Süper gıdalar sağlıklı yaşama davet ediyor

Doğada bulunan tüm meyve sebzelerin insan sağlığına olumlu etki gösterdiği biliniyor. Ancak bu besinlerden bazıları, günümüzde birçok hastalığı önleme ya da var olan hastalıkları iyileştirme özelliklerinden dolayı öne çıkarak, ‘süper gıdalar’ olarak tanımlanıyor.



İnsanoğlunun asırlardır süren hayat yolculuğunda, değişen yaşam şartları, yükselen eğitim seviyesi ve bilinçlenme süreci, yeni beslenme trendlerini de beraberinde getiriyor. Özellikle son yıllarda tüketicilerin bilinçlenmesiyle birlikte, doğal ve sağlıklı gıdalara da talep artıyor. Sağlıklı yaşam trendleri ön planda olunca da, tüketiciler sebze ve meyve ağırlıklı beslenme şekillerini tercih ediyor…
Doğal ve sağlıklı yaşam tarzları ortaya çıktığı andan bu yana sebze-meyvelerin vücuda etkileri ve sağladığı yararlar da tartışılıyor. Günlük yaşamımız içinde tükettiğimiz bu sebze-meyvelere kimi zaman yenileri ekleniyor, kimi zaman da var olanların üstün güçlerine değiniliyor. Öyle ki günümüzde artık vücudumuz ve dolayısıyla sağlığımız için birçok yararı olan bu sebze meyvelere, ‘süper gıdalar’ adı veriliyor.

Günümüzde, birçok hastalığın tedavisinde süper gıdalardan yararlanılıyor
Aslında doğada bulunan tüm meyve sebzelerin insan sağlığına olumlu etki gösterdiği biliniyor. Ancak bu besinlerden bazıları, günümüzde birçok hastalığı önleme ya da var olan hastalıkları iyileştirme özelliklerinden dolayı öne çıkarak, süper gıdalar olarak tanımlanıyor. Süper gıdaları birçok grupta sınıflandırmanın mümkün olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Çağatay Demir, bu gıdaların daha çok, hastalıktan koruyanlar, beyin gelişimini destekleyenler, afrodizyak etki gösterenler, zayıflamaya katkıda bulunanlar ve bağışıklık destekleyiciler olarak gruplandıklarını söyledi. Günümüzde rastlanan birçok hastalığın tedavisinde süper gıdalardan yararlanıldığını ifade eden Demir, Dünya Gıda’ya şöyle konuştu: “Giderek artan kanser vakalarından dolayı, bilim adamları kanseri önlemek için gıdalar üzerinde araştırmalar yapıyor. Bu çalışmalarda, yüksek oranda antioksidan ve fitokimyasal içeren besinler üzerinde duruluyor ve bu besinlerin de kanser riskini azaltabileceği belirtiliyor. Bu besinlerin başında ise, yapısında polifenolik bileşikler bulunduran yeşil çay ve yüksek oranda A vitamini bulunan havuç ve domates geliyor. Ayrıca kükürtlü bileşikleri yüksek oranda içeren soğanı ve sarımsağı, bir fitoöstrojen kaynağı olan soyayı, omega-3 açısından zengin cevizi ve balığı, yüksek antioksidan aktiviteye sahip olan üzümü, kanser ve birçok hastalıktan koruma özelliğine sahip olan brokoli ve karnabaharı da süper gıdalara örnek verebiliriz.”



Süper gıda denildiğinde akla ilk domates geliyor
Vücudumuzda başta kanser olmak üzere birçok hastalığı önleyen ve koruyucu etkisi bulunan süper gıdalar, sağlıklı bir gelecek oluşturmak için beslenmenin ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Vitamin, mineral ve antioksidanlarca zengin süper gıdaların her birinin, vücudumuzda ayrı bir işlevi bulunduğunu vurgulayan Demir, öne çıkan süper gıdalar ve etkileriyle ilgili şunları söyledi: “Süper gıda dendiği zaman ilk domates akla geliyor. Antikanserojen aktivite gösteren karotenoidlerden biri olan likopen, domateste bulunan vitamin A benzeri bir bileşik olup prostat, meme ve akciğer gibi bazı kanser türlerinde kanser riskini azalttığı yönünde araştırmalar bulunuyor. Domatesin içinde bulunan likopen, antikanserojen etkiyi, antioksidan özelliği ile yerine getiriyor. 47 bin kişi üzerinde yapılan bir çalışmada, domates ve ürünlerini haftada 10 porsiyon ve daha fazlasını tüketenlerde prostat kanser riskinin yüzde 35 oranında azaldığı kanıtlandı. 1994 yılında İtalya’da yapılan bir araştırmada ise yüksek miktarda domates tüketiminin sindirim sistemindeki kanser riskini düşürdüğü bildirildi.” Domatesin kanseri önlemedeki en büyük yardımcısı olan likopen, salça, ketçap, domates çorbası gibi işlenmiş domates ürünlerinde de bulunuyor. Bu ürünlerin yağ ile birlikte tüketildiğinde, vücut tarafından çiğ domatese göre daha iyi kullanıldığını belirten Demir, “Çeşitli araştırmalarla kanıtlanan bu durum, likopenin yağda eriyen bir besin öğesi olmasından, domateste trans formunda bulunmasından ve pişirme veya benzeri işlemler sırasında cis formuna dönmesinden kaynaklanıyor. Likopen, domatesin dışında ayrıca karpuz, greyfurt ve kayısı gibi kırmızı meyve ve sebzelerde de bulunuyor” diye konuştu.



Yeşil çay, kanser hücrelerinin büyümesini önlüyor
Süper gıdalar denilince akla gelen bir başka gıda ise yeşil çay. Öyle ki, Çinliler sağlıklarını geliştirmek için yaklaşık 3 bin yıldır yeşil çay içiyorlar. Yeşil çay özellikle Japonya ve Çin gibi Asya bölgelerinde tüketilirken, sağlık üzerine olumlu etkileri ortaya çıktığından beri batı ülkelerinde de tercih ediliyor. Yeşil çayın siyah çayla aynı bitkiden elde edildiğini, aralarındaki farkın ise işleme tekniğinden kaynaklandığını söyleyen Demir, yeşil çayın süper gıdalar arasında bulunmasının nedenini şöyle açıklıyor: “Siyah çay kurutulurken oksijenle tepkimeye giriyor. Yeşil çayda bu işleme izin verilmez. Dolayısıyla içindeki antioksidan maddelerin azalması engellenir. Çayda bulunan temel antioksidan madde kateşindir. Bu bileşik, kanser hücrelerinin büyümesi için gerekli olan enzimi bloke ederek, bu hücrelerin büyümesini önler. Japon kadınlar üzerinde yapılan bir araştırma, günde 5 bardak ya da daha çok çay içilmesinin, evre I ve II meme kanseri tekrarını azalttığı gösteriyor. Bazı araştırmalar ise yeşil çayın prostat, mide ve yemek borusu kanser riskini azalttığını da belgeliyor.”



Sarımsak çiğ olarak tüketilmeli
İnsan sağlığına olumlu etkide bulunduğu ispatlanan ve son yıllarda oldukça fazla tüketilen sarımsak da süper gıdalar arasında anılıyor. İtalya ve İsviçre’de yapılan araştırmalarda, soğan ve sarımsak tüketen yaşlı yetişkinlerin, barsak, yumurtalık, gırtlak ve böbrek gibi bazı kanser türlerine yakalanma risklerinin en düşük seviyede olduğu belirlendi. Sarımsağın antibakteriyel olduğuna dikkat çeken Demir, sarımsağın içeriğinde yüksek miktarda saponin, fosfor, potasyum, kükürt, çinko; orta miktarda selenyum, A ve C vitaminleri ile az miktarda da kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir, manganez ve B kompleks vitaminleri bulunduğunu söyledi. “Sarımsağa karakteristik kokusunu veren ve biyolojik aktivitesinin çoğunu sağlayan içindeki allisin, allilik sülfitler gibi organik kükürtlü bileşiklerdir” diye konuşan Demir, sözlerine şöyle devam etti: “Soğan ve sarımsakta bulunan bu maddeler, karsinojenlerin atılımını arttırır ve tümör hücre çoğalmasını baskılayan enzimleri uyarır. Sarımsağın bir başka bilinen özelliği ise midede bulunan Helikobakter Pilori adlı bakterinin üremesini önleyerek, bu bakterinin midedeki miktarını azaltmaktır. Bu bakteri mide kanserine neden olduğu için, sarımsağın dolaylı yoldan mide kanserinden de koruduğu konusunda veriler bulunuyor.” Sarımsağın bu üstün özelliklerinden en iyi şekilde faydalanmanın yolu ise onu çiğ olarak doğrayıp tüketmekten geçiyor. Çünkü sarımsağa uygulanan çeşitli işlemler, sarımsağın sağlık için yararlı aktivitesini engelliyor.



Sağlıklı beslenmek için et, süt, meyve-sebze ve ekmek-tahıl grubundan tüketilmeli
Hiç kuşkusuz süper gıdaların sağlığa birçok yönden olumlu etkileri bulunuyor. Ancak bu noktada diğer gıdaların da insan sağlığına yarar sağlamadığının düşünülmemesi gerekiyor. Sağlıklı beslenmek için et grubu, süt grubu, meyve sebze grubu ve ekmek tahıl grubundan düzenli tüketmek gerektiğini vurgulayan Demir, sağlıklı bir yaşam sürdürmek için gerekli olan beslenme şeklini şöyle anlatıyor: “Özellikle tek tip besinlere dayalı beslenme tarzı sağlıklı değildir. Her besinin vücuda kendine göre çeşitli faydaları vardır. Örneğin kırmızı et yüksek oranda demir ve B12 içerir ve bu iki besin öğesi aneminin önlenmesinde çok etkilidir. Bir başka örnek ise süt ve süt ürünleridir. Bu besinler yüksek oranda kalsiyum içerdikleri için kemik erimesine karşı, oldukça etkili besinlerdir. İnsanlar beyaz undan yapılmış besinlerin yerine tam tahıllı ürünler tercih etmelidir. Yine şeker ve şekerli besinlerin tüketimini pek önermiyoruz. Bu nedenle tatlı tercihi sütlü tatlılardan yana kullanılmalı, hamur tatlıları uzak durulmalıdır. Kaçınmamız gereken bir başka öğe ise yağ ve yağlı besinlerdir. Bu besinler yüksek miktarda kalori içerirler ve kilo alımına neden olurlar. Bu nedenle yüksek yağ içeren besinlerden uzak durulmalı, yağ tercihi sıvı yağlardan yana kullanılmalıdır.”



İşte sağlığa yararlı bazı süper gıdalar:
Soya: Soya ve soya ürünleri fitoöstrojen kaynakları olup, bu besinler insan vücudunda üretilen doğal östrojen hormonu gibi davranır. Özellikle menopoz sonrası kadınlarda, fitoöstrojenik etki gösteren soya ürünleri önem taşır. Hormon bağımlı olan kanserlerin kontrol ve önlenmesinde rol oynarlar. Soyanın kanserden koruyucu etkisinin yanı sıra, kemik erimesi, diyabet, böbrek hastalığı, menopoz semptomları, kolesterol ve kardiyovasküler hastalıklar üzerine olumlu etki gösterdiği, birçok çalışma ile desteklenmiştir.
Brokoli, Karnabahar, Lahana ve Brüksel Lahanası: Kanser türleri arasında üçüncü sırada görülme sıklığıyla kolon kanseri ve Amerika’da yaşam boyunca her 6 erkekten birinde görülen prostat kanseri riskini azaltan bu besinler, yüksek oranda C vitamini, beta-karoten, lif, kalsiyum, folik asit ve birçok fitokimyasal madde içerirler. Bu besinlerin yapısında bulunan bileşikler, DNA zedelenmesini baskılayan veya bloke eden enzimleri tetikler, tümör büyüklüğünü ve östrojen benzeri hormonların etkinliğini azaltır.
Mandalina: Japonya’da yapılan iki farklı çalışmaya göre karoten deposu olan mandalinanın, kansere yakalanma riskini azalttığı bulundu. Mandalinanın ayrıca karaciğer hastalıkları, damar sertliği ve şeker hastalığı riskini azalttığı, mandalina suyu içen hepatit hastalarının ise karaciğer kanserine yakalanmadıkları tespit edildi.
Üzüm: Üzüm içerdiği flavonoid bileşenlere bağlı olarak potansiyel antioksidan etkinlik gösterir. Antioksidan kapasiteyi yükselterek, oksidasyona bağlı DNA hasarını ve hücrelere zarar veren bileşenlerin düzeyini azaltır. Yapılan çalışmalar üzümün bu etkisinden dolayı başta kanser olmak üzere birçok hastalığın oluşumunu önlediğini göstermiştir