KAHVENİN TARİHİ ÖYKÜSÜ

Kahveyi, Etiyopya’da belli bir bitkinin meyvelerini yiyen keçilerinin daha canlı hareket ettiğini farkeden bir çobanın bulduğu söylenir.
İlk kahve tarımı da Arabistan’da başlamıştır. Hacca giden Müslümanlar tarafından dünyanın farklı köşelerine taşınan kahvenin Anadolu’ya da böyle geldiği sanılıyor. İlk başta Arap şarabı denen bu içecek, Kanuni Sultan Süleyman tarafından bir ara yasaklanmıştır. Avrupa’nın kahveyle tanışması 17. yüzyılda Viyana kuşatmasından dönen Osmanlıların kahve çekirdeklerini de arkalarında bırakmalarıyla olmuştur. Aynı dönemde Venedikli tüccarlar da kahvehanelerde keyifle kahvelerini yudumlayan Türklere özenip, bu içeceği Avrupa halkı ile tanıştırmıştır. Bu gelişmeler sonucunda kahve Avrupa’ya yayılmıştır. Kahve oradan da Amerika Kıtası’na ulaşmıştır. 300 yılı aşkın bir süredir tüm dünyada hem ticareti yapılan, hem de gündelik hayatı renklendiren değerli bir ürün haline gelmiştir.
1930 yılı ise kahvenin tarihçesindeki dönüm noktalarından biri olmuştur. Varolan talebin üstünde kahve çekirdeği üreten Brezilya hükümeti kahve çekirdeklerinin çabuk bozulmasını engelleyerek değerlendirecek bir yöntem geliştirmesi için Nestlé’ye başvurmuştur. Uzmanların 8 yıl süren araştırmaları sonucunda dünyanın ilk hazır kahvesi üretilmiştir.
Günümüzde en önemli üreticiler Brezilya, Vietnam, Kolombia, Endonezya ve Hindistandır. Dünyada bir yılda tahminen 800 milyar bardak kahve yapılıp içilmektedir. Yılda 122 milyar fincan kahve içilen ABD en çok kahve tüketilen ülke olup, onu Brezilya izlemektedir. Kişi başına 11 kg kahve tüketilen Finlandiya kendi alanında birincidir.
KAHVE MEYVESİ VE İŞLENMESİ
Kahve ağacı sıcak ve nem sevdiği için sadece tropik iklimlerde yetişir. Yetiştirilmesi göreceli kolay bir ağaçtır. Boyu 10 metreye kadar ulaşabilir. Yine de rahat toplanabilmesi için en fazla 3 metrede budanır. Kahve meyvesi çok yavaş olgunlaşır. Rengi önce yeşil olur, 10 ayda kızarıp olgunlaşır. İki ana çeşidi vardır. Biri “Arabika” diğeri ise “Robusta”. Arabikanın içimi daha yumuşaktır. Robusta çekirdeklerinden yapılan kahve daha güçlü bir aromaya sahiptir.
Kahve meyvesinin içinde 2 küçük kahve çekirdeği bulunur. Evlerde kullanılabilinceye kadar birçok işlemden geçirilen kahve çekirdeklerinin kalitesini ve fiyatını bu işlemler belirler. Çok hassas bir meyve olduğundan ve hepsi aynı anda olgunlaşmadığından, iki üç kerede elle toplanır. Sonra kabuklarından ayrılması gerekir. İki şekilde yapılabilir: ya güneşte kurutularak, ki bu geleneksel yöntemdir, ya da akan suyun içinden geçirilerek. Sulu yöntem daha kaliteli çekirdekler verir.
Kabuklarını ayırdıktan sonra çuvallara konulup fabrikalara gönderilirler. Çekirdekler fabrikada kavrulup öğütülür. Eğer uzun süre ve yüksek ısıda kavrulurlarsa sert bir tat ve aromaları olur. Tadı yıldan yıla, hava koşulları ve diğer etmenlere bağlı olarak değişebilir.
Kavrulduktan sonra öğütülen çekirdekler Türk kahvesi tarzında bir kahve isteyenler için hazır hale gelmiştir. Eğer hazır kahve isteyenlerdenseniz, bu aşamadan sonra yapılması gereken bazı işlemler daha vardır. Öğütülmüş çekirdekler sıcak suda pişirilir ve kahve özü elde edilir. Kahve özü kurutulup, paketlenir ve satılmak üzere raflardaki yerini almaya gider.