3 sonuçtan 1 ile 3 arası
  1. #1
    Yrd. Doç. Dr.
    Üyelik tarihi
    30 Mar 07

    Mesajları
    1775
    Konuları
    582
    Eklentileri
    96
    Kredisi
    4814
    Harcanan
    0
    Kalan
    4814

    Standart Sağlıklı yaşam biçiminde kahvaltının yeri ve önemi

    Prof. Dr. SevinçYücecan / Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyatetik Bölümü Beslenme Bilimleri Anabilim Dalı Başkanı



    Sağlıklı beslenmede diyetin öncelikli görevi, metabolik gereksinimleri karşılayan ve vücudun çalışması için gerekli enerji ve besin ögelerini yeterli miktarda sağlamaktır. Ancak diyet, tüketiciye formda olma ve keyif alma duygularını da vermelidir. Formda olmak, optimal sağlık ve kendini iyi hissetme duygusudur. Optimal beslenmede; ‘minumum hastalık riski, maksimum iyi hal/sağlık’ dolayısıyla ‘maksimum sağlıklı yaşam’ hedeflenmektedir (1).



    Kahvaltı günün en önemli öğünü olmasına karşın en çok ihmal edilenidir. Sekiz veya 12 saatlik açlıktan sonra vücudun gereksinimi olan enerjiyi sağlayan ilk öğün kahvaltıdır. Çeşitli nedenlerle yapılamayan kahvaltının fiziksel ve zihinsel performans ile genel olarak sağlık üzerine olumsuz etkisi vardır (2-9). Ayrıca günlük enerji ve besin ögeleri gereksinmelerinin uzun aralıklar ile ve bir-iki öğünde tüketilmesinin vücutta protein dokusunun azalmasına, yağ dokusunun artmasına neden olduğu ve bu durumun da daha ileri yaşlarda; koroner kalp hastalıkları riskini artırdığı belirtilmektedir (10).



    Kahvaltı zamanında birey açlık düzeyindedir. Açlık durumunda kan glikoz düzeyi en alt düzeydedir. Beyin enerji gereksinimini glikozdan sağlar. Kan şekerinin normalin altına düşmesi durumunda beyine yeterli enerji sağlanamaz. Kahvaltı kan şekeri olarak bilinen glikoz gereksinimi için birinci derecede kaynaktır ve beyine enerji kaynağı sağlar (3,11). Deney hayvanları (12) ve insanlar (3,13-15) üzerinde yapılan çalışma sonuçları, kan şekerinin yeterli düzeyde olmasının ruhsal durum ve bilişsel gelişimi olumlu yönde etkilediğini göstermektedir.



    Kahvaltının içeriği ve tüketim zamanının, kan glikoz, insülin ve nörotransmitter konsantrasyonunu değiştirerek bilişsel gelişimi etkilediği belirtilmektedir (3,11,16). Sağlıklı bir kahvaltı tüketimi akademik başarıyı artırmaktadır (3,11,17). Kahvaltının aritmetik işlemlerde ve dikkat gereken testlerde performansı artırdığı (3,18), devamsızlık ve geç kalmayı (3,19) azalttığı belirlenmiştir .
    İdeal bir kahvaltının RDA değerlerine göre önerilen günlük enerji ve protein gereksiniminin yüzde 25’ ini karşılaması öngörülmektedir (2). Bu öneri Iowa kahvaltı çalışmasına dayanmaktadır. Yapılan çalışmalar kan glikoz düzeyini açlık düzeyinin üzerinde tutmada kahvaltının ve özellikle kahvaltının protein içeriğinin önemli rolü olduğunu ortaya koymuştur (2,20). Ayrıca proteinlerin doyurucu etkisinin karbonhidratlara ve yağlara kıyasla daha fazla olduğu belirtilmektedir (20-22). Bu etki; proteinlerin insülin, glikagon ve kolesistokin salınımını stimule etmeleriyle açıklanmıştır.



    Optimal beslenmek için, basit şeker tüketimini azaltmak gerekir. Diyete eklenen basit karbonhidratlar (şeker) aterojenik lipit profiline (yüksek total lipit, total kolesterol, trigilesirit, LDL ve VLDL-kolesterol ve düşük HDL-kolesterol düzeyi) yol açarken kompleks karbonhidratlar ise tam tersine aterojenik lipit profilini önleyici etki gösterir. Aşırı saflaştırılmış tahıl ürünleri ve saf şeker tüketiminin artması Tip 2 diabet riskini de artırır. Özellikle kardiyovasküler hastalığa yatkınlığı olan (genetik yatkınlığı olması, orta yaş üstü erkek olmak, hareketsizlik sigara içmek, aşırı stres, zararlı beslenme alışkanlıkları ve diabet, hipertansiyon, şişmanlık gibi risk faktörlerine sahip olanlar) bireylerde basit karbonhidratlardan sukrozun (çay şekeri) diyetteki miktarı minimum düzeylerde tutulmalıdır. Bunun için kahvaltıda reçel, marmelet, bal gibi tatlıların tüketimini sınırlandırmak, kek, tatlı ve hamur işlerini azaltmak, çay ve kahveye şeker koymamak ya da konulan şekerleri azaltmak, kompleks karbonhidrat içeren kepekli tahıl ürünleri ile sebze, meyve tüketimini artırmak gerekir (1). Kepekli tahıl ürünleri ile sebze, meyve tüketiminden sağlanan diyet/fonksiyonel posa çiğnemeyi stimüle ederek tükürük ve gastrik sıvı salınımını sağlar, yemek yemek için gerekli zamanı arttırır, gastrik boşalmayı geciktirir, kan şekerinin daha geç düşmesine yardımcı olur, tokluk hissini uzatır. Posanın açlığı geciktirmesindeki etki mekanizması; açlık mekanizmasını düzenlemede rol alan ve hipotalamik merkezi etkileyebilen bazı hormonların düzeyini olumlu yönde değiştirmesi ve açlığı hafifletici bazı gastrointestinal hormonların salınımını etkilemesiyle açıklanmaktadır (1,23). Ayrıca kepekli tahıl ürünleri, sebze- meyvelerden zengin diyet; posa dışında vitaminler, mineraller, fitokimyasallar, antioksidan bileşenlerden de zengindir (1).



    Kahvaltı örüntüsünde yağ oranının yüksek olduğu durumlarda midenin daha geç boşaldığı bildirilmiştir. Kan şekeri, yağı yüksek kahvaltılardan sonra, yüksek karbonhidratlılara göre daha geç ve daha az düşmektedir (3,11,24). Ancak, diyette yağdan gelen enerjinin yüzde 30 u aşmamasına ve yağ asidi örüntüsünün 1/3 doymuş, 1/3 tekli doymamış, 1/3 çoklu doymamış civarında olacak şekilde ayarlanmasına dikkat edilmelidir (25). Fazla yağ, özellikle doymuş yağ ve kolesterol tüketimi sağlığı olumsuz yönde etkiler. Yüksek yağ tüketimi şişmanlık riskini, şişmanlık; tip 2 diyabet, hipertansiyon, koroner kalp hastalık riskini artırır. Diyetin doymuş yağ asitleri ve kolesterol içeriğinin yüksek olması ise vücutta total kolesterol ve LDL-kolesterol düzeylerini yükseltir. Ayrıca aşırı yağ tüketimi özellikle meme, prostat, testis, rahim, yumurtalık ve kolon-rektum kanserlerinin oluşum riskini de yükseltir (26).



    Optimal beslenme ve sağlığın temeli, besin çeşitliliğidir. Vücut her gün çeşitli besin ögelerine ve diğer sağlıklı ögelere gereksinim duyar. Yiyecek ve içeceklerin çoğu birden fazla besin ögesi içermekte fakat hiçbiri hepsini içermemektedir (1). Vücudun gereksinimi olan bu ögeleri yeterli miktarda almak için kahvaltı dahil her öğünde dört ana besin grubundan (süt ve türevleri, et-yumurta-kurubaklagil,sebze ve meyveler ve tahıllar) çeşitli besinleri seçerek tüketmek gerekir. Sağlıklı bir kahvaltı örüntüsünde süt, peynir-yumurta-meyve veya meyve suyu veya sebze ve kompleks karbonhidratlardan zengin tahıl ürünleri yer almalıdır.



    Geleneksel kahvaltı örüntüsünde sebze-meyve veya bunlardan elde edilen sebze ve meyve suları çok az yer almaktadır. Halbuki sağlıklı beslenmek için günlük tüketilmesi önerilen miktar sebzeler için 3-5 porsiyon, meyveler için 2-4 porsiyondur . Günlük alınan sebze ve meyvenin en az iki porsiyonu yeşil yapraklı sebzeler ile turunçgiller veya domates olmalıdır (26,27). Sebze ve meyveler günlük enerji, yağ ve protein gereksinmesine çok az katkıda bulunmalarına karşın; folat, A vitaminin ön öğesi olan beta-karoten, E, C, B2 vitamini, kalsiyum, potasyum, demir, magnezyum, posa ve diğer antioksidan özelliğe sahip bileşiklerden zengindirler. Vücuda zararlı maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı besinler sebzeler ve meyvelerdir. Yapılan çalışmalar sebze ve meyve tüketimi ile kardiyovasküler hastalıklar, bazı kanser türleri, inme, Alzheimer hastalığı, katarakt ve yaşla ilintili fonksiyonel kayıp riskinin azalması arasında kuvvetli bir ilişki olduğunu göstermekte, bu etkinin sebze ve meyvelerin içerdiği diyet posası, folat, potasyum ve vitamin C, vitamin E, b-karoten gibi antioksidan vitaminler dışında güçlü antioksidan etkinlik gösteren biyoaktif fitokimyasal bileşenlere bağlı olduğu belirtilmektedir (28)
    Ayrıca sebze ve meyve sularının da potasyum, folat ve vitamin C, b-karoten gibi antioksidan vitaminler dışında güçlü antioksidan etkinlik gösteren biyoaktif fitokimyasal bileşen içerikleri ile potansiyel antioksidan etkinlik gösterdiği, bu nedenle bazı kanser türleri ile kalp ve diğer kronik hastalıklara karşı koruyucu etkilerinin olabileceği bildirilmektedir (28).



    Yapılan bir çalışmada, meyve suları çeşitlerinin vitamin C, total karotenoid ve total fenol içeriklerinin farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Özellikle turunçgillerden elde edilen meyve sularının C vitamini içeriği açısından çok zengin olduğu saptanmıştır. En fazla antioksidan aktivite C vitaminini en yüksek konsantrasyonlarda içeren turunçgillerden elde edilmiş meyve sularında görülmüştür. Turunçgillerden elde edilen beş farklı meyve suyunun toplam antioksidan kapasiteleri yüzde 65-100 arasında değişmiştir . Ayrıca meyve sularının içerdikleri fenolik bileşiklerin doğal antioksidan etkinlikleri nedeniyle, bazı kanser türleri ile kalp ve diğer kronik hastalıklara karşı koruyucu etkilerinin olabileceği belirtilmiştir. Meyve sularının sağlık açısından yararlarının kısmen fenolik antioksidanlarla ilgili olduğu, özellikle turunçgil olmayan meyve sularının potansiyel antioksidan etkinliklerinin içermiş oldukları fenolik bileşiklerle ilintili olduğu vurgulanmıştır (29).
    Bugün yaygın olan kahvaltı örüntüsüne, meyve veya meyve suyu ile özellikle çocuk ve gençler için süt eklemeyi özendirmek kahvaltının dengeli olması için önemlidir. Kahvaltıda bir bardak süt içmek, meyve veya sebze tüketmek güne dinamik ve sağlıklı başlamak açısından atılabilecek en önemli adımdır. Kahvaltı örüntüsünde yer alan meyve-sebze veya meyve suyu öğünün C vitamini açısından dengeli olmasını sağlar. Ayrıca C vitamini bitkisel kaynaklı demirin emilimine yardım eder. Kahvaltı örüntüsünde yer alan çay ve kahvede bulunan okside olmuş bazı ögeler (fenolik bileşenler ve tanenler) yumurta ve diğer besinlerdeki demirin emilimini olumsuz etkiler (1). Bu nedenle kansızlığa meyilli, doğurganlık dönemindeki kadınların ve çocukların kahvaltı ile birlikte çay içmemeleri, çok arzu edilirse açık ve limonla birlikte içmeleri gerekmektedir. Limon C vitamini içerdiğinden, fenolik ögelerin ve tanenlerin demir bağlayıcı etkisini azaltır. Kahvaltıdan bir saat sonra içilen çay ve kahvenin demirin biyoyararlığına etkisi gözlenmemiştir. Kahvaltıda tüketilen tahıllar da C vitamini kaynakları ile birlikte yendiğinde bileşiminde bulunan demirin biyoyararlığı yükselir.



    Sonuç olarak; sağlıklı beslenme yaşam boyu tüm bireylerin sağlığının korunması, geliştirilmesi, yaşam kalitesinin artırılması ve sağlıklı yaşam biçimlerinin benimsenmesi. ile beslenmeye bağlı kronik hastalıkların (koroner kalp hastalıkları, hipertansiyon, bazı kanser türleri, vb.) önlenmesi ve tedavisine yönelik beslenme biçimidir. Kahvaltı günün en önemli öğünüdür. Çeşitli nedenlerle yapılamayan kahvaltının fiziksel ve zihinsel performans ile genel olarak sağlık üzerine olumsuz etkisi vardır. Yeterli ve dengeli bir kahvaltının, güne canlı başlanması ve sabahın geç saatlerinde yorgunluk ve açlığı önleyerek iş verimini yükseltmesi, daha çabuk ve sağlıklı düşünmeyi sağlaması gibi etkileri daima dikkate alınmalıdır.


    •    Alt 06-02-2007'den beri

      Advertising

      advertising
      Mesajları
      1
      Konuları
      0
      Eklentileri
      0

        
       

  2. #2
    Prof. Dr.
    Üyelik tarihi
    10 Apr 07

    Mesajları
    3367
    Konuları
    892
    Eklentileri
    172
    Kredisi
    8614
    Harcanan
    0
    Kalan
    8614

    Standart Cevap: Sağlıklı yaşam biçiminde kahvaltının yeri ve önemi

    evet çok doğru kahvaltının önemi büyük yani uyku halindeki o açlıktan sonra herzaman diyet uzmanlarının dediği şey sabah kahvaltısını kral sofrası gibi yapın olmuştur.emeğine sağlık.....

  3. #3
    Prof. Dr.
    Üyelik tarihi
    10 Apr 07

    Mesajları
    3367
    Konuları
    892
    Eklentileri
    172
    Kredisi
    8614
    Harcanan
    0
    Kalan
    8614

    Standart Cvp: Sağlıklı yaşam biçiminde kahvaltının yeri ve önemi

    Sabah kahvaltı yapmadan güne başlamak şişmanlığın oluşmasına zemin hazırlar.

    Doğru beslenmeyi uygulayabilmek için önce alışkanlıklarınızı bırakmanız gerekiyor. Bu alışkanlıklar ya doğumdan itibaren başlayarak çocukluk ve ergenlik dönemlerinde anne, anneanne veya babaannenin birey üzerindeki etkisinden ya da okul hayatı, iş hayatı, reklam sektörünün çok gelişmesinden dolayı görsel etkilerden kaynaklanmış sadece karın doyurma amacı ile yapılan yanlış beslenme alışkanlıklarından mı?

    Doğru beslenme alışkanlıkları edinmek için hangi faktörlerin bizleri yanlış beslenmeye ittiğini düşünmeliyiz. Bunlar;

    • Sabah kahvaltı yapmadan güne başlamak şişmanlığın oluşmasına zemin hazırlamaktır. Ne kadar az zamanınız olursa olsun ister meyve ile veya 1 dilim ekmek 1 parça peynirle kahvaltı yapmalısınız. Uyandıktan 1 saat sonraya kadar kahvaltı etmeniz metabolizmanızın iyi çalışması için gereklidir.
    • Sabah kahvaltıda yiyeceğiniz gıda maddelerinin protein, yağ ve karbonhidrat oranlarına dikkat edilmelidir. Sabah karbonhidratlar (ekmek, yulaf), muhakkak alınmalıdır.
    • Kahvaltılarımızda sebze ve meyveye yer verilmeli böylece beynin enerji ihtiyacı olan glikoz daha rahatlıkla salgılanabilsin.
    • Öğünlerimizde kimyasal maddelerden özellikle uzak durmalısınız.
    • Günlük vitamin ihtiyaçlarınızı eğer besin maddelerinizden alamıyorsanız vitaminleri sabahları kahvaltıdan almayı denemelisiniz.
    • Kahvaltılarınızdaki karbonhidrat öğle ve akşam yemeğindeki karbonhidratlar daha fazla olabilir.
    • Sabahtan akşam yemeğine doğru karbonhidratlarda azalma olması gerekirken sebzede ise durum daha farklı olarak sabahtan akşama doğru artan bir biçimde alınmalıdır.
    • Protein alımı insan vücudu için çok önem taşır. Protein hayvansal ürünlerden alınacağı gibi bitkisel proteinlerden de alınabilir.
    • Bitkisel proteinin (mercimek, kuru fasulye vs.) içinde belirli oranda karbonhidrat bulunmaktadır.
    • Karbonhidratsız (ekmek, patates, pilav vs.) beslenme şekilleri insanları güçsüz ve mutsuz yapmaktadır. Bunun için günlük karbonhidrat alımları dengeli bir biçimde olmalıdır.
    • Vücudun sıvı ihtiyacı su ile karşılanmalıdır.
    • Günlük sıvı alımı sabahtan başlayıp akşam yatıncaya kadar düzenli bir şekilde 2 ile 3 litre arasında olmalıdır.
    • Günlük gıda maddeleri 20 ile 30 arasında yağlardan oluşması gerekmektedir. Bunların % 10 u hayvansal, % 10 u tekli doymamış yağlardan, % 10 u ise çoklu doymamış yağlardan alınması gereklidir. • Yağsız bir beslenme yöntemi hormonal sistemi bozmakta, bunun sonucunda da karbonhidrata olan istek giderek artmaktadır.

    Dengeli ve doğru beslenme insanların beyinlerinde oluşmuş yanlış yemek yeme alışkanlıklarından kurtulması ile başlamalıdır. Gıda maddelerinin alımında amaç tokluk hissi olmamalıdır. Tokluk hissi gıda maddelerinin vücuda alınışından 20 dakika sonra beyne ulaşır. Bu zaman içinde alacağınız gıda maddeleri metabolizmanız için fazla olabileceğinden dolayı yanlış beslenme, dolayısıyla sağlıksız bir vücut meydana gelir. Alınacak gıda maddeleri ağır ağır ve çok çiğnenerek yenilmelidir. Sofradan her zaman tokluk hissi duyulmadan kalkılmalıdır. 3 ana ve 2 ara öğün atlanmamalıdır. Doğru beslenme alışkanlıklarını kazanmanız gerekmektedir, doğru ve düzenli beslenmenin yanında bedensel egzersizlere de önem verilmelidir. Her insanın vücut özellikleri farklılık gösterdiği için her insanın beslenme düzeni de farklı olacağından bireysel beslenme programları düzenlenmeli ve bir denge içinde hayat boyu devam edilmelidir. Hayatınızı kısa süreli diyetler ile yaşayacağınıza uzun vadeli doğru ve dengeli programlar seçmeyi denemelisiniz

Advertising

Advertising

Benzer Konular

  1. Sağlıklı Beslenmede Fonksiyonel Gıdaların Yeri
    Fonksiyonel Gıdalar forum içinde, yazan kontrol
    Yorum: 21
    Son Mesaj: 21-02-2009, 21:25
  2. Sağlıklı yaşam
    SAĞLIK forum içinde, yazan kübrayln
    Yorum: 1
    Son Mesaj: 01-02-2008, 12:15
  3. Trakya Bölgesi’nde süt pazarlamasında kooperatiflerin yeri ve önemi
    Süt ve Süt Ürünleri forum içinde, yazan goncuali
    Yorum: 0
    Son Mesaj: 28-11-2007, 00:51
  4. Sağlıklı yaşam
    Sektörel Pratik Bilgiler forum içinde, yazan engineer
    Yorum: 0
    Son Mesaj: 26-11-2007, 14:28

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  


HAKKIMIZDA

    GIDA GÜNDEMİ 2007 YILINDA FORUMFOOD.NET İSMİ İLE YOLA ÇIKMIŞ, BUGÜN 150 000 İN ÜZERİNDE ZİYARETÇİ SAYISI İLE SEKTÖRE HİZMET ETMEKTEDİR.

TAKİP EDİN

Twitter Facebook youtube Flickr RSS Feed