5 sonuçtan 1 ile 5 arası
  1. #1
    engineer çevrimdışı Üyelik tarihi: 30.03.2007 Son online zamanı: 11.04.2008

    Mesajları
    1762
    Konuları
    581
    Eklentileri
    96
    Kredisi
    4814
    Harcanan
    0
    Kalan
    4814

    Thumbs up Laktuloz ve Kullanım Alanları

    Zafer ALPKENT, Asuman GÖNCÜ / Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü - Antalya



    Özet



    Galaktoz ve fruktozdan meydana gelmiş bir disakkarit olan laktuloz, gıda sanayiinde özellikle fırıncılık ve süt ürünleriyle, çeşitli içeceklerde ve bazı özel gıdaların üretiminde kullanılmaktadır. Ayrıca bu madde Bifidobakterler için önemli bir gelişme faktörü olması nedeniyle, özellikle çocukların beslenmesinde büyük önem taşır. Bu makalede laktulozun özellikleri, elde edilmesi ve kullanımı hakkında bilgiler verilmiştir.



    1.Giriş



    Laktuloz, galaktoz ve fruktozdan oluşan bir disakkarittir. İlk kez Montgomery ve Hudson tarafından 1930 yılında tanımlanan laktuloz 4-O-b-D-galaktopyranosyl-D-fruktoz olarak da isimlendirilir. Daha sonra Petuelles tarafından laktulozun bifudus faktörü olduğunun açıklanmasıyla, sadece sütte bulunan bu maddenin önemi giderek artmıştır. Kaynağı laktoz olan laktuloz çiğ sütte bulunmamasına karşın, ısıtılmış sütlerde ve peynir altı suyunda bulunmaktadır (MENDEZ ve OLANO, 1979).
    Kullanıldığı ürünlerde hiçbir olumsuz değişime yol açmayan laktuloz, özellikle bebek beslenmesinde, diabetikler için tatlandırıcılarda ve laktasif etkili ilaçların yapımında kullanılmaktadır.
    Bu derlemede laktulozun özellikleri, elde edilmesi ve kullanım alanları hakkında bilgiler verilmiştir.



    2. Laktulozun kimyasal özellikleri ve elde edilmesi



    Alkali şartlar altında laktozun moleküler olarak yeniden düzenlenmesiyle elde edilen laktuloz, laktozun izomeridir. Laktulozun kimyasal formülü Şekil 1’de verilmiştir.
    Şekil 1. Laktulozun kimyasal formülü (MIZOTA ve ark. 1987)
    Laktulozda, laktozdaki çözünmeyen glikozun yerine fruktoz geçtiği için bu maddenin tadı laktoza göre 1,5 kat daha fazladır. Sukrozun tatlılık derecesi 1 olarak alındığında laktulozun tatlılık derecesi 0,48-0,62 arasında kabul edilmektedir (MIZOTA ve ark. 1987). Laktuloza ait bazı fiziksel ve kimyasal özellikler Çizelge 1’de verilmiştir.
    Çizelge 1. Laktulozun bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri (MIZOTA ve ark. 1987)



    Özellikler Karakteristikler
    Yapı Galaktoz ve fruktozdan oluşan bir disakkarit
    Renk ve şekil Beyaz renkli, toz şeklinde, düzensiz kristal yapıda
    Erime dercesi 161-163 °C
    Özgül çevirme derecesi [d]20 = -47
    Çözünebilirlik Suda çözünür (25 °C’ de %70’in üzerinde)
    Tat Temiz ve tatlımsı



    İlk defa 1930 yılında Montgomery ve Hudson tarafından üretilen laktuloza ait üretim şeması Şekil 2’de verilmiştir. Şekilden görülebileceği gibi laktoz önce Ca(OH)2 gibi alkali bir çözeltide 35°C’de 36-48 saat bekletilip çözündürülerek, reaksiyona girmeyen laktoz kristalize edilip uzaklaştırılır. Ortamda kalan laktoz brom kullanılarak okside edilir. Kalan laktuloz ise etanol ve metanol kullanılarak kristallendirilip ayrılır. Bu şekilde elde edilen laktulozun saflığı oldukça yüksektir.
    Laktoz
    Ca(OH)2 çözeltisinde bekletme
    (35°C’de 36-48 saat)
    Ayırma
    (Brom ile oksidasyon)
    Kristalizasyon
    (Etanol ve Metanol kullanarak)
    LAKTULOZ



    Şekil 2. Montgomery ve Hudson (1930) tarafından üretilen laktulozun akım şeması (TOMITA 1985)



    Daha sonraki yıllarda Bruyn ve Ehenstein katalitik reaksiyonla laktozdan laktuloz elde etmişler ve katalizör olarak aşağıdaki maddeleri kullanmışlardır (TOMITA 1985).
    a) Alkali veya alkali amonyum toprağı (NaAlO2)
    b) Alkali veya alkali sülfit toprağı (Na2SO3)
    c) Sodyum borat ve sodyum hidroksit (Na2B2O4+ NaOH)
    d) Sodyum hidroksit (NaOH)
    ROBINSON (1986)’un bildirdiğine göre, laktuloz en iyi katalizör olarak kalsiyum hidroksit kullanılarak, %15’lik laktoz çözeltisinin 70 °C’de 15-20 dakika pH 11’de tutulmasıyla MATVIEVSKII ve ark. (1978) tarafından elde edilmiştir. Günümüzde daha yaygın olarak borik asit kullanımına dayalı teknikler ya da trietilamin ve sodyum hidroksit katalizörlerini kullanmak, hem ekonomik açıdan hem de proses işlemlerinin daha etkin olması açısından daha uygun düşmektedir.
    Süt ürünlerindeki laktuloz miktarı enzimatik analizlerle spektrofotometrik olarak veya HPLC ve ince-tabaka kromotografisi gibi yöntemlerle belirlenebilmektedir (ROBİNSON, 1986). Kısa sürede sonuç alındığı için son zamanlarda enzimatik yöntemlerin kullanımı daha yaygın hale gelmiştir (KUHLMANN ve ark. 1991).
    Süt endüstrisinde sütün ısıtılması oldukça önemli bir proses olup, ısıtmada çok değişik yöntemler kullanılmaktadır. Uygulanan ısıtma sıcaklığı ve süresine bağlı olarak ortaya çıkan bileşikler de farklılıklar göstermektedir. PELLEGRINO ve ark. (1995), ısıtma ile sütte oluşan değişiklikleri iki gruba ayırmışlardır. I. tip reaksiyonlar, denatürasyon, degradasyon ve inaktivasyon gibi enzim, protein ve vitaminlerde ortaya çıkan değişimlerin görüldüğü reaksiyonlardır. II. tip reaksiyonlarda ise çiğ sütte bulunmayan laktuloz, HMF ve furosin gibi bileşikler oluşmaktadır ve ortaya çıkan bu bileşikler süte uygulanan işlemlerin belirlenmesinde ve ayırdedilmesinde indikatör olarak kullanılmaktadır.
    Yapılan çalışmalarda laktozun izomeri olan laktulozun, ısıtma tekniğine bağlı olarak sütlerde farklı miktarlarda bulunduğu tespit edilmiştir. Laktuloz miktarına göre pastörize sütler, direkt ya da indirekt yöntemlerle ısıtılan UHT sütler veya şişede sterilize edilen sütlerin ayırımının yapılabileceği ifade edilmiştir (AKALIN ve GÖNÇ, 1997).
    IDF(International Dairy Federation) ve EC (European Union)’ nin verdiği laktuloz ve asitte çözünebilen serum proteinleri miktarına göre UHT sütlerle, kesikli sterilizasyon uygulanan sütleri birbirinden ayırmak mümkün olabilmektedir. Örneğin 600 mg/l den fazla laktuloz ve 20 mg/l den az b-laktoglobulin içeren uzun ömürlü sütlerin şişede sterilize edildiği anlaşılmaktadır (MORALES ve ark. 2000).
    Hollanda’da bulunan Solvay dünyadaki en büyük laktuloz üreticisidir. Burada yılda yaklaşık 10000 ton laktuloz üretilmektedir. Bu üretimin %90’ ından fazlası Duphalac, Biifiterol, Chronulac ve Cephulac gibi ilaçların üretiminde kullanılır. Japonlara ait Morinaga Süt Enstitüsü Co. Ltd. ise ikinci büyük laktuloz üreticisidir. Burada üretilen laktuloz ise daha çok gıda katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Japonyadaki bu enstitüden Avrupa’ ya yılda 3000 ton laktuloz ihraç edildiği bildirilmektedir (PLAYNE ve CRITTEN, 1996).



    3. Laktulozun kullanım alanları



    Katıldığı ürünlerde hiçbir olumsuz değişime yol açmayan laktuloz proses aşamalarında uygulanan işlemlerden etkilenmediği için gıdaların üretiminde her aşamada kullanılabilir. Laktuloz solusyonunun su aktivitesi eşit konsantrasyondaki sukroz şurubundan önemli ölçüde düşüktür. Bu özelliği sayesinde sulu gıdalarda suyu bağlamak amacıyla kullanılabilmektedir. Bunun yanında laktulozun yüksek çözünürlüğe sahip olması ve sindirilmemesi ona önemli bir özellik kazandırmakta ve bu özelliği nedeniyle gelecekte gıdaların üretiminde oldukça önemli bir potansiyele sahip olacağı düşünülmektedir (ROBINSON, 1986).
    Laktuloz aşağıda belirtilen şekillerde kullanılmaktadır (STROHMAIER, 1997).
    -Bebeklerin beslenmesinde
    -Bebek mamalarında
    -Şeker yerine tatlandırıcı olarak
    -Fırıncılık ürünlerinde
    -Süt ürünlerinde
    -Diabetikler için tatlandırıcılarda
    -Her yaştaki insanların beslenmesinde
    -Laksatif etkili ilaçların üretiminde



    4. Bifidus faktör olarak laktulozun önemi



    Laktuloz ince bağırsaklarda sindirilmeyen ve mikrobiyel aktivitelerde de çok az absorbe edilen bir özelliğe sahiptir. Bu madde genellikle Bifidobacterium bifidum ve Acidophilus türü bakteriler tarafından laktik asit üretiminde kullanılır. Laktulozun bifidus faktörü olduğunun anlaşılmasından sonra, laktuloz ile insan bağırsak florası arasında ilişki bulunup bulunmadığı, eğer bir ilişki söz konusu ise bunun ne şekilde olduğu konularında çok sayıda araştırma yapılmıştır. Ayrıca emzirilerek beslenen bebeklerin bağırsak florasında da bu etki incelenmiş, emzirilmeyen bebeklerin diyetlerinde laktulozun kullanılma durumu da araştırılmıştır.
    Bifidobakterilerin insanları enterik enfeksiyona karşı koruyucu etkisinin bulunduğu yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bebek beslenmesinde bifudus florasının bebeklerin sağlığı üzerindeki etkisi uzun süredir çalışılan konular arasında gelmektedir. Bu konuda çalışan birçok araştırmacı emzirilmeyen bebeklerin bağırsak florasında bifidusları üretmeyi denemişlerdir. PETUELY (1957), ilk kez bebeklerin mamalarına laktuloz eklemek suretiyle bu hedefe ulaşmıştır.
    NOMIOKA (1985)’nın bildirdiğine göre, SCHNEEGENS ve ark. (1966) dondurularak kurutulmuş Bifidobacterium bifidus kültürüyle, laktulozlu ve laktulozsuz diyetler hazırlayarak patojenik Escherichia coli türlerini ortadan kaldırmaya yönelik bir çalışma yapmışlardır. Araştırma anne sütü ile beslenen ve %75’i Escherichia coli ile enfekte olmuş bebekler üzerinde yürütülmüş ve sadece laktuloz ilave edilen diyetlerle beslenen bebeklerde olumlu sonuç alınmazken, Bifidobacterium bifidus kültürü ve laktuloz içeren diyetlerle beslenenlerin tedavisinde %80 oranında başarı sağlandığı görülmüştür.



    Şekil 1. Laktuloz kullanımının insan sağlığı üzerine etkisi (MIZOTA ve ark.1987)
    BRAUN (1965) tarafından yapılan bir çalışmada, %5 laktoz katılarak 2/3 oranında sütle seyreltilmiş diyetle beslenen bebeklerin dışkılarında %20 düzeyinde bulunan bifidobakterilerin, diyete %2 oranında laktuloz eklendiğinde %90’a yükseldiği STROHMAIER (1997) tarafından bildirilmiştir.
    Fekal floradaki değişim üzerine laktulozun etkilerini inceleyen TEREDA (1992), iki hafta boyunca 8 sağlıklı yetişkin kişiye günde 3 gram laktuloz vermiş, laktuloz almadan önce fekal florada %8.3 olan Bifidobakterlerin oranının, 7 ve 14. günlerin ortalamalarına göre %47.4’e kadar yükseldiğini tespit etmiştir. Laktuloz alımı kesildikten sonra Bifidobakterin oranı yine başlangıç seviyesine düşmüştür. Bu durum laktulozun bifidobakterlerin gelişmesindeki etkinliğini göstermiştir (STROHMAIER, 1997).
    Laktoz ve laktulozun bebek beslenmesindeki önemini araştıran GRUTTE ve HAENEL (1968), iki grup çocuk ve yeni doğmuş 35 bebeğe farklı besleme programı uygulamışlardır. Yeni doğmuş bebeklere anne sütü ve laktuloz, diğer çocuk grubundan birincisine laktuloz içeren diyet verilirken, diğerine ise hiç laktuloz verilmemiştir. Çalışmada tüm gruplarda bulunan çocukların dışkıları oksidasyon- redüksiyon potansiyeli, pH, asit komposizyonu, amonyum, serbest nitrojen, serbest amino asit ve serbest amino nitrojen yükü değerleri yönüyle incelenmiştir. Bakteriyolojik olarak da Bifidobacterium bifidum, Escherichia coli, Bakteriodes ssp, Streptococcus ssp., Staphylococcus ssp. ve Gram (-) anaerobik kokların sayımı yapılmıştır. Araştırma sonucunda, anne sütü ile beslenen çocukların diyetine %1.2’den %1.5’ e kadar değişen oranlarda laktuloz katıldığında, kalın bağırsaktaki Bifidobacterium bifidum sayısının arttığı, buna bağlı olarak da pH’nın düştüğü gözlenmiştir. Düşük pH değerinde ise, yüksek oksidasyon-redüksiyon potansiyeli ve düşük amonyum içeriği, bunun yanında kokuşma yapan anaerobik gram(-) bakterilerin inhibe edildiği belirlenmiştir. Diyetlerine laktuloz katılarak beslenen çocukların bağırsaklarındaki Gram (-) bakterilerin inhibe olması, emzirilerek beslenen bebeklerinkiyle benzerlik göstermiştir. Büyük olasılıkla laktulozun, anne sütünde bulunan oligosakkaritlere benzer özellikler taşıdığı ve bifiduslar için karbonhidrat kaynağı olarak kullanıldığı ifade edilmiştir (MIZOTA ve ark. 1987).
    Ayrıca laktuloz kronik kabızlığın tedavisinde de yaygın olarak kullanılmaktadır. 50 yetişkin hastaya düzenli bir şekilde laksatif olarak laktuloz verilmiş ve hastaların tedavisinde % 80 başarı sağlanmıştır (STROHMAIER, 1997). Özellikle siroz hastalığı nedeniyle insanların kalın bağırsağındaki bozulan mikrobiyal dengeyi Bifidobacterium bifidum ile birlikte verilen laktulozun tekrar dengelediği belirlenmiştir. Bu kullanım alanlarına ilave olarak laktuloz karaciğer hastalıklarında kullanılan ilaçların yapısında da yer almaktadır.






  2. #2
    Akın52 çevrimdışı Üyelik tarihi: 22.02.2007 Son online zamanı: 24.10.2019

    Mesajları
    2360
    Konuları
    499
    Eklentileri
    144
    Kredisi
    7213
    Harcanan
    Onursal Üye
    Kalan
    Onursal Üye
    Paylaşımın için yeşekkürler..


  3. #3
    Gülsel ŞEN çevrimdışı Üyelik tarihi: 10.04.2007 Son online zamanı: 04.09.2013

    Mesajları
    3314
    Konuları
    890
    Eklentileri
    172
    Kredisi
    8614
    Harcanan
    Onursal Üye
    Kalan
    Onursal Üye
    teşekkürler canım emeğine sağlık...


  4. #4
    fatihalt çevrimdışı Üyelik tarihi: 12.05.2007 Son online zamanı: 18.11.2011

    Mesajları
    1924
    Konuları
    184
    Eklentileri
    1
    Kredisi
    55
    Harcanan
    0
    Kalan
    55
    paylaşım için teşekkürler...............


  5. #5
    turkoloji çevrimdışı Üyelik tarihi: 09.04.2007 Son online zamanı: 17.10.2008

    Mesajları
    585
    Konuları
    194
    Eklentileri
    23
    Kredisi
    1155
    Harcanan
    0
    Kalan
    1155
    Şekil 2. Montgomery ve Hudson (1930) tarafından üretilen laktulozun akım şeması (TOMITA 1985)

    Diyor ama yok...


Advertising

Advertising

Benzer Konular

  1. Karmin Üretimi ve Kullanım Alanları
    Ders Ödev ve Raporları, Staj Raporları forum içinde, yazan busRAp
    Yorum: 0
    Son Mesaj: 07.10.2016, 14:46
  2. Hayvansal Yan Ürünlerin Kullanım Alanları
    Et ve Et Ürünleri forum içinde, yazan muhammed124
    Yorum: 0
    Son Mesaj: 06.02.2015, 16:08
  3. Bakterilerin Biyoteknolojide Kullanım Alanları
    Genel Mikrobiyoloji forum içinde, yazan quetta
    Yorum: 4
    Son Mesaj: 01.01.2014, 20:51
  4. Yumurta ve kullanım alanları
    Et ve Et Ürünleri forum içinde, yazan Oğuz Pelikli
    Yorum: 3
    Son Mesaj: 30.09.2007, 11:49
  5. besiyerleri ve kullanım alanları
    Genel Mikrobiyoloji forum içinde, yazan gulsensa
    Yorum: 8
    Son Mesaj: 27.06.2007, 17:21

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  


HAKKIMIZDA

    GIDA GÜNDEMİ 2007 YILINDA FORUMFOOD.NET İSMİ İLE YOLA ÇIKMIŞ, BUGÜN 150 000 İN ÜZERİNDE ZİYARETÇİ SAYISI İLE SEKTÖRE HİZMET ETMEKTEDİR.

TAKİP EDİN

Twitter Facebook youtube Flickr RSS Feed