Dünya Gıda Günü dolayısıyla Gıda Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası ve Ziraat Mühendisleri Odası tarafından Ankara'da düzenlenen "Dünya Gıda Günü 2007 Sempozyumu"nun sonuç bildirgesi açıklandı.

Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Petek Ataman, Kimya Mühendisleri Odası Başkanı Hasan Küçük ve Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Gökhan Günaydın tarafından açıklanan, "Dünya Gıda Günü 2007 Sempozyumu Sonuç Bildirgesi"nde, her insanın her zaman sürekli, yeterli, güvenli ve kültürel tercihine uygun gıdaya veya gıda üretmek için gerekli araçlara ulaşma hakkının bulunduğu belirtildi.

Dünyanın açlık ve dengesiz beslenme sorunları ile baş etme yollarını aradığının vurgulandığı bildirgede, açlık sorununun asıl nedeninin nüfus artışı değil, kaynakların haksız paylaşımı olduğu bildirildi.

Ülkemiz dahil birçok ülkede bir tarafta gıda fazlası varken ve depolardaki stoklar çeşitli kampanya ve reklamlarla eritilmeye çalışılırken, diğer yandan çoğunluğu oluşturan yoksul halk kitlelerinin parası olmadığı için yeterli ve nitelikli gıdaya ulaşamadığının belirtildiği bildirgede, şunlar kaydedildi:

"Bu kapsamda, Gıda Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası ve Ziraat Mühendisleri Odası tarafından her yıl 16 Ekim Dünya Gıda Günü etkinleri çerçevesinde ortaklaşa düzenlenmekte olan Dünya Gıda Günü Sempozyumu'nun bu yılki teması 'Gıda Hakkı' olarak belirlenmiştir. 19-20 Ekim 2007 tarihlerinde gerçekleştirilen sempozyumda gıda hakkı konusunun yanı sıra, tarım ve gıda sanayinin durumu, küresel ısınmanın bu sektörlere etkileri, kullanılan yeni teknolojiler, tüketicinin yanlış yönlendirilmesi ve gıda güvenliğinde farklı mesleklerin rolü konuları, meslek örgütü temsilcileri, bilim adamları ve konunun bütün taraflarıyla ele alınmıştır."

Sempozyumdan çıkan sonuçlar bildirgede şöyle sıralandı:

"Sürekli, yeterli, güvenli ve kültürel tercihlere uygun gıdaya veya gıda üretmek için gerekli araçlara ulaşılması amacıyla, ulusal varlıklarımız olan toprak ve su kaynaklarından yararlanmanın bir insan hakkı olduğu bilinciyle, doğal kaynaklara yönelik her türlü metalaştırma faaliyeti durdurulmalı, birincil üretimden itibaren üretici, sanayici ve tüketicinin eğitimine yönelik her türlü önlem alınmalıdır.

 Girdiden çıktıya dışa bağımlı olmayan bir tarımsal yapının kurulması ve ucuz, güvenilir gıdaya ulaşım hakkına sahip toplum kesimlerinin artan refahtan daha fazla pay alması esasına dayanan amaca yönelik, uzun soluklu ve kapsamlı tarım ve gıda politikaları oluşturulmalıdır.

 Küresel iklim değişikliğine yönelik olarak yapılması gereken çalışmalar zaman kaybedilmeden başlatılmalı, İklim Değişimi ve Gelişimi Araştırma Merkezi kurulmalı, ilgili tüm birimlerin katılımı ile senaryo çalışmaları ve bu senaryolara karşı stratejiler geliştirilmelidir.

 Kurağa dayanıklı çeşitler geliştirilmeli ve sulama yatırımları zaman kaybetmeden tamamlanmalıdır.

 Tarım ve Köyişleri Bakanlığının yapılandırılması biran önce tamamlanmalı; ilgili meslek grupları gıda denetimini etkin biçimde gerçekleştirecek sayıda istihdam edilmelidir.

 Tüm dünyada kabul görmüş olan tarladan sofraya gıda güvenliği yaklaşımının multidisipliner çalışmayı gerektirmektedir. Bu kapsamda ilgili tüm meslek gruplarının niteliklerine ve uzmanlık alanlarına uygun olarak, yetki ve sorumluluk alanlarının net bir biçimde belirlendiği politikalar bir an önce hayata geçirilmelidir.

 Kayıt dışılık tüm yetkili kurumların işbirliği ile engellenmeli, tarım ve gıda işletmeleri kayıt altına alınmalı, gıda denetimlerinde 'Çiftlikten Sofraya Gıda Güvenliği' ilkesi hayata geçirilmelidir.

 Türkiye'de 2001 yılında başlanan Gıda ve Beslenme Eylem Planı çalışmalarının ikinci aşaması için hazırlıklar başlatılmalı ve Türkiye'nin gıda güvencesi, gıda güvenliği ve beslenme konusundaki strateji ve eylemleri belirlenmelidir.

 Yaklaşık 30 yıldır yapılmayan gıda, sağlık ve beslenme araştırmasının yenilenmesi için başlatılan çalışmalar tamamlanmalı, Türk insanının gıda hakkı, beslenme ve sağlık durumu konusundaki bilgiler derlenerek, ulusal beslenme politikalarının oluşturulmasında öncelikler belirlenmelidir."