Türkiye bu yıl gıda ürünleri ve fiyatlarına yönelik gelişmeleri daha yakından takip ediyor ve konuşuyor.

Bu yıl yaşanan olumsuz iklim koşullarının yarattığı rekolte kaybı, tezgahlarda artan fiyatlar ve dolayısıyla enflasyona etkileriyle ilgili Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü?nden Prof. Dr. Bülent Gülçubuk?un önemli bir analizi dikkat çekti.

Tarım ürünlerinin tarladan ya da çiftlikten sofraya gelinceye kadar çok halkalı bir pazarlama zincirinden geçtiğini hatırlatan Prof. Dr. Gülçubuk, zararına da olsa küçük ve orta ölçekli çiftçilerin üretimine devam ettiğini belirtti.

Prof. Dr. Gülçubuk, mevcut durumu şöyle özetledi: ?Çiftçi pazarlamanın, satışın ilk halkası oluyor, son halkada ortaya çıkan fiyattan ise payını alamıyor. Burada temel varsayım, çiftçimiz yüksek maliyetle üretiyor ve pazarlamada örgütlenemiyor. Bunda doğruluk payı elbette var. Ama üretim maliyetlerinin yani girdi fiyatlarının istikrarlı bir şekilde yükseldiği, ürün fiyatlarının ise bunun gerisinde kaldığı bir ortamda çiftçi zaten ne kadar ve nasıl kazanabilir??

Pahalı konumdaki yem fiyatlarının canlı hayvan fiyatlarındaki artışın çok üstünde gerçekleştiğini, yine pahalı konumdaki mazot ve gübre fiyatlarının bitkisel ürün fiyatlarındaki artışın çok üstünde olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gülçubuk, bu şartlar altında çiftçinin kazanmasının zor olduğu görüşünü bildirdi.

Tarımda artan girdi maliyetlerinin her zaman ürün fiyatlarının üzerinde olduğunu dile getiren Prof. Dr. Gülçubuk, tarımsal ürün fiyatlarının artışında girdi fiyatlarındaki yükselişin özellikle tüketici boyutunda hep göz ardı edildiğini ve ?Neden ürünler bu kadar pahalı?? sorusunu gündeme getirildiğini sorguladı.

Prof. Dr Gülçubuk, ?Tarımda son 7-8 yılda mazot maliyeti 3.5-4 kat, tohum, gübre ve yem 3-4 kat, elektrik 2-2.5 kat arttı. Diğer yandan tarımsal ürün fiyatları değişmekle birlikte 1-2 kat artış gösterdi. Bu hem bitkisel hem de hayvansal ürünler için geçerli. Sonuç, çiftçi ürününü ucuza satıyor, kazanamıyor. Son tüketicinin tarım ürünlerine ödediği bedelin küçük bir bölümü çiftçiye ulaşıyor? dedi.

Bu noktada küçük ve orta ölçekli çiftçilerin yerine büyük işletmelerin tarıma giderek daha fazla egemen olma çabası ile uluslararası işletmelerin daha fazla boy göstermesinin de bir başka etken olduğunu kaydeden Prof. Dr. Gülçubuk, çiftçinin dağınık ve örgütsüz olmasının da ayrı bir sorun olduğunu söyledi.

Peki, çiftçi kazanamıyor da kim kazanıyor?

Pazarlama zincirinin halkalarında çiftçinin dışında yer alanlar market, toptancı, aracı ve spekülatörleri sıralayan Prof. Dr. Gülçubuk, bu zincirin iyi incelenmesi ve sorgulanması taraftarı olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Gülçubuk, pazarlama marjının ürünlere göre farklılık göstermekle birlikte üretici marjının %25-30, toptancı marjının %25-35 ve perakende marjının da %35-50 arasında değiştiğini, tüketicinin ödediği fiyatın ancak dörtte birinin çiftçiye ulaştığını ifade etti.

Tarım ürünlerinin zaman zaman yükselmesinin yarattığı tedirginliğe dikkat çeken Prof. Dr. Gülçubuk, ?Fiyat hareketliliği en çok, tüketici boyutunda dar ve düşük gelirliyi, üretim anlamında ise küçük ve orta ölçekli çiftçileri etkiliyor. Çünkü kazanan hiçbir zaman bu gruplar olmamakta? dedi.