kanunun 12. Maddesinin 1. Fıkrası uyarınca bir teslimin ihracat teslimi yapılabilmesi için;

Teslimin yurt dışındaki bir müşteriye yapılması.

Teslim konusu malın Türkiye Cumhuriyeti gümrük hattından geçerek bir dış ülkeye vasıl olması gerekmektedir.

1. İmalatçılar Tarafından İhracatçıya Yapılan Teslimler

3297 sayılı kanunla 3065 sayılı KDV kanununun 11/1 maddesine eklenen c bendi hükmü gereğince imalatçılar tarafından, imal ettikleri mallardan ihraç edilmek kaydıyla ihracatçılara yapılan teslimler nedeniyle hesaplanan KDV ihracatçılar tarafından ödenmeyecektir.

İmalatçılar tarafından teslimler ile ilgili olarak düzenlenen faturalarda hesaplanan KDV mal bedelinden ayrı olarak gösterilecektir.

İhraç kaydıyla yapılan teslimin geçerli sayılabilmesi için ihracatçıya mal teslimini yapan gerçek ve tüzel kişinin imalatçı vasfına haiz olması gerekmektedir. Aksi halde ihraç kaydıyla yapılan satış geçersiz olur.

2. İade Edilecek Katma Değer Vergisi

Mükellefe iade edilecek KDV miktarı, ilgili dönem beyannamesine göre ihraç kaydıyla yapılan satışlar için tahsil edilmeyen miktardan, ödenmesi gereken miktardan KDV vergisi düşüldükten sonra kalan farktır.

3. Terkin ve İade İşlemlerinin Yapılması

İhracatçılar tarafından imalatçılardan ihraç kaydıyla alınan malların, ihracatın gerçekleşmesi halinde imalatçılar ihracatçılardan şu belgeleri isteyeceklerdir:

Gümrük Çıkış Beyannamesinin noterden tasdikli örneği
İhraç edilen malın gümrük tasdikli fatura fotokopisi
İhraç edilen malla ilgili Döviz Alım Belgesi fotokopisi

4. Mahsup

İhraç kaydıyla mal teslim edenlerin lehlerine doğacak KDV iadelerinin, kendilerinin veya kendilerine mal veya hizmet satanların vergi borçlarına mahsubunu vergi dairelerine talep etmeleri halinde, mahsup talebi inceleme raporu ve talimat aratmaksızın ilgili belgelerin ibrazı şartıyla yerine getirilecektir.

Mükellefin KDV iade alacaklarının kendilerine mal veya hizmet satanların vergi borçlarına mahsubuna talep edecekleri miktar, bu kişilerden satın aldıkları mal veya hizmetler için ödenmesi gereken KDV’den fazla olamaz.

5. İhracatçılar Tarafından İhraç Kaydıyla Alımlar

İhraç edecekleri malları KDV ödemeden teslim alan ihracatçılar ilgili dönem beyannamesine (EK-1) formunu etkileyecektir.

İhracatçıların bu şekilde satın aldıkları mallar için hesaplanan KDV indirim veya iade hakları bulunmamaktadır. Hesaplanan KDV vergi dairesinden iade ve mahsup hakları bulunmaktadır.

6. İhracat İstisnası İle İstenen Belgeler

İhracat istisnasından doğan KDV iade ve mahsup işlemlerinin vergi dairesince yerine getirilmesi için gerekli belgelerin tam olarak tamamlanıp, vergi dairesine verilmesi gerekmektedir.

İhracatı gerçekleştiren meblağın en asgari %70’ine tekabül eden dövizin Türkiye ye getirilip ilgili bankadan DAB’ın kestirilmesi zorunludur. Gelen dövizin %70’in altında olması durumunda vergi dairesi gelen dövizi dikkate alarak iade tutarını buna göre hesaplar.

7. Katma Değer Vergisi İadesi ve Mahsup İşlemleri

İhracat istisnası ile ilgili detaylı belge ve listelerin vergi dairesince incelenmesinden sonra, iade ve mahsup işlemleri gerçekleşir. Mükelleflerce iade ve mahsubu istenen miktarına göre teminat mektubu verilmesi gereken durumlarda iade işlemi gerçekleşir.

Katma Değer Vergisi genel tebliğinde yapılan son düzenleme ile iade işlemlerinin vergi dairesine verilen evrakların eksiksiz olduğundan 30 milyon TL’yi aşmayan nakit iadelerde, teminat mektubu ve inceleme raporu aranmaksızın, vergi dairesince iade işlemi gerçekleşir.


İthalatta Standart

1980’lerden itibaren Türkiye’nin dışa açılması ve bu bağlamda ithalatını giderek libere etmesi ile 1995 yılında AT Gümrük Birliği çerçevesinde, AT ülkelerinden yapılan ithalatta gümrük vergi, resim ve harçlarının sıfırlanıp, üçüncü ülkelerden yapılacak ithalatta AT Ortak Gümrük Tarifesine uyma zorunluluğunun gelmesi ve benzeri nedenlerle, her geçen gün Türkiye ye ithali yapılan madde, mamul ve mahsüllerin sayı, tür ve nitelikleri artmaktadır.

Kuşkusuz bu noktada tüketicilerin korunması konusu gündeme gelmekte; ithal edilen malların uyulması zorunlu standartları için Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından madde, mamul ve mahsul’ün kontrolü yapılmaktadır. Nitekim Sanayi ve Ticaret Bakanlığının 25.03.1985 tarih ve 18795 sayılı resmi gazetede yayımlanan FKS-85/8-71 sayılı tebliği ile, mecburi Türk Standartları kapsamındaki madde ve mamullerin yurtiçi üretiminde olduğu gibi ithalatlarında da ait oldukları standartlara uygunluk şartı getirilmiştir. Koşulların yerine getirilmesi halinde, anılan kurum tarafından uygunluk belgesi verileceği de belirtilmektedir.

Diğer yandan 09.05.1988 tarih ve 19809 sayılı “Radyo ve Televizyon Alıcı Cihazlarının Standartlarına Ait Yönetmelik” te radyo televizyon, anten, uydu alıcısı gibi malların standartlara uygunluğunun tespiti için söz konusu malların, ithalinden önce TSE Kurumuna başvurularak “Standartlarda Uygunluk Belgesi” alınması gerektiği bilinmektedir. Yukarıda ki tebliğ ve yönetmelikten anlaşılacağı üzere ithalatta kalite denetimi yapma görevi Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından TSE’ye verilmiştir.

Başka bir değişle TSE burada taşaron bir firma niteliğindedir. Yurt içinde ve ülkelerarası gözetim faaliyetlerinde bulunabilecek gözetim şirketleri HTDM tarafından resmi gazetede yayımlanmaktadır. Bu gözetim şirketleri arasına TSE de alınmıştır. TSE yurt içinde belgelendirme gibi, yurt dışında da TSE markası belgelendirme yapmaktadır. İthal edilecek malın yurt dışında belgelendirilmesi yapılırsa, bu malın ülkemize gelişinde yeniden standartlara uygunluk kontrolü yapılmasına gerek kalmamakta, yurda geldiğinde yurt içinde ki TSE markalı bir mal gibi işlem görmektedir.

1. UYGUNLUK BELGESİ

İthal edilen mal gümrüğe gelip, Giriş Gümrük Müdürlüğünde tescili yapıldıktan sonra, söz konusu mal standartlara tabi ise muayene memuru denetiminde muayene ve deneylere yetecek miktarda numune alınır, eğer numune alınmayacak bir mal ise; TSE kurumundan iki kişi inceleme yapmak üzere gümrüğe gelir. Muayene ve deneyler sonunda, sadece beyanname kapsamındaki mallar için standart uygunluk belgesi alınır ve ithalat işlemlerine devam edilir.

TSE Kurumuna müracaat edilirken bu kurumca hazırlanmış matbu başvuru formlarına aşağıda sıralanacak belgeler eklenir:

Gümrük Giriş Beyannamesi
Proforma Fatura veya Orijinal Fatura
İthal Müsaadesi
Firmanın noter tasdikli imza sirküleri veya başvuru yapanın vekaletname örneği
Ücretlerin ödendiğini gösterir makbuzlar

İthalatta kalite denetimi yapılması zorunlu mal listesi Ekim 1992 tarihli itibariyle verilmiştir. Bu liste değişken olup, kalite denetimi yapılması zorunlu mallar artabilmektedir.

2. ŞARTLI UYGUNLUK BELGESİ

Mecburi uygulamada ki Türk Standartları kapsamında ki mallar için gümrüklerde mal yığılmasını önlemek amacıyla düzenlenir. Şartlı uygunluk belgesi incelemesi yapılan beyanname kapsamındaki kesinlikle ilgili standarda, teknik spesifikasyonlara veya TSE tarafından belirlenmiş kalite faktör ve değerlere uygunluğunu göstermeyip, firma beyan ve taahhüdüne istinaden düzenlenir. Bu belge, muayene ve deney sonuçlarının olumlu olması halinde uygunluk belgesine dönüştürülür. Şartlı uygunluk belgesi verilirken, firmadan aşağıda ki taahhütname alınır:

Şartlı uygunluk belgesi verilmiş ancak muayene ve deney sonucunda olumsuzluk saptanmışsa, durum mükellefe tebligatta bildirilir. Mükellef kendisine yapılan tebligat tebellüğ tarihinden itibaren 20 gün içinde bu karara itiraz edebilir.

3. BEYANA BAĞLI UYGUNLUK BELGESİ

TSE tarafından kalite denetimi yapılması gereken malları ithal eden kamu kurum ve kuruluşları, kamu ihtiyacı veya kamu yatırım projelerine istinaden ithalat yapan firmalar, üretim girdisi olarak ithalat yapan sanayiciler, ihracatı teşvik belgesine sahip olarak ithalat yapan firmalar, geçici ve bedelsiz ithalat yapan firmalar, parti büyüklüğü maddi veya ticari değer taşımayacak malları ithal eden firmalar; bu durumlarını beyan ederek belgenin amaç dışında kullanılmayacağı taahhüdüyle birlikte sadece başvurulan beyanname kapsamı mal için söz konusu belgeyi alabilirler. Beyana bağlı uygunluk belgesi verilirken, firmalardan aşağıdaki taahhütname alınır:

4. SÜREKLİ UYGUNLUK BELGESİ

Üretim girdisi olarak sürekli aynı ülkeden, aynı sınıf, tip veya türde ithal sanayiciler veya aynı malı belirli bir plan program çerçevesinde sürekli olarak kamu ihtiyacı için ithalat yapma durumunda olan firmalar, bu durumları beyan ve taahhüt etme durumunda, bu belgeyi alabilirler. Bu belge, 2 aylık süre için düzenlenir ve süre sonunda yenilenmesi mecburi olan ve sadece ekindeki onaylanmış liste muhteviyatı mallar için geçerlidir.

5. ÖZEL ŞARTLARA UYGUNLUK BELGESİ

Anten, anten yükselticisi, radyo frekans kablosu, radyo frekans bağlayıcısı, ortak anten tesisi, uydu anten alıcısı, radyo ve televizyon cihazları, yardımcı ve alıcı cihazların ithalatında, ilgili standarda veya belirlenen kalite faktör ve değerlere uygunluğu göstermek amacıyla düzenlenen belgedir. TSE kurumuna müracaat için, müracaat için aşağıda verilen belgeler eklenir:

Gümrük Giriş Beyannamesi
Proforma Fatura veya Orijinal Fatura
İthal Müsaadesi
Firmanın noter tasdikli imza sirküleri veya başvuru yapanın vekaletname örneği
Ücretlerin ödendiğini gösterir makbuzlar
Kullanma Kılavuzu, Servis Kitabı, Devre Şeması, Broşür, Katalog vb.
Politikaların Araçları

Devletin dış ticarete müdahale için kullandığı geleneksel araç gümrük tarifeleridir. Ancak zamanla gümrük tarifelerinin etkisi azalmış, bunun yerine çok sayıda yeni araç ve düzenlemeler ortaya çıkmıştır.

a. Gümrük Tarifeleri: Devletin, belirli amaçları elde etmek için dış ticarete müdahale etmeden en çok kullandığı araçlardan en başta geleni gümrük tarifeleridir.
Malların ülke sınırlarından geçişi sırasında alınan vergilerdir. Tarifelerin ekonomi üzerindeki etkileri fiyat mekanizmasının işleyişine dayanır.

b. Tarife-dışı Araçlar: Gümrük tarifelerinin dışında genellikle döviz çıkışınayol açan işlemleri kısıtlamak için hükümetin tek taraflı karan ile konulan müdahale önlemleridir. Sayılan pek çoktur, bazdan aşağıdaki gibidir.

1. Miktar kısıtlamaları: Devletin ithalatı doğrudan doğruya belirli miktarla sınırlandırmasına dayanan uygulamaları kapsar. Bunlar, ithalat kotaları, yasaklamalar ve döviz kontrolü gibi önlemleri kapsar. Fiyat mekanizmasını kaldırıp yerine hükümet yetkililerinin kararlarını geçirdikleri için, kaynak dağılımı açısından oldukça sakıncalı sonuçlar doğurabilirler.

2. Tarife benzeri faktörler: Bunlar da gümrük tarifeleri gibi ithalatı pahalılaştırıp yerli üretimin karlılığını artıran, yani fiyat mekanizması yoluyla serbest ticarete müdahale niteliğinde olan önlemlerdir.

3. Görünmez Engeller: Bu önlemler devletin, halk sağlığı veya kamu güvenliği gibi nedenlerle çıkartmış olduğu idari, teknik düzenleme veya standartları kapsar. Her ne kadar konuluş amaçları farklı olsa da, dış ticareti sınırlandırdıkla ölçüde bir tür dış ticaret engeli niteliği taşırlar. Günümüzde bu tür engellerin sayısında hızlı bir artış ortaya çıkmıştır.

4. "Gönüllü" ihracat kısıtlamaları: Bunlar ithalatçı ülkenin piyasasını bozduğu gerekçesi ile, üretici ülkelerin mal ihracını sınırlandırmaya yönelik bir tür kotalardır. İthalat kotalarından farkları ithalatçı ve ihracatçı ülkeler arasında anlaşmaya dayanması ve karşı tarafın ihracatı üzerine konulmuş olmalarıdır. Bunlara aynı zamanda ihracat kotaları da denir.

c. İhracatın Özendirilmesi: Dış ticaret politikası araçları her zaman ithalatın sınırlandırılmasına yönelik olmaz. Amaç, bazen ihracatın ya da genel olarak döviz kazandırıcı işlemlerin özendirilmesi olabilir.

d. Bağlı Ticaret: Bazen döviz tasarrufu sağlamak, serbest dövizle satılamayan düşük kaliteli yerli üretimin ihracını gerçekleştirebilmek, yabancı sermaye yoluyla büyük sanayi tesisleri kurmak gibi nedenlerle “bağlı ticaret”e başvurulabilir. Bu tür ticaret çoğunlukla ülkelerarası anlaşmalara dayanır ve taraflardan birisi devler kuruluşu niteliğindedir. Eskiden sadece takas ve kliringden oluşan bağlı ticaret günümüzde, karşı -satınalım, geri-satınalım, dengeleme (ofset) gibi değişik yöntemleri de kapsayacak biçimde genişletilmiştir.

Politikaların Amaçları

Hükümetin ülkenin dış ticaret ilişkilerine müdahalede bulunmasına yol açan bazı önemli nedenleri şu şekilde belirtebiliriz:

a. Dış Ödemeler Dengesizliklerinin Giderilmesi

Ödemeler bilançosu açıklan, ulusal ekonomi üzerinde önemli bazı olumsuz sonuçlar doğurur. Dış açık veren ülkeler bu konuda büyük bir baskı altındadırlar. Çünkü döviz rezervlerinin tükenme olasılığı vardır. Dolayısıyla bu ülkelerde dış ticaret politikasının amacı, döviz kazandırıcı işlemlerin özendirilmesi veya ithalat ve öteki döviz gideri gideri doğuran işlemlerin kısıtlanması ile dış açıkların giderilmesine yöneliktir.

b. Dış Rekabetten Korunma

Ülkeler dış piyasanın rekabetine dayanamayan yerli endüstrileri korumak için ithalatı sınırlandırma yoluna gidebilirler. Az gelişmiş ülkelerde, yeni kurulan veya »ime kurulacak endüstriler, belirli bir olgunluk aşamasına ulaşıncaya kadar böyle bir korumaya ihtiyaç duyarlar. Sanayileşmiş ülke hükümetleri de özellikle az gelişmiş severin ihraç ettikleri tekstil gibi emek yoğun bir kısım sanayi mallarıyla rekabet edemeyen bazı yurtiçi endüstri dallarını koruyucu politikalar izlemektedirler.

c. Ekonomik Kalkınma

Kalkınmakta olan ülkeler dış ticaret politikasını sanayileşme stratejilerinin bir aracı olarak kullanmaya çalışırlar. İthalat-ikamesi gibi içe dönük bir sanayileşme stratejisi izleyen ülkelerde, dış ticaret politikasının ana amacı yerli endüstrilerin korunması iken iken, dışa açık politika uygulayanlarda amaç, ihracatın özendirilmesidir. İlkel tarım ürünlerini dış piyasalardaki istikrarsızlıklardan korumak için ekonomik yapının çeşitlendirilmesi tat döviz kaynaklarının ekonomik olarak kullanılması (lüks tüketim malları ithalatının kısıtlanması ve ithalatta ağırlığın yatırım ve ara mallarına verilmesi), az gelişmiş ülkelerde dış ticaret politikasının geleneksel fonksiyonları arasında yer almıştır.

d. Piyasa Aksaklıklarının Giderilmesi

İç ekonomide tekelci kuruluşların yaygınlaşması, üretimde kaynak etkinliğini bozar ve tüketicileri kalitesiz yerli mallara yüksek fiyat ödemek zorunluğu ile karşı karşıya bırakabilir. Bu durumda hükümet, gümrük tarifelerini veya öteki kısıtlamaları azaltarak iç piyasada rekabeti geliştirme yoluna gidebilir. Böylece monopoller kırılır, kaynak dağılımında etkinlik artar.

e. Ekonominin Liberalleştirilmesi

Günümüzde çoğu ülkelerde ekonomik politikaların ana amacı serbest piyasa ekonomisini bütün kurum ve kuralları ile uygulamaktır. Bu ülkeler liberal bir dış tica*ri politikası izleyerek ulusal ekonominin dünya ekonomisi ile bütünleşmesini sağlamaya çalışırlar.

f. İç Ekonomik İstikrarın Sağlanması

Bilindiği gibi. iç ekonomik istikrarın bozulması, işsizlik veya enflasyon şeklinde olur. İşsizlik içindeki ülkeler çalışma düzeyinin yükseltilmesi için dış ticaret politikasından yararlanmayı deneyebilirler. Şöyle ki. gümrük tarifeleri ve kotalar koyarak toplam talebi yabancı mallardan yerli mallara doğru kaydırırlar. Ancak bu durumda karşı ülkenin ihracatı azalacağı için, o ülkeye adeta işsizlik ihraç edilmiş olunur.

Bunun gibi, içerde bazı malların arzının daralmış olması, iç fiyat artışlarına yol açarak bir enflasyon nedeni oluşturabilir. Böyle bir durumda ise hükümetler söz konusu malların ithalatını kolaylaştırarak arz kıtlıklarını giderir ve fiyat istikrarını sağlamaya çalışırlar.

g. Hazineye Gelir Sağlamak

Gelecek bölümde göreceğimiz gibi, ithalat ve ihracat üzerine konulan bir ta*kım vergiler özellikle az gelişmiş ülkelerde devlet hazinesi için önemli bir gelir kaynağı oluşturur.

h. Dış Piyasalarda Monopol Gücünden Yararlanma

Bazen dış ticaret politikasının amacı, ihraç edilen mallarla ilgili olarak ulus*lararası piyasalarda monopolcü duruma geçmek düşüncesi olabilir. Bunun için ülke, tek üretici olduğu ürünlerin dışarıya satışına sınırlandırmalar koyar veya benzer malı üreten az sayıdaki öteki ülkelerle anlaşarak birlikte kartel kurma yoluna gidebilir. Böylece, uygulanacak aşın yüksek fiyatlarla ticaret hadleri lehte değiştirilmeye çalışı*lır.

i. Otarşi

Bir kısım ülkeler geçmiş dönemlerde ekonomik ve siyasal rejimlerinin bir gereği olarak otarşi adı verilen politikaları uygulamaya çalışmışlardır. Otarşi, ekono*mik bakımdan kendi kendine yeterlilik demektir. Dolayısıyla bu politikayı benimseyen ülkelerde ticaret politikasının amacı dış dünya ile ekonomik bağların en düşük düzeye indirilmesidir.

Şurası bir gerçektir ki, ne kadar zengin olursa olsun bir ülkenin uzun dönem*de tam bir otarşik politika uygulaması olanak dışıdır. Çünkü uzun dönemli olarak ülkenin her türlü kaynağa ve olanağa sahip olması gerçeklerle bağdaşmaz. Geçmişte Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku ülkeleri Batili Kapitalist ülkelere karşı bu tür otarşik politikalar izlemişlerdi. Ancak Sovyetler Birliği'nin yıkılmasından sonra bağımsızlığı*na kavuşan ülkeler yeniden dünya ekonomisi ile bütünleşme çabası içine girmişlerdir.

j. Sosyal ve Siyasal Nedenler

Hükümetler bazen sosyal ve siyasal düşüncelerle bir üretici grubunu kayır*mak istediklerinde o sektörle ilgili malların ithalinden alınan gümrük vergilerini yükseltirler. Tersine, eğer gelir dağılımının bir sınıf aleyhine değişmesi arzu ediliyorsa o endüstriler korunmaktan vazgeçilebilir. Bunun gibi, ülke güvenliği, halk sağlığı, çevre kirlenmesini önleme, doğal kaynak rezervlerinin korunması vb. nedenlerle belirli malların ithal veya ihracı da kısıtlanmış veya yasaklanmış olabilir

k. Dış Politika Amaçları

Yukarıda da belirtildiği gibi, dış ticaret politikası, izlenen dış politika ile ya*kından ilgilidir. Bu amaçla örneğin, dost ülkelere gümrük indirimleri şeklinde ticari ödünler verilirken diğerleri bu olanaktan yararlandırılmaz. Askeri bakımdan kritik kabul edilen bazı mamul, yarı mamul, hammadde veya teknolojilerin düşman ülkelere satışı yasaklanır (askeri malzeme satış ambargosu) veya askeri açıdan kritik önem taşıyan bazı endüstriler yoğun koruma önlemleri altına alınarak giderilmeye çalışılır.