DÜNYA SÜT GÜNÜ (1 Haziran 2008)


"Süt olmazsa, hayat olmaz"


Dünya Süt Günü, Uluslararası Sütçülük Federasyonu'nun (IDF) 1956 yılında aldığı bir karar gereğince önceleri 21 Mayıs günü kutlanırken bu tarih 2005 yılından itibaren Gıda ve Tarım Örgütünün de (FAO) tercihiyle 1 Haziran olarak değiştirilmiştir.Buna gerekçe olarak da anılan ülkelerin çoğunda Mayıs ayının çok fazla aktiviteye ev sahipliği yaptığı gösterilmiştir.
Dünya Süt Günü'nün amacı toplumun ilgisini süte çekmek, toplumla süt sektörü arasındaki bağları güçlendirmektir. Türk milletinin nazarında sütün çok ayrı bir yeri bulunmaktadır. Her yaştaki bireyin beslenmesinde süt ve süt ürünlerinin önemini en iyi kavrayan millet olarak dünyada tanınmaktayız. Yazılı kaynaklardan süt ve süt ürünlerinin, Hun ve Göktürk döneminden beri üretimlerinin yapıldığını ve bazı hastalıkların tedavisinde kullanıldığını öğrenmekteyiz. Hunların ve Göktürklerin kısrak sütünden üretilen kımızı tüberküloz, güçsüzlük ve halsizliğin, ilk defa orta Asya'da üretilen yoğurdun Uygurlar tarafından uykusuzluğun tedavisinde kullanıldığını, Yusuf Has Hacip Divanı Lügat it Türk'te yoğurdu önemli bir gıda ilaç olarak tanımlamakta olduğunu bilmekteyiz. Dr. Besim Ömer 1899 yılında yazmış olduğu eserinde sütün tüberküloz, sarılık ve diyabet tedavisinde kullanımından bahsetmiştir. Aynı yazar yoğurdun çocuklarda dizanteriye iyi geldiğini de ifade etmektedir.
Günümüzde süt ve süt ürünleri, toplumumuzca yaygın bir şekilde bilindiği üzere her yaşta kemik ve diş sağlığı bakımından önemli kaynak olarak görülmekle birlikte son bilimsel veriler ışığında yeterli ve dengeli süt tüketiminin obesitenin önlenmesinde; kalori ihtiyacını karşılamak için süt kullanıldığı durumlarda kilo vermede, içerdiği potasyum, magnezyum ve kalsiyum elementleri ile meyve ve sebzelerle birlikte tüketilmesi durumunda kan basıncının (tansiyon) kontrolünde, düzenli az yağlı süt tüketiminin Tip -2 diabet riskini azaltmada önemli etkilerinin bulunduğu anlaşılmıştır. Çağımızda insanoğlu için en önemli iki ölüm nedeni olan kardio vasküler hastalıklar ve kanser üzerinde yapılan incelemelerde süt ve süt ürünlerinin her iki hastalık içinde olumlu etkilerinin olduğu ortaya çıkmaktadır. Süt içerdiği Conjugated Linoleic Asit (CLA) ve Vaccenic Asit (VA, Vacca lat . inek) isimli iki yağ asidi sayesinde başta göğüs kanseri olmak üzere kardio vasküler sistem hastalıkları üzerinde hastalık oluşumunu engelleyen etkilerinin bulunduğu yapılan hayvan deneyleri ve diyet çalışmaları ile belirlenmiştir. Bu yönleriyle süt ve süt ürünleri en önemli ve kolay ulaşabildiğimiz fonksiyonel gıdalarımızdandı r. AB ülkelerinde kişi başına süt ve ürünleri tüketimi ortalama olarak süt cinsinden 331 litre/yıldır.Bu değer ülkemizde ise maalesef 171 litre/yıl gibi düşük miktardadır.
Sağlıklı beslenme açısından çocuklarımıza okul öncesi ve okul içi eğitimler verilmelidir. Zaman zaman okullarımızda geçici olarak uygulanan süt dağıtım kampanyalarının amacına ulaşması mümkün değildir.Sütün gelişme ve zihinsel faaliyetlerindeki olumlu etkileri çocuklarımıza iyice anlatılmalı,okullarda uygulanan beslenme saatleri yiyecek ve içeceklerin besleyici önemlerinin vurgulanması açısından iyi değerlendirilmelidir çünkü "Süt olmazsa, hayat olmaz.
Halkımızın büyük bir bir kısmı ise sokak sütü tüketme alışkanlığını kolay kolay bırakamamaktadı r.Yukarıda üstün özelliklerini saymaya çalıştığımız süt aynı zamanda mikropların üremesi açısından çok uygun ortam olduğu gibi,hayvanlardan insanlara geçebilen zoonoz adı verilen, burusella.verem ve bunun gibi tehlikeli hastalıkların taşınmasında da önemli bir etkendir.İyi kaynatılmamış süt ve peynirlerin tüketimi bu tehlikeleri davet eder.O nedenle teknolojinin bu denli ilerlediği günümüzde süt ve süt ürünlerinin sokak satıcılarından temininden kesinlikle ve acilen vazgeçilmesi gerekmektedir. AB'ye uyumunda öncelikli şartlarından birisi olan gıda güvenliği yönünden; çiftlikten sofraya kadar tüm aşamalarda süt ve et başta olmak üzere hayvansal gıdalarda sıkı bir şekilde veteriner sağlık kontrol ve denetimi sağlanmalıdır.
Süt konusunun üzerinde durulması gereken diğer bir önemli boyutu da üretimi,kontrolü ve desteklenmesi ile ilgili meselelerdir. Ülkemizde süt hayvancılığı Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın uyguladığı destek sistemi ile son 10 yıldır en istikrarlı gelişen, modern ölçülerde üretim yapma kabiliyetine yavaş yavaş ulaşmaya başlayan, çiftçimizin ve yatırımcımızın en ciddi gelir kaynaklarından birisi olma yolunda emin adımlarla ilerlerken tüm dünyada gıda emperyalizminin son dönemlerde en revaçta sözcüğü olan küresel ısınma söylemini sırtına yaslayan Tarım Bakanlığın eli ile önemli bir darboğaza girmiştir. Hammadde, enerji, mazot gibi girdilerde yaşanan % 20-50'lik artışlara rağmen süt fiyatlarında son altı aydır %20 civarında düşüş yaşanmıştır. Bu olumsuzluklara ilaveten Tarım Bakanlığı boş durmamış tarımda uyguladığı ürün bazlı destekleme sistemini hayvancılıkta hayvan başı desteğe dönüştürerek süt hayvancılığına en büyük darbelerden birisini vurmuştur.Destekleme sisteminde; ıslah,verimlilik ve ürün kalitesinin yükseltilmesi teşvik edilmesi gerekirken hayvan sayısı ön plana çıkarılmaktadır.2008 yılında süt teşvikinin Bakanlar Kurulu Kararı ile önce kaldırılıp, sonra hatadan dönülerek teşvik kapsamına alınması olumlu fakat yetersiz bir düzenlemedir. Suni tohumlama uygulaması ve suni tohumlama sonucu doğarak kayıt altına alınan buzağıların tekrar teşvik kapsamına alınması başta olmak üzere, hayvancılık sektöründe ciddi yapısal değişimlere/düzenlemelere gidilmelidir.Türkiye sığır varlığı bakımından dünya 10. su iken, inek başı ortalama süt verimi açısından 72. sırada yer almaktadır.Verimsizliğe, maliyet artışlarına ve kayıtsızlığa bir de çiğ sütlerde mikrobiyolojik kalite ve bulaşıcı hayvan hastalıkları sorunları eklenince süt sektörümüzün bu haliyle AB ve gelişmiş ülkelerle rekabet etmesi mümkün görünmemektedir. Yeni uygulamaya konulacağı ifade edilen bu destekleme sistemi ile hayvancılığımızın nasıl geliştirileceği; Veteriner Hekimlerin en çok merak ettiği halk sağlığının korunması bakımından; üretimin nasıl kontrol edileceği, üretimin nasıl kayıt altına alınacağı, modern işletmelerde işlenecek süt miktarının nasıl arttırılacağı konularında tatminkar cevaplar alabileceğimiz nice süt günleri dileklerimizle, Ülkemiz insanlarının, emeğe inan, üreten, her şeye rağmen azmini ve kararlığını korumayı başaran tüm yetiştiricilerimizin ve halkımızın Dünya Süt Gününü kutlarız.

Avrupa Birliği Veteriner Hekim Platformu