Sayfa 1/3 123 SonSon
27 sonuçtan 1 ile 10 arası
  1. #1
    ayşegül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ayşegül çevrimdışı Üyelik tarihi: 05.04.2007 Son online zamanı: 03.03.2012

    Mesajları
    700
    Konuları
    320
    Eklentileri
    40
    Kredisi
    2064
    Harcanan
    0
    Kalan
    2064

    Standart obezite hakkında

    arkadaşlar,obezite hastalığı ile ilgili görüş,fikir,öneri vb. buradan belirtelim lütfen.iyi çalışmalar herkese.






  2. #2
    sahra çevrimdışı Üyelik tarihi: 27.12.2007 Son online zamanı: 17.07.2008

    Mesajları
    26
    Konuları
    0
    Eklentileri
    0
    Kredisi
    5
    Harcanan
    0
    Kalan
    5
    sağolun böyle bir sayfa için.bende yeni üyeyim. obezite konusunda bilgilerinize ihtiyacım var kilom çok yüksek morbit obezim. iletilerin devamını fırsat buldukça takip edeceğim.öncelikle kendimi tanıtayım. 36 yaşında ev hanımı 3 çocuklu 145 kg bir bayanım.2 sene önce sezeryenli bir doğum beni bu kilolara çıkardı. gene obezdim ama 125 i geçmeyen ve sporla dengelemeye çalıştığım sürekli düşen 115 lerde seyreden bir kilom vardı.spora gidiyorum. 3 ayda 9 kilo verdim.her tür önerilere açığım rahat olun kırılırım düşüncesiyle yorum yapmaktan çekinmeyin.ben alınganlık yapacak durumu aştım sorunumu halletme ve çözüm yolundayım.kartal eğitimde tahlillerim yapıldı 31 inde değerlendirilecek. metebolizmam çok yavaş çalışıyormuş. bakalım ne tavsiye edecek endokrin.merakla önerilerinizi bekliyorum.sevgiler.


  3. #3
    ayşegül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ayşegül çevrimdışı Üyelik tarihi: 05.04.2007 Son online zamanı: 03.03.2012

    Mesajları
    700
    Konuları
    320
    Eklentileri
    40
    Kredisi
    2064
    Harcanan
    0
    Kalan
    2064
    sahra hanım,tabi ki doktorlar bu konuyu daha iyi bilirler ancak ben birebir annemle yaşadığım için bu meseleyi sadece deneyimleri aktarabilirim.geçen sene 150 kg.iken rahatsızlandı ve hastaneye yatırdık.teşhisimiz neydi biliyo musunuz SELÜLİT.Selülitler iltihap kapmış.tedavi 1 ay kadar sürdü ve hep diyet yemekleri yedi ve de 15 kilo vererek hastaneden çıktı.ancak eve gelir gelmez fazlasıyla geri aldı.sonuçta hastanede hareket falan yoktu ama yine de verdi.benim tavsiyem önce 100 altına inin sonra spora başlayın.spor fazla hareket çok acıktırıyor kendimden de biliyorum ve bazı araştırmalar okumuştum bu konuda.


  4. #4
    Gülsel ŞEN çevrimdışı Üyelik tarihi: 10.04.2007 Son online zamanı: 04.09.2013

    Mesajları
    3314
    Konuları
    890
    Eklentileri
    172
    Kredisi
    8614
    Harcanan
    Onursal Üye
    Kalan
    Onursal Üye
    OBEZİTE (ŞİŞMANLIK)

    Şişmanlık, vücutta olması gerekenden fazla yağ dokusu birikmesi halidir. Fazla kilolu olmaktan farklı bir kavramdır ve bugün için estetik bir sorun olmaktan çok bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Örneğin sporcu bir kişinin kas ve kemik kitleleri daha fazla olduğu için ideal kilosundan fazla ağırlıkta olsa bile şişman sayılmaması gerekir. Çünkü yağ dokusu fazla değildir. Tam tersine boyuna göre ideal kiloya sahip olan bir kişide kas ve kemik dokusu az vücut yağ kitlesi fazla ise bu kişinin kilosu fazla değil ama yine de şişman sayılabilmektedir.

    Şişmanlık tanımlamasında kullanılan bazı ölçüm yöntemleri mevcuttur. Bunlardan biri “İdeal Kilo”dur. Kabaca kişinin boyundan 100 çıkarmakla o kişinin ideal kilosunu hesaplamak mümkündür. Örneğin 170 cm boyundaki bir kişinin kilosunun 70 olması gerekmektedir.

    Şişmanlık sınırlarını saptamakta kullanılan bir formül de “Vücut Kitle İndeksi (VKİ)”dir. Ağırlığın metre cinsinden boyun karesine oranı ile hesaplanır. Örneğin yine 170 cm boyunda ve 70 kg ağırlığındaki bir hastanın VKİ = 70/1.72 = 24.2’dir. VKİ 19-25 arasında olan kişiler normal kilolu kişilerdir. 25-30 arası balık eti veya toplu, 30-40 arası şişman ve 40’ın üzeri ise bazı hastalıkların ortaya çıkmasına elverişli şişmalık durumu olarak ifade edilir.

    Vücut Kitle İndeksi

    Bel çevresinin erkekte 102 cm, kadında 88 cm’yi geçmesi, ya da bel çevresinin kalça çevresine oranının erkekte 0.9, kadında ise 0.8’den fazla olması yine şişmanlık olarak değerlendirilmektedir. Bu son iki ölçüm aynı zamanda fazla olduğunu anladığımız yağ dokusunun vücudun neresine biriktiğini de anlamamıza yarar. Eğer yağ dokusu karında ve dolayısı ile iç organların çevresinde birikmişse bu durumda o şişman kişide kilo fazlalığına bağlı olarak ortaya çıkma ihtimali olan bazı ek hastalıkların görülme oranı çok daha fazla artar. Örneğin bu kişilerde tansiyon yüksekliği, şeker hastalığı, kalp ve beyin damarlarında tıkanma ve buna bağlı olarak kalp krizi ve felç geçirme ihtimali, şişman olmayan veya şişman olup da yağ dokusu karın dışındaki bölgelerde (örneğin bacak, kol gibi) biriken kişilere göre çok daha fazladır.

    Şişmanlık Gerçekten Bir Sorun Mudur ?

    Dünya Sağlık Örgütünün 1997 yılı verilerine göre dünya nüfusunun % 25’inin VKİ’i 30’dan fazla, yani şişmandır. % 25’i ise balık eti veya topludur. % 25’lik kısmı şu anda şişman değil ancak genetik olarak şişmanlığa yatkın durumdadır. Sadece % 25’i ne şu anda ne de gelecekte şişman olmayacak grubu oluşturur. Görüldüğü gibi dünya nüfusunun % 75’i bu sorunla ya baş başadır ya da hastalık için adaydır. Son on yıl içinde dünya üzerindeki hemen bütün ülkelerde şişmanlıkta belirgin bir artış olmuştur.

    Şişmanlık Nedenleri

    Şişmanlığın artışına neden olan etkenler arasında yaşlılık, beslenme alışkanlığının hazır yiyecek türüne kayması ve ayaküstü yenilen tost, sandviç, hamburger, pizza, patates kızartması gibi yiyeceklerin fazla tüketilmeye başlanması, kadınlarda çok doğum yapma, daha az hareketli bir yaşam, sanayileşmiş bir toplumda yaşama, evlilik, alkol tüketimindeki artış ve en önemli nedenlerden biri olarak genetik sayılabilir. Yaş ilerledikçe metabolizma hızı azalacağından kilo vermek zorlaşmaktadır. Toplum olarak beslenme tarzının özellikleri de şişmanlık için belirleyicidir. Çok yağlı yemek türleri fazlaca tüketiliyorsa, ya da özellikle sanayileşmekte olan ülkelerde daha çok hazır ve ayaküstü hızlı yenilen ancak hamur ve yağdan çok zengin gıdaların tüketimi, yöresel ev yemeklerinin yerini almaya başlamışsa şişmanlık kapıda demektir. Kadınlarda her geçirilen gebelik vücutta fazladan kilo bırakabilir. Özellikle kadın, gebelik sırasında gereğinden fazla kilo aldıysa ya da doğum sonrasında bu fazla kiloları atmak için gayret göstermediyse ve çok sayıda doğum yaptıysa yine şişmanlık adayıdır. Kişinin hayatında oluşan bir değişiklik nedeniyle aktivitesi azaldıysa, örneğin bedensel olarak aktif olduğu bir işten masa başı bir işe geçiş, iş bırakma veya emeklilik, araba kullanmaya başlamak gibi nedenlerle enerji tüketimi azalabilir. Evlilik de şişmanlığın ortaya çıkması için bir etken olabilir. Gerek erkekte gerekse kadında, özellikle de şişmanlığa eğilimi olan kişilerde evlilik öncesinde kilo almamak ve formda kalmak için gösterilen çaba evlilik sonrasında pek kalmadığı için daha kolay kilo alınabilmektedir. Alkol kullanımı da boş enerji olduğu için ve genellikle beraberinde kalorili yiyeceklerin de tüketilmesi nedeniyle şişmanlık için hazırlayıcı bir nedendir. Bunların yanısıra şişmanlığın ortaya çıkmasında en önemli faktörlerden biri de genetiktir. Bazı ailelerde çocuklar da ebeveynler gibi şişmanlığa eğilimlidir.

    Bu faktörlerden bir ya da daha fazlasının bir kişide bulunması ile şişmanlık ortaya çıkmaktadır. Ancak şu da unutulmamalıdır ki bir kişi ancak ve ancak harcadığından daha fazla gıda veya kalori alırsa ya da tersinden söylersek aldığı gıda veya kaloriden daha az harcarsa şişmanlar. Ayrıca yapısı nedeniyle şişmanlığa yol açan bazı hastalıkların olduğunu ve bir neden yokken sonradan ortaya çıkan şişmanlık hallerinde öncelikle bir doktora gidip, şişmanlığa bir hastalığın mı neden olduğunu anlamak gerekmektedir.

    Ne Gibi Hastalıklara Neden Olmaktadır ?

    Şişmanlık, önlem alınmaması ve uzun süre devam etmesi halinde vücutta birçok sistemi olumsuz etkilemektedir. En çok etkilenen sistemler kalp-damar, hormon, solunum, sindirim, genital ve idrar, kas-iskelet, deri ve psikolojik sistemlerdir. Görüldüğü gibi etkilemediği yer yok gibidir.

    Kalp-damar sisteminde damar sertliği, kalp damar hastalıkları ve kalp krizi, kalp yetmezliği, tansiyon yüksekliği, beyin kanamaları ve felç gelişmesine yardımcı olmaktadır. Yine şişman kişilerin kan kolesterol ve trigliserid denilen yağlarının genellikle yüksek olduğu görülür. Bu da damar sertliğini arttırıcı bir etkiye sahiptir.

    Ailesinde şeker hastalığı olanlarda şişmanlık olması, o kişide de ve daha erkenden şeker hastalığı ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Ailede şeker hastalığı olmayanlarda ise yine gizli ya da açık şeker hastalığı ortaya çıkabilmektedir.

    Şişman kız çocuklarında erken ergenlik ortaya çıkabilir. Erişkin kadınlarda ise şişmanlık tüylenme, adet düzeninde bozulma oluşabilir. Erişkin erkeklerde de cinsel istekte azalma, iktidarsızlık ve kısırlığa kadar giden bozukluklar yapar.

    Şişman gebelerin bebekleri büyük olabilir. Bebekler gerek anne karnında gerekse doğduktan sonra başka sorunlarla da karşılaşabilirler.
    Sindirim sisteminde yemek borusunun alt ucunda gevşeme ve mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması sonucunda yemek borusu alt ucunda ülserler gelişebilir. Ayrıca şişmanlığın uzun sürmesi halinde mide fıtığı gelişebilir. Şişman kişilerde safra kesesi taşları daha çok görülür. Karaciğerde yağlanma da şişmanlığın bir sonucu olarak ortaya çıkabilir.

    Kanser ile şişmanlık arasındaki ilişki hep konuşulmuştur. Kadınlarda rahim ve meme kanseri, erkeklerde ise prostat kanseri, şişman olmayanlara göre daha fazla görülmektedir. Ayrıca prostat büyümesi de şişman erkeklerde daha sıktır.

    Solunum sisteminde kapasite azalması ve vücuttan kirli havayı (karbondioksit) atamamak gibi bir sorun yaşanmaktadır. Gerek bu nedenle ve gerekse de kilo almaya bağlı olarak dilde ve diğer boyun dokularında büyüme ve uykuda sırtüstü yatarken dilin arkaya doğru giderek nefes borusunu tıkamasına bağlı olarak kişide gece iyi uyuyamama, gece yerine gündüz uyuklamaları, yaptığı işe konsantre olamama gibi yakınmalar ortaya çıkar. Hem göğüs çevresindeki yağ dokusunun hem de karındaki yağ dokusunun göğüs kafesine doğru baskı yapması ile akciğer yeterince genişleyemez ve yetersiz havalanma ve akciğer sahalarında kolay enfeksiyon gelişmesi olur.

    Özellikle karın derisinde gerilmeye bağlı çatlakların yanısıra sivilce ve kolayca gelişebilen iltihabi cilt hastalıkları görülebilir.
    Kemik ve eklemlerde kireçlenme, eklem iltihapları, topuk dikeni, bel fıtığı ve gut hastalığı, kilo arttıkça ortaya çıkma ihtimali artan durumlardır.
    Şişman kişilerde psikososyal değişiklikler olabilmekte, sosyal yaşamdan izole olmak isteyebilmektedirler. Aşağılık duygusu, alkol alışkanlığında artma, fiziksel aktivitede azalma ve işsizlikte artma görülebilmektedir.

    Kilo Vermenin Ne Gibi Yararları Vardır ?

    Yapılan çalışmalarda vücut kitle indeksinin 30’un üzerine çıktığı kişilerde beraberinde bulunan hastalık ve ölüm oranlarında artış görülür. Dolayısı ile kilo vererek vücut kitle indeksini bu kritik oranın altına düşürerek bu sayılan zararlar azaltılmış olur. Kilo vermekle kalp-damar sistem hastalıklarının oluşma riski azalır. Kan yağları düşer. İyi huylu kolesterol düzeyleri artar. Kalp krizi geçirme ihtimali azalır. Yüksek olan kan basıncı düşer. Kaybedilen her % 1’lik kilo ile kan basıncı 1 mmHg düşer. Bir çalışmada 11 kg kayıp ile kan basıncında % 20 azalma sağlanmıştır. Ayrıca zayıflama yoluyla kişinin kullandığı tansiyon ilaçlarına ihtiyacı ya azalır ya da tamamen biter.

    Şeker hastalarında kan şekeri kontrolü şişman kişilerde zor yapılabilirken, kilo verme ile bu ayar çok daha kolay sağlanabilir ve belki de kullanılan ilaçların dozlarını azaltmak mümkün olabilir.

    Şişman kişilerde mevcut olan kanın kolay pıhtılaşması ve dolayısı ile damarı tıkayabilmesi sorunu kilo verme ile azalır ya da ortadan kalkar.
    Üreme ve adet düzeni ile ilgili yaşanan sorunlar da kilo verme ile azalacaktır.
    Safra kesesi hastalığı ortaya çıkma ihtimali, kilo vererek azaltılabilir. Ayrıca safra kesesi operasyonu geçirecek kişiye cerrahi işlemin daha kolay uygulanmasını sağlar.
    Kilo verme ile kas ve iskelet sistemi üzerine binen yükün bir kısmı kalkacağı için kireçlenme, eklem ilthapları ve bel fıtıklarında düzelme veya rahatlama görülebilir.
    Karaciğer yağlanması geriler ve mide barsak sistemine ait yakınmalar azalır.
    Nefes alıp verme ile ilgili yakınmalar ve uykusuzlukta azalma olduğu, akciğerde sıkça görülen enfeksiyonların azaldığı gözlenir. Aynı akciğer çok daha fazla bir vücut kitlesine hizmet etmeye çalışırken şimdi çok daha az vücut kitlesine rahatça oksijen sağlayabilmektedir.

    Kadınlarda özellikle karındaki aşırı şişmanlığa bağlı gülmek veya öksürüp hapşırmakla idrar kaçırma sorunu azalır ya da ortadan kalkar.
    Kilo vermekle hem iyi bir iş başarmış olmanın verdiği öz güven nedeniyle hem de görsel olarak daha düzelme olduğundan kişi kendini psikolojik açıdan daha rahat hisseder.

    Tedavide Diyet

    Şişmanlık tedavisindeki en önemli basamaktır. Burada bahsedilen diyet, kısa sürede çok az hatta hiç yememekle, ya da bir cins besin maddesine ağırlık verilerek yapılan diyetler değildir. Bu şekilde diyet yapmanın yarardan çok zararı olacak ve sonuç alınması da son derece zorlaşacaktır. Kısa süreli diyet yapan bir kişi istediği 3-5 kiloyu hemen verebilmektedir. Ancak çoğu kilolu kişinin de yaşayarak tecrübe ettiği gibi, diyeti bıraktığı ve normal yeme düzenine geçtiği anda aynı kiloları hatta daha fazlasını geri almaktadır. Tek yönlü gıda maddeleriyle, yani sadece sebze veya sadece makarna, et ile uygulanan diyetler de vücudun ihtiyacı olan bazı maddeleri kişiye sağlayamaması nedeniyle bir süre sonra bazı gıda maddelerinin eksikliğine bağlı belirtiler ve hatta hastalıklar ortaya çıkabilmektedir. Bu eğer kısa süreli bir tek yönlü diyet olacaksa o zaman da daha önce bahsedilen verilen kilonun aynen geri alınması sözkonusu olacaktır. Öyleyse kilo vermede en ideal diyet hangisidir? Bu soruya cevap vermek kolaydır ancak uygulamak sabır ister. Çünkü ideal bir diyet, içerik olarak herşeyi içinde bulunduran ancak miktar olarak az, kalori olarak düşük düzenlenmiş bir diyettir. Yani kişi herşeyden yiyebilir ancak az miktarda ve günlük olarak belli bir kaloriyi geçmemek şartıyla. Canı çok istediyse kişi hamurlu bir tatlı da yiyebilir. Ancak buna karşılık gelecek diğer gıda maddelerinden o gün için yememesi gerekmektedir. Hasta, doktoru ve diyetisyeni ile oturup bir hedef kilo tesbit eder. Bu kiloya ne kadar zamanda ulaşacağını kararlaştırır. Bu hedef kilo başlangıçta hiçbir zaman ideal kilo değildir. Genellikle başlangıç kilosunun % 5-10’u civarında olur. Bu hedefe ulaşmak için hastanın uygulayabileceği bir diyetin kalori miktarı saptanır. Fazla miktarda yemek yediğini belirten birinin bir günde tükettiği gıdaların toplam kalorisi hesaplanır ve 600-800 kalori çıkarılarak kişinin alması gereken günlük kalori hesaplanır. Ancak günlük kalori çok özel durumlarda ve hastanede yatarak yapılan diyetler hariç 1000 kalorinin altına düşmemelidir. Kilosuna ve yaşına göre zaten az miktarda yemek yiyen ancak aralarda abur cubur atıştıranlar için kalori miktarını pek de değiştirmeye gerek olmayabilir. Bu kişilerde abur cuburu kesmenin ve aktivitesini arttırmanın yollarını araştırmak gerekir. Eğer alınan miktar zaten az ve aralarda atıştırma da olmuyorsa o zaman enerji harcamayla ilgili bir problem var demektir. Çünkü daha önce de belirtildiği gibi kilo vermek ancak alınan gıdadan daha fazlasını yakmakla, ya da yakılan enerjiden daha azını almakla mümkündür. Kişi bu programa başlarken bunun ara hedeflerle adım adım ilerleyeceğini ve ortalama 1,5 yıl gibi uzun bir zaman süreceğini bilmelidir. Ancak böylece uygulanan diyet, kişide bir yeme tarzı haline gelir ve doktor ve diyetisyenle olan takibi bittiğinde hala bu yeme tarzına devam edip, verdiği kiloları geri almayabilir. Aksi takdirde belli bir süre için uygulanan diyetten sonra bu şekildeki yemek yeme, bir alışkanlık haline gelmediyse kiloları geri almak kaçınılmazdır. İlk hedeflenen kiloya beklenen süre içinde ulaşıldıktan sonra oturup yeni hedef ve yeni süre saptanır ve bu iş, kişi ideal kilosuna ya da kabul edilebilir kiloya gelene kadar devam ettirilir.

    Egzersizin Önemi

    Egzersiz, kilo vermenin ikinci en önemli çaresidir. Egzersizin yer almadığı bir zayıflama programı düşünülemez ve zaten başarılı olma ihtimali de yoktur. Egzersizin tek başına bile orta derecede kilo verdirdiği görülmüştür. Ancak fazla kilo vermek isteyen bir kişide egzersiz tek başına arzu edilen kiloya ulaşılmasında yeterli değildir. Fakat arzu edilen kiloya ulaştıktan sonra bu düzeyin korunmasında en etkili yöntemdir. Kilo verdirici egzersiz türü izotonik (aerobik) olanıdır. İzometrik egzersizler ise vücutta kas gelişimini sağlar, yağ oranını azaltır ancak kilo verdirmede pek yararı yoktur. Düzenli egzersiz yapan kişilerde istirahat sırasında da metabolizma hızının yüksek olduğu gösterilmiştir. Egzersizin enerji harcatıcı etkisi sadece hareket sırasında değil egzersizin sona erdirilmesinden sonra da devam etmektedir. Yine egzersizin bir diğer etkisi de hareketlilik sırasında ve sonrasındaki 15 dakika boyunca yemek yeme ihtiyacı duyulmamasını sağlamasıdır. Ayrıca düzenli egzersiz yapınca kişinin yağlı yemek yeme ihtiyacı ya da arzusu azalmaktadır. Kilo ve yemek yeme üzerine olan bu yararlı etkilerinin yanısıra, egzersizin, şeker hastalarında kan şekerini düşürmek, kolesterol ve trigliserid gibi kan yağlarını azaltmak, yüksek olan kan basıncını düşürmek, kanın pıhtılaşmasını önlemek ve kişinin psikolojik durumunu düzelterek kendine olan güvenini sağlamak gibi birçok ek faydaları da mevcuttur. Şişman bir kişinin kilo vermek için uygulayacağı egzersizin türü izotonik (aerobik) yani ağarlık kaldırmayı gerektirmeyen, birçok kas grubunu çalıştıran, yürüyüş, bisiklete binme, yüzme gibi aktiviteler olmalıdır. Egzersiz süresi azdan başlanmalıdır. Sonuçta ulaşılması gereken ideal egzersiz süresi haftada 2-3 gün 45-60 dakika veya haftada 4-5 kez 20-30 dakikadır. Bu egzersizi yaparken zarar görmemek için yaşa göre bazı sınırları aşmamak gerekmektedir. Normal kilolu bireylerde egzersiz sırasında ulaşılması gereken maksimum kalp hızının (220-yaş) olması gerekmektedir. Şişmanlarda ise bu hız 200- (yaş X 0,5) formülü ile hesaplanır. Ortalama olarak yukarıda bahsedilen sürede ve yaş için maksimum olarak hesaplanan kalp hızının % 60-70’ine ulaştıran bir egzersiz idealdir. Tabii egzersiz programına başlamadan önce özellikle kalp ve diğer vücut sistemlerinde buna engel bir hal olup olmadığının da bir hekim tarafından incelenmesi önem arzetmektedir.

    Davranış Değişiklikleri

    Kilo almada önemli rol oynayan ve zayıflarken de yapılması ya da yapılmaması önem kazanan bazı davranışlardan bahsetmek gerekecektir. Bu davranışların kontrol altına alınmasını sağlayacak gruplar halindeki tedavi yöntemlerinin yanısıra, kişinin kendi kendine dikkat edeceği bazı konular da mevcuttur. Özellikle yemek yemeyi uyaracak uyaranlardan uzak durmak (gıda satan dükkanların vitrinlerini seyretmemek gibi), alınacak gıda miktarının kontrolünü kaybetmemize yol açacak ortamlarda yemek yememek (televizyon karşısında yemek yememek gibi), daha küçük porsiyonlar alıp gerekirse tekrar almak, küçük tabak kullanmak bunlardan bazılarıdır. Kişinin bu çabalarına aile bireylerinin, arkadaş ve iş çevresinin de destek vermesi, hastanın işini kolaylaştıracak önemli bir faktördür.


  5. #5
    sahra çevrimdışı Üyelik tarihi: 27.12.2007 Son online zamanı: 17.07.2008

    Mesajları
    26
    Konuları
    0
    Eklentileri
    0
    Kredisi
    5
    Harcanan
    0
    Kalan
    5
    soğolun zaten çok dikkatli bir hocam var . beni yormak istemiyor.sınırlıyor. ondan içim rahat.dediğinize katılyorum ama ben genelde evde duran bir ev hanımı olduğumdan spor içinde olsa dışarı çıkmak hergünde olsa hiç sıkıcı gelmiyor.3 aydır haftada 3 gün yaptığım sporu hergüne çıkardım pazar hariç her gün 5. günüm motivasyonum harika . hocamı dinliyorum. ve bilinçli bir beslenme yapıyorum. aç kalmıyor. ama az yemeye çalışıyorum ara öğünlerimide akşatmıyorum.hafiflediğimi hissediyor.hareketlerimdeki serileşme beni mutlu ediyor ve ufakta olsa yorgunluğuma takılmıyorum. her sabah daha zinde uyanıyorum.ve sanırım asıl stresimin kaynağı evden uzaklaşıp spora gitmem bana pozitif enerji olarak geri dönüyor.malum 3 çocuk insanı moralmende çökertiyor. kendim için eğleniyorum.spor yapıyorum diye zorlandığım fikri yok beynimde . ne dersiniz yoksa kendimi mi kandırıyorum.spor benim için bir mecburiyet değil bir eğlence gibi geliyor. sevgiler.....


  6. #6
    Gülsel ŞEN çevrimdışı Üyelik tarihi: 10.04.2007 Son online zamanı: 04.09.2013

    Mesajları
    3314
    Konuları
    890
    Eklentileri
    172
    Kredisi
    8614
    Harcanan
    Onursal Üye
    Kalan
    Onursal Üye
    Optimum Enerji İhtiyacının Karşılanması

    Sporcular için yapılaşmayı sağlayan en önemli faktör enerjidir. İnsan vücudu protein, karbonhidrat ve yağlardan rahatlıkla gerekli enerjiyi kazanabilir.
    1 gr protein veya 1 gr karbonhidrat vücuda 4 kcal, 1 gr yağ ise 9 gr enerji sağlamaktadır.
    Bu göstermektedir ki yağlar tam bir enerji kaynağıdır. Hayır, maalesef öyle değil. Çünki vücudun yağı enerjiye dönüştürmesi uzun zaman alır, şöyleki: Vücut alınan yağların %20'sini 30 dakika içinde, %80'ini 60 dakika içinde enerjiye dönüştürmektedir. Ama protein, vücutta çok yoğun bir işlem sonrası enerji kaynağı olarak kullanılmaktadır.
    Sonuç olarak, formda kalabilmek için yapılan sporlarda ve diğer antreman ve aktivitelerde vücudun gerekli enerji ihtiyacının büyük bir bölümü Karbonhidrat, Arginin ve Ornitin tarafından karşılanmaktadır.

    En Performanslı Enerji?

    Karbonhidratların çoğu hazmedilebilir formdadır ve direk olarak kana karışır. Besinlerdeki yağların hazmedilmesi ise zordur ve bu nedenle kandaki lenf'ler üzerinden doğru yağ depolarına transfer edilirler. En son yapılan araştırmalar sonucunda vücuttaki yağ bağlanmalarının sadece fazla kalori almaktan kaynaklanmadığı ortaya çıkmıştır.

    İnsan vücudunun yağlı yemeklerden aldığı yağ oranı, yüksek değerde karbonhidrat içerikli besinlerden aldığı yağ oranına kıyasla daha fazla düzeye ulaşmaktadır. Vücudun günlük 8 gr'dan daha fazla yağ ihtiyacı olmadığı için yağ oranı ve yağ asiti yüksek olan gıdalardan kaçınılmalıdır. Bu konuda size enerji özlü konsantre besinleri tavsiye ederiz.

    Ne Kadar Enerji İhtiyacınız Var?

    Yaşam için gerekli enerji ihtiyacı, verilen donelere göre hesaplanan temel enerji ve onun üzerindeki enerji ihtiyacıdır. Temel enerji, bedeni canlı tutma, taşıma ve fonksiyonlarını yerine getirmek için gerekli olan enerjidir.
    (Bayanlarda daha fazla yağ olduğundan dolayı bu oran %10 azalır ve yaş ilerledikçe insan vücudundaki anabolizmaların değişimi yavaşlar böylece bu oran daha da düşer.)

    Temel Enerji = Vücut Ağırlığı x 24
    Kas geliştirmek için ihtiyaç duyduğunuz kalori miktarını bulmak için ikinci aşamada bulunan rakamla aşağıdaki rakamları çarpın.
    1.6 yavaş bir metabolizmanız varsa
    1.7 ortalama hızda bir metabolizmanız varsa
    1.8 çok hızlı bir metabolizmanız varsa

    Mesela ortalama hızda bir metabolizmanız varsa ve 90 kg iseniz:
    90x24 = 2160 kalori temel enerji ihtiyacınızdır.
    2160x1.7 = 3672 kalori toplam enerji ihtiyacınızdır.


  7. #7
    sahra çevrimdışı Üyelik tarihi: 27.12.2007 Son online zamanı: 17.07.2008

    Mesajları
    26
    Konuları
    0
    Eklentileri
    0
    Kredisi
    5
    Harcanan
    0
    Kalan
    5
    sağol vanilya paylaşımın için sağol. ama unutmayınki bende 2 yaşında yaramaz bir bebek var .spor saatlerim kendime ayırdığı kafamı dinleyebildiğim saatler.onun için bende önemi büyük.ama ben yakın tarihtede yaşadığım. ne zaman bir ayağım dışarda o zaman kilo verebildim.fazla pc yede oturmak istemiyorum ama önerilerinizi takip edeceğim şimdiden teşekkürler.genelde sabah 8 de okuyorum takip ettiğim forumları .lütfen banada yorum yapın.kırılırım diye düşünmeyin sevgiler......




    not- birde bu sayfanın linkini obezite yardım forum sitesindede verdim.ordanda takip edilecektir. obezite hakkındaki görüşlerinizi kapsamlı olarak alabilirsiniz.benim gibi bu konudan muzdarip insanlar konuyu takip edecektir.paylaşım için sağolun.....


  8. #8
    Gülsel ŞEN çevrimdışı Üyelik tarihi: 10.04.2007 Son online zamanı: 04.09.2013

    Mesajları
    3314
    Konuları
    890
    Eklentileri
    172
    Kredisi
    8614
    Harcanan
    Onursal Üye
    Kalan
    Onursal Üye
    AKUPUNKTURUN ZAYIFLAMADAKİ ETKİLERİ


    Akupunkturda vücuda herhangibir şey zerkedilmeden ince kıl iğneleri batırmak suretiyle başka bir dış etkiye ihtiyaç duymadan kendi kendini tedavi etme

    yöntemidir.Akupunkturu telefon tuşlarına benzetebiliriz,nasıl ki belli nu-

    maraları tuşladığımızda,belli kişiler karşımıza çıkıyorsa,akupunktur iğne-

    leri de belli noktalara uygulama yapıldığında,o noktalardan beyne uyarı gider.İştah kesme olayı,akupunktur iğneleri ile uyarılan noktalardan

    beyne gönderilen sinyaller sonucu vücudun kendi endorfinini özellile Beta endorfin (vücudun ürettiği morfin) arttırmasıyla oluşur.

    Akupunktur vücutta bulunan 361 tane genel nokta 48 ekstra nokta ve kulakta bulunan 150 nokta üzerine uygulanıyor.Dünya Sağlık Teşkilatı tarafından son olarak onaylandığı şekil )Bu noktalar lazer, manyetik dalga veya bir iğne ile uyarıldığı zaman oradan itilen mesajlar hem o bölgeyi

    hemde bir takım merkezleri uyararak iç salgı bezlerinden bir takım salgı-

    ların ortaya çıkmasını sağlıyor ve bu salgılar da gidip o arızalı bölgeyi

    tedavi ediyor.Sürekli ağrı çeken hastalar üzerinde çok faydalı etkiler görülmektedir.

    Her kişinin kendisine özgü akupunktur noktaları vardır.İşte biz o noktaları özel bir dedektör ile tesbit edip,iğneler vasıtasıyla uyararak tedavi yapıyoruz. Kullanılan iğneler çelik-gümüş karışımı olup,akupunktur noktasının

    derinliğine göre boyları değişmektedir.



    AKUPUNKTUR ZAYIFLAMADA NASIL ETKİLİ OLUR?





    1- İştah ve acıkmayı azaltır.Özellikle diyet yapan insanların en büyük sıkıntısı diyet sırasında iştahlarını engelleyemezler iştah nedir? Doğduktan bir müddet sonra ortaya çıkar.Bir şeyi zevkle yeme olayıdır.Siz acıdan ben tatlıdan veya ben Çin;siz Türk mutfağından hoşlanırsınız acıkma ise doğduğumuz zaman ortaya çıkar.Bir iç güdüdür bebek ağlayınca anne memesindeki sütü verir bebek susar.Aslında ölünceye kadar olan bir içgüdüdür.Ancak çok ağır hastalıklarda acıkmayı hissetmeyiz (Kanser veya çok ateşli hastalıklarda)Akupunktur beyindeki hipotalamus bölgesinde noradrenalin seviyesini düşürüp serotonin (Mutluluk sağlayan bir maddedir.Özellikle çikolata yedikten sonra ortaya çıkar) seviyesini artırıyor.Bu sayede iştahsız ve hep tok hissederiz.



    2- Midede ekşime ve yanmayı önler;Özellikle diyet sırasında daha önceden de mide yanma ve kazınmaları olan kişilerde daha da ortaya

    çıkar.Halbuki kulakdan yapılan akupunktur mide ve barsaklara giden sinirlerin bazı uçları kulağa da geldiği için buraya yapılan uyarılar mide asidini azaltıyor dolayısıyla mide diyete bağlı boş olsa bile asit az sağlandığı için kişiler diyetini çok rahat bir şekilde yaparlar.



    3- Halsiz ve bitkinliği önler; Akupunktur hem enerji verir hem de buna bağlı diyet ona uygun olduğu için halsiz kalmayız.Aslında şişmanlık insanları halsiz ve bitkin yapar.



    4- Stresi azaltır; Akupunktur iğneleri vücuda ve kulağa uygulanınca beta endorfin adını veridiğimiz bir madde salgılanır.Bu da stresi azaltıp sakinleştiricidir.Dolayısıyla diyet sırasında kimsenin boğazını sıkmazsınız.



    5-Metabolizmayı düzenleyici rolü vardır



    Bunların hepsi bir araya gelince kilolu olan insanı kilo vermeye hazırlar.Buna göre haftada 1 veya 2 kez yapılan akupunktur tedavisi ile 6-8 hafta sonunda 8-10 kg.verilir.Kilo daha fazlaysa tedaviye haftalık devam edilir.İdeal kiloya indikten sonra akupunktur 6 ay süreli ayda 1 kez manyetik bilye (mıknatıslı mercimek büyüklüğünde aktif kömür) ile devam edilir.Bu sırada diyet değil sağlıklı beslenme yapılır dolayısıyla kilolar sabitlenir sonra senede 2 veya 3 kez kontrol olmak gerekir.Neden.?Çünkü 3 neden insanların kilo almasını tekrar başlatabilir.





    1-Hamilelik,düşük yapma,kürtaj; Tamamen metabolizma etkilendiği için.

    2-Kortizon hormon ,allerji tedavileri,yoğun antidepresyon ilaç kullanımı;İştah açıcı ve su tutucu özelliğinden dolayı.

    3-Narkoz alımı;Her hangi bir ameliyat öncesi verilen narkoz metabolizmada bir değişiklik yapabilir sonuç da kilo alınır.

    4- Ani şok yapıcı bir olay;Eşten,işten ayrılma,yakınının ölümü,deprem vs.

    gibi,ani oluşan olaylar kişilerin metabolizmasını etkiler.

    Bu durumlar olursa 1 ay içinde akupunktur doktorunuzla bağlantıya geçeseniz kilo alımı önlenir.

    Akupunktur uygulayan kişinin mutlaka doktor olması akupunktur eğitimini almış olması ve aldığı eğitimin Sağlık Bakanlığı tarafından verilen bir sertifika ile onaylanmış olması gerekir



  9. #9
    sahra çevrimdışı Üyelik tarihi: 27.12.2007 Son online zamanı: 17.07.2008

    Mesajları
    26
    Konuları
    0
    Eklentileri
    0
    Kredisi
    5
    Harcanan
    0
    Kalan
    5
    arkadaşım birde şu bitmek bilmeyen açlık krizleri hakkında çözüm önerileri.....gerçi ben şu günlerde çözdüm gibi görünüyor ama bu konudan bir çoğumuz muzdaripiz.birazdan ayrılacağım ama mutlaka takip edeceğim.


  10. #10
    ayşegül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ayşegül çevrimdışı Üyelik tarihi: 05.04.2007 Son online zamanı: 03.03.2012

    Mesajları
    700
    Konuları
    320
    Eklentileri
    40
    Kredisi
    2064
    Harcanan
    0
    Kalan
    2064
    açlık krizinin çözümü için az ve yavaş hareket diyorum ben.


Sayfa 1/3 123 SonSon

Advertising

Advertising

Benzer Konular

  1. Bu tip beslenme obezite nedeni!
    Türkiye forum içinde, yazan OzanA
    Yorum: 0
    Son Mesaj: 21.12.2016, 14:02
  2. Obezite için koşuyorlar
    Türkiye forum içinde, yazan OzanA
    Yorum: 0
    Son Mesaj: 24.06.2016, 15:49
  3. Çin'de obezite araştırması! Çözümü var mı?
    Sağlık forum içinde, yazan OzanA
    Yorum: 0
    Son Mesaj: 25.06.2015, 09:07
  4. Obezite Riskini Azaltıyor
    Beslenme forum içinde, yazan Sinan COSKUN
    Yorum: 0
    Son Mesaj: 17.06.2014, 08:52
  5. Çevresel Etkenler ve Obezite
    SAĞLIK forum içinde, yazan aliment
    Yorum: 1
    Son Mesaj: 15.11.2008, 23:27

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  


HAKKIMIZDA

    GIDA GÜNDEMİ 2007 YILINDA FORUMFOOD.NET İSMİ İLE YOLA ÇIKMIŞ, BUGÜN 150 000 İN ÜZERİNDE ZİYARETÇİ SAYISI İLE SEKTÖRE HİZMET ETMEKTEDİR.

TAKİP EDİN

Twitter Facebook youtube Flickr RSS Feed