Kefir Nedir?


Kefir Kültüre edilmiş bir çok sağlık unsurunu bilişiminde bulunduran fermante bir süt içeceğidir ve hafif ekşimsi ve ferahlatıcı tadı ile ayrana benzemektedir. Kefir, kefir tanelerinin süt içine katılması ile üretilmektedir. Ayrıca yapısında doğal olarak bulunan kültürdeki bakteriler ve mayaların simbiyotik etkileşimi sonucu oluşan yapıların ve bu mikroorganizmaların probiyotik özelliği nedeniyle yoğurt ve diğer fermente süt ürünleri gibi sağlık açısından oldukça önemlidir. Kefirin düzenli tüketilmesi durumunda vitamin, mineral içeriği ve kolay sindirebilme özelliği ile sağlığın korunmasında önemli faydaları bulunmaktadır.

Kefir Uzun Yaşamın Sırrıdır.


İçimi ve hazmı çok kolay olan kefir hücre yenileme özelliğine sahiptir. Kefirin yararlarını bilen Kafkasyalılar çocuklarına bile su yerine kefir içirmektedirler. Kafkasya'da yüz yıldan fazla yaşamak çok sıradışı bir durum değildir.Sayısız yararları olan kefirin, mide ve pankreas salgılarını arttığı, bronşit ve safra rahatsızlıklarını iyileştirdiği, karaciğer, böbrek fonksiyonları ve kan dolaşımı üzerine olumlu etki gösterdiği, enfeksiyonlara karşı bağışıklık sistemini koruduğu ve kolesterol düşürücü etkisinin bulunduğu pek çok kaynakta belirtilmektedir. Ayrıca premature doğmuş bebeklerin, çocukların, emziren ve hamile kadınların, yaşlıların ve hastaların kefir tüketmesi önerilmektedir. Hatta 20-30 günlük çocuklara bile günde bir iki kaşık içirilebileceği belirtilmektedir. Doktorlar, hastaların ilaçların yanında bir de kefir içebileceklerini belirtilmektedir. Ayrıca yapılan araştırmalarda kefirin kadın ve erkeklerde cinsel gücü arttığı da bildirilmiştir. Hücre yenileme sayesinde de kadınlar tarafından cilt maskesi olarak kullanıldığı da bilinmektedir. KEFİR Şirketimizde, geleneksel anlamda, Kafkaslardaki orjinine uygun şekilde, üretimde kullanılan süt test aşamasından geçtikten sonra orjinal kefir kültüründen üretilmektedir.


Kefir'in Birçok Hastalığa İyi Geldiği Bilinmektedir....


Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Yaygın, kefirin sinir bozukluklarından kansızlığa kadar pek çok hastalığa iyi geldiğini, sindirim sistemindeki zararlı bakterileri yok eden bu mayalı içeceğin antibiyotikten daha etkili olduğunu açıklamaktadır.Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Kurdal, Kefir şifa verici özelliğiyle sinirsel rahatsızlıklar, iştahsızlık ve uykusuzluk başta olmak üzere bir çok hastalığa iyi geliyor. Kefirin gençlik içkisi olarak tanındığı ve su yerine içildiği Kafkasya'da verem, kanser ve hazım bozukluğu gibi hastalıklara rastlanmadığı ve ortalama insan ömrünün 100 yılı aşatığına ilişkin bir çok literatürde yer alıyor. Bu ürünün yüksek tansiyon, bronşit, sarılık, ishal, kabızlık, egzama ve safra rahatsızlıklarına iyi geldiği de biliniyor. Kurdal, kefirin düzenli olarak 6 ay süreyle günde en az 500 mililitre tüketilmesi halinde gençleştirici etkiye sahip olduğunu, yaşlıların sağlığı üzerinde yararlı etkileri bulunduğunu sözlerine ekledi.

Kanseri Geciktiriyor.


Son yıllarda fermante süt ürünlerinde ve kefirde bulunan besin öğeleri kanser oluşumlarında yada engellenmesinde de önem kazanmıştır. Süt ürünü olan kefirin bileşimindeki solenyumun hücreler üzerinde antioksidan etki gösterdiği saptanmış ve bununda kansere karşı bir faktör olduğu değerlendirilmiştir.
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Ürünleri Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doc. Dr. Cem Karagözl, kefirin düzenli olarak günde yarım litre içildiğinde organizmayı dengeleyici etkesinin olduğunu ve sağlık üzerinde olumlu etkiler gösterdiğini belirtilmektedir. Ayrıca kefirin karaciğer, safra, böbrek fonksiyonları ve kan dolaşımı üzerinde olumlu etkileri olduğu gibi, kanserde, tümör oluşum aşamasında hücrelerin gelişimini engelleyici bileşenlerin oluşumunda etkili olduğu bilinmektedir.(Milliyet Gazetesi 16.05.2004)

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Emel Sezgin, Japonya'da yapılan bir araştırmaya göre kefirin içinde yer alan maddelerin kanseri %53.6 oranında azalttığını ve ayrıca kefirin kanseri önleyici ilaçlarla kullanılması halinde kanserin tekrarlanma riskinin % 67 oranında azalttığını da ortaya çıkarttığını belirtmiştir.(Star Gazetesi 22.02.2002)


Kefir'in Besin Değeri Yüksektir.


Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Tülay ÖZCAN YILSAY, “Sütün içindeki tüm besinlerin maddelerini içermesi ve tanelerinin yapısında bulunan mikroorganizmaların faaliyeti ile meydana gelen oluşumlar sonucu kefirin besleyici değerinin arttığı gibi, kısmen parçalanan protein ve yağların etkisi ile kefirin sindirelebilirliğinin de arttığını belirtilmektedir. Süt şekeri laktoz parçalandığından kefir süte karşı rahatsızlık gösteren kişiler tarafından da tüketilebilmekte ve vücuda herhangi bir rahatsızlık vermemektedir. Kefir ayrıca vücudun önemli fonksiyonlarında yer alan mineral maddeler ve asansiyel amino asitlerce de zengindir. Örneğin bu amino asitlerden tripofan sinir sistemi üzerinde rahatlatıcı etki göstermektedir.Ayrıca, mineral maddelerden kalsiyum ve magnezyum sağlıklı bir sinir sisteminin gelişiminde etkisi olduğu bilinmektedir. Fosfor, hücre gelişimi ve enerji ihtiyacının karşılanması için karbon hidatların, yağların ve proteinlerin değerlendirilmesinde kolaylık sağlamaktadır. Kefir, B12, B1 ve K vitaminibakımından da zenginidir. Bu vitaminlerin yeterli alınması durumunda gerek böbrek, karaciğer ve sinir sistemine gerekse deri rahatsızlıklarına sayısız fayda sağladığı bilinmektedir.

Kefir Bir Türk İçeceğidir.


Kefirin anavatanı Kafkaslardır. İlk kez Batı Asya da Türkler tarafından Kefir, Kuzey Kafkasya'nın dağ köylerinde çok eski yıllardan beri yapılan ve tüketilen, buradan Dünya'ya yayılmış fermante bir süt ürünüdür. Kafkas dağları orijinli olan kefirinilk kez batı asyada Türkler tarafından üretildiği belirtilmektedir.Kafkasyalılar kefiri sürekli tüketmekte ve gençlik iksiri olarak kullanmaktadırlar. Kafkaslardan Dünya'nın her tarafına yayılan Türkler bu içeceklerini beraberinde Dünya'nın her tarafına götürmüşler ve yaymışlardır. Kefir, Torula kefir ve Saccharomyces kefir gibi mayalar ile çeşitli laktik asit bakterilerini (Lactobacillus caucasicum, Lactobacillus plantarum, Lactobacillus casei, Streptococcus lactis, Streptococcus cremoris, Streptococcus diacetylactis, leuconostoc cremoris) içermektedir. Kefirde yer alan bu mikroorganizmalar, bağırsakta yer alan patojeri bakterilerin gelişmesini engelleyerek mide ve bağırsak rahatsızlıklarına karşı koruyucu özellik göstermektedir. Dünya'da ve Türkiye'de ki Üniversitelerin Gıda Mühendisliği bölümlerinde kefir üzerine kapsamlı çalışmalar yapılmaktadır.